"Demokratikleşme Paketi" ile Q, W ve X harflerinin kullanılabilmesi için ilk adım attığını söyleyen AKP’nin resmi sitesinde bu harflere hala sansür var. İşte bunun son kurbanı da Şivan Perwer’ın adının "Perver" olarak AKP resmi kaynaklarında geçmesi. Şivan’a sorsan der "yaw yanlışlık olmuştur yoksa benim başkanım 'ismimi' yanlış yapar mı?" ama yapıyor işte doktor civanım.
Bu sansür konusunda AKP kendini aştı sahiden. Takdir ediyorum. Çünkü geçenlerde Arınç’ın salya sümük Erdoğan’a sitem ettiği konuşması da yine kendi sitesinde sansüre uğradı. Başbakan yardımcısının sözleri sorumluluğu altındaki sitede sansüre uğruyor. O zaman gerçek güç kim? Hangi dış güçler bu ülkeyi yönetiyor. AKP’nin gerçek sahibi internet sitesini yöneten eleman mı? Kimdir? Neler oluyor? Biri açıklama yapsın.
Ama açıklama da yapmadan önce son bir sansür şukelasına değineyim. Erdoğan’ın Amed’de kullandığı "Kurdistan" kelimesi TRT tarafından sansüre uğratıldı. Hakikaten Bahçeli haklı! İnsan bazen hayret ediyor. Bir villadaki uşak, bahçıvan, aşçı meselesi aynen bunlar içinde geçerli.
**
Ara sıra gelen preze hastalığı ile gündeme zamansız yumurta gibi düşen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: "Dağdaki adam gelip siyaset yapacaksa onun yolunu açacaksın" diyor. Ve bu adam "Kürtçe eğitim ülkeyi böler" diyen adam. Hiç demiyor yaw kardeşim siyaset yapsın diye çağırdığım adamların zaten hayatını bu dile adadığını, savaştığını. Kemal’ın kendine Kürt meselesi konusunda yapacağı en büyük iyilik susmak. Ne gerek var konuşmaya, ne idüğü belirsiz açıklamalar yapmaya. Partinin diğer elemanları zaten aralıklı saçmalama hakkını fazlasıyla kullanıyor. Sıra sana gelene kadar tew…
**
Erdoğan'ın davetiyle Diyarbakır'a gelen Mesud Barzani'nin, öğleden sonra nikahlarına katıldığı 400 çifte bir armağan etmek üzere 3 bavul dolusu altınla gelmiş. İlk başta sallama bilgi sandım ama olay gerçek. Barzani’nin İstanbul mülk yatırımlarından sonra borsavari bir atakla Amed yatırımları da başladı denilebilir. Mecburiyetten sınır kapılarına dayananlara 2 fotoluk görüntü eşliğinde birkaç altında o uğursuz kapıya bırakaydı keşke. Gelen halka değil, kendi güvenlikçilerine… Tamam malın var mülkün var altının var. Allah artırsın! Kimsenin gözü yok; de bula bula tırşıkçı bir mizansenin ortasında mı dağıtacak zamanı ve yeri buldun. Üzüldüm çuval çuval. Göz yaşlarını sakladım bavul bavul.
**
Bu cemaat ile dershane konusunda kapışma işini Erdoğan Amed gezisinde çaktırmadan belirtimşti. "Dağdakiler inecek" dediği şeyin içinden "Ağdakiler inecek" demek istemiş. Kendi ağı ve karşı ağın hamleleri ile bir bir dökülüyorlar karşılıklı. Diğer bir mühim kısımda Zaman ve türevlerinin yeminli PKK düşmanı ve ekran için satın aldıkları "Kürt kökenliler" yazar kategorisinden Ümit Fırat’ta hemen olaya atlamış zaten. Olayı PKK üzerinden devşirmiş. Rolüne bu kadar sadık az insan var. Zor iş sahiden…
**
Önümde Emine’nin fotoğrafı. Ağlıyor... Yan sekmeden Arınç’ın fotoğrafı. Ağlıyor... Arınç’ın fotosuna bitişik bir isim; İbrahim Tatlıses. Ağlıyor... Bu ağlamaların hepsi aynı anda oluyor. Ağlayarak para kazananların ülkesinde bir kez daha yüreklerimiz dağlanıyor. Onlar ağlarken yan tarafta polis BDP İl binası önünde toplaşanlara gaz sıkıyor. Başkaları da ağlıyor. Gözyaşı farklı değildi hani? Siz bilir misiniz gaz ve acıdan gelen gözyaşı ile Emine, Arınç’ın gözyaşları arasındaki kimyasal farkları? Arada koca bir hayat farkı var. Gerisini siz düşünün artık…
Manyak sansürcüler Delirmiş ağlaklar...
Anladığım kadarı ile Şivan Perwer sanat işini bırakıp "zanaat" işine atılalı baya etti. En azından Amed çıkartmasında Erdoğan’ın şovu ile olup biten şeylerin izahı için 3 atom gücü sabır lazım. O meseleye çok girmeyeceğim. Kafama takılan bir şeyi hatırlatmaktır amacım.