Yıllar önce bir Aralık ayında Aleviler, tarih boyunca karşılaştıkları bir başka saldırıların bir yenisini yaşadılar. 1978 yılında, 19 Aralık'ta startı verilen Maraş Katliamı'nda Aleviler şahsında insanlık katledildi. Aleviler kendilerine ''Alevilik nedir? Biz neden saldırıya uğradık? Bizim yaşam felsefemiz ve siyasi, ideolojik duruşumuz nedir?'' diye sorular sorup, bunlara doğru cevaplar bulabilirlerse, o zaman bu sistem var olduğu sürecede saldırıların hiç bitmeyeceğini de anlayabilirler. Yani Maraş'ta Alevi Kürtlere yapılanlar, şimdi bütün Kürtlere yapılmaktadır. Kürt halkı 90 yıldır fiziki saldırılar ve katliamlarla karşı kaşıya. Kürtler bazen tek tek, bazen de onlarca kişi olarak topluca katledildiler ve halen katlediliyorlar. Maraş'taki saldırı ve katliam, bugün Kürdistan'ın güneyi, kuzeyi ve Rojava'da, Kobanê'de, Kürdistan'ın dört bir yanında aynı zihniyet ve siyasetin sonucu ve ürünü olarak tekrar ediyor.

Saldırılar bugünle sınırlı değil

Birçok Alevi ve farklı inanç sahipleri Maraş'taki saldırıları basit mezhep kavgası veya dini bir çatışma olarak biliyor. Ancak Aleviliğin tarihsel olarak ne anlama geldiği bilince çıkarılırsa, Alevilere sadece Maraş'ta değil de, Dêrsim, Koçgiri, Sivas, Çorum, Gazi'de ve yüzyıllar önce farklı yerlerde neden saldırılar planlanıp yapıldığı daha net anlaşılır. Eşitliği, özgürlüğü, adaleti ve komünal yaşamı savunup yaşayanlar adalet, hak, hukuk ve eşitlik karşıtı faşist kesimlerin devlet ve iktidar destekli saldırılarına uğrarlar. Alevilik de tarihsel olarak bu değerleri, özcesi hep insanlığı savunmuş ve bu felsefenin hem savunucusu hem de yaşayanı olmuştur. Alevilik Arap Yarımadası'nda Muaviye'nin, Yezit'in ve bunlara benzer bir çok halk karşıtı ve iktidar, para servet, hırsına sahip zalimlerin saldırısına uğramıştır. Anadolu'da özellikle Osmanlı döneminde bir çok kez saldırılar olmuş, Aleviler katledilip kuyulara doldurulmuştur. Cumhuriyet döneminde de bu saldırılar hiç durmamış, son sürat devam etmiştir.
Dikkat edilirse, Aleviler adeletin, özgürlüğün, eşitliğin olmadığı, sömürünün ve faşizmin olduğu koşullarda ve düzenlerde hep saldırıya uğruyorlar. Çünkü Alevilik kendi felsefesi ve yaşam tarzı ve kültürü gereği sürekli baskıya, zulme, adaletsizliğe karşı mücadele etmiştir. Aleviler bu özelliklerinden dolayı da egemenler tarafından kendi saltanatları ve sistemleri için sürekli bir tehlike olarak görülmüşlerdir. Bu nedenle saldırılar planlanıp katliamlar yapılmıştır. Bu katliamları da özellikle aşırı milliyetçi, sağcı ve faşist kesim ve grupları devreye koyup, din ve mezhep çatışması süsü vererek yapmışlardır. Yani karşıt mezhepler arasındaki çatışmalar olarak yansıtılıyor. Dolayısıyla böylesi bir durumda sanki devletin ve hükümetin hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi haraket ediliyor. Tam tersine, aslında halkın büyük bölümü saldırının arkasındaki güçlerin ve neler olup bittiğinin farkında değil.

İktidar, Alevileri tehlike olarak görüyor

Maraş'ta olduğu gibi tarihin birçok farklı mekan ve zamanlarında Alevilere yönelik gerçekleşen saldırılar aslında dini ve mezhepsel saldırılar değildir. Siyasi, ideoljik, sosyal ve toplumsal boyutu olan saldırılardır. Çünkü Aleviler sanayinin gelişimi ve modern toplumsal ideolojilerin doğuşuyla beraber siyasal tercihlerini haklı olarak tabi ki modern komünal ideolojilerden, düşüncelerden yana yapıp, modern komünal siyasi parti örgüt ve gruplardan yana olacak ve bu hareketlere yoğun destek ve katılım sağlayacaklardı. Zaten aksi düşünülemezdi. Alevilerin solcu, devrimci, yurtsever, ilerici, aydın, sisteme muhalif olan bütün siyasal, sosyal örgütlenmelere destek vermeleri ve bizzat bu örgütlenmelerde aktif yer almaları, Alevileri sürekli egemen kesimler için bir tehlike haline getirmiştir. Kendi düzenleri için Alevilerin ideolojik duruşunu ve siyasal varlığını tehlike olarak gören sermaye ve iktidar çevreleri her fırsatta çeşitli entrika, komplo, şantaj ve saldırılarla devletin bütün gücünü ve imkanlarını kullanıp mezhep kavgası görüntüsüyle saldırı ve katliamlar yapmışlardır.
Bu saldırılar, sadece Alevilere değil, tüm insanlığa yönelik saldırılardır. Bu nedenle başta Aleviler olmak üzere bütün ilerici insanlığın, aydın kişi çevre kesim ve grupların, içinde yaşadığımız ''modern'' Muaviye düzenine karşı mücadele edip bu insanlık düşmanı, halk karşıtı sistemi ortadan kaldırması gerekiyor. Zaten bütün Kürtler bu mücadeleyi veriyorlar. Çünkü işin özü, mazlumla zalimin kavgasıdır. Yani mesele; mazlumun zalimin zulmune karşı isyan etmesidir. Bu isyan esasen adaleti, hakkı, hukuku, insan haklarını, komünal yaşamı inşaa etme ve yaşamsal hale getirme meselesidir. Sorun sanıldığı gibi basit dini veya mezhep kavgası değildir. Çünkü yüzlerce yıldır her mezhepten, dinden, inançtan hatta farklı siyasi görüşten insanlar Ortadoğu'da, Anadolu ve Mezopotamya'da bir arada yaşadılar. Farklılıklarını bir sorun, saldırı gerekçesi olarak görmediler.

Asıl amaç, toplumsal mücadeleyi durdurmak

Devlet eliyle, mezhep çatışması görüntüsünde gerçekleştirilen Maraş ve benzeri saldırılarla asıl amaç; toplumsal mücadelenin gelişimini durdurup dağıtmak, yok etmektir. Bunun bilincinde olup günümüzün Muaviye ve Yezitlerinin yanından bile geçmemek gerekiyor. Kürtlerin ulus olmaktan kaynaklı ulusal haklarını tanımayanların hepsi birer Muaviye'dir. Türkiye'de özelde işçilerin genelde de toplumun alın terini, emeğini çalıp da saltanat sürdürenlerin hepsi aslında birer Yezit ve Muaviye'dir. Başta Alevi Kürtler olmak üzere bütün Kürtlerin, Alevilerin, Türkiye halkı ve emekçi sınıfının bütün bu gerçeklerin farkında olup günümüz Muaviyeleri ve Yezitlerine karşı mücadele edip bu insanlık düşmanı sistemi alaşağı etmeleri ve devirmeleri gerekiyor.
Kürdistan'da büyük bir adalet mücadelesi veriliyor. Bu mücadeleyi sadece Kürt ulusal mücadelesi olarak görmemek, bir Türkiye devrimci mücadelesi olarak görmek gerekiyor. Çünkü Kürt Özgürlük Hareketi'nin yürütmüş olduğu mücadele, klasik anlamda kendi ulusal sınırlarını çoktan aşmış bir Türkiye ve Ortadoğu devrimine kapı açmıştır. Adalet, hak, eşitlik mücadelesi denilecekse, buna denir. Enternasyonalizm denecekse de buna denir, günümüzün Alevilik mücadelesi denecekse de buna denir.
Günümüzün Muaviyelerinin son dönemde Alevilere karşı devreye koyduğu oyunlara ve politikalara karşı da  Alevilerin dikkatli olmaları gerekiyor. Aleviler, kimlerin yanında yer alıp kimlere karşı nasıl tavır almaları gerektiğini bilmeli. Alevilerin mücadele edenlerin yanında yer almaları Aleviliğin felsefesi ve özü gereğidir. Bunun dışındaki bütün hareket ve davranışlar Aleviliğin hedeflediği felsefeye ve yaşama zıttır. Çünkü Aleviler yüzlerce yıl zalimlerin kurduğu sömürü sistemlerine karşı çıktıkları için saldırı ve katliamlara uğradılar. Bütün Alevilerin bunları bilmeleri gerekiyor. Zaten kendilerine Alevi deyip de günümüzün Yezitleriyle kol kola girenlere Alevi demiyoruz. Bunların kim-ler oldukları zaten ortadadır. Alevilik felsefesinin hedeflediği yaşam tarzı Kürdistan Özgürlük Hareketi'nin geliştirdiği büyük mücadeleyle galip gelerek, bütün insanlığa mal olacaktır. Kürdistan'da yükselen devrimci demokratik komünal mücadele başta Türkiye, Kürdistan olmak üzere bütün Ortadoğu'daki Muaviye ve Yezitleri ortadan kaldırıp dünyayı insanlık için yaşanılır hale getirecektir.