
Bir süreden bu yana zatüree tedavisi gören Marquez’in ölümü dünyada büyük yankı uyandırdı. Ailenin sözcüsü Fernanda Familiar ünlü yazarın ölümünü sosyal paylaşım ağı Twitter’dan duyurdu.
Edebiyatta Büyülü Gerçekçilik olarak anılan akımın en büyük temsilcilerinden olan Gabriel Garcia Marquez 31 Mart tarihinde hastaneye kaldırılmıştı. Gabriel Garcia Marquez'e aşırı su kaybının yanı sıra akciğer ve idrar yolları iltihabı teşhisi konulmuştu. Bir süre hastanede tedavi gören Marquez antibiyotik tedavisinin ardından taburcu edilmişti.
Marquez dün öğle saatlerinde Mexico City’deki evinde hayata gözlerini yumdu.
Marquez’in ölümünün ardından ilk olarak Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos bir açıklama yaptı. Santos açıklamasında Marquez’in gelmiş geçmiş en büyük Kolombiyalı olarak niitelendirdi.
ABD Başkanı Barack Obama da dünyanın en büyük vizyoner yazarlarından birini kaybettiğini ifade ederek gençliğinden bu yana Marquez’in en sevdiği yazarlar arasında yer aldığını ifade etti.
Marquez’in 30 yılı aşkın bir süredir yaşadığı Meksika’nın Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto ise bir mesaj yayınlayarak “Meksika adına çağımızın en büyük yazarlarından biri olan Marquez’in ölümünden büyük üzüntü duyduğumuzu açıklıyorum” ifadelerini kullandı.
MARQUEZ’İN HAYATI
Gabriel Garcia Marquez'in diğer romanları arasında "Kolera Günlerinde Aşk", "Labirentindeki General" ve "Benim Hüzünlü Orospularım" da bulunuyor.
New York Times gazetesi, "Yüzyıllık Yalnızlık"ı, tüm insanlık için "Eski Ahit'ten bu yana okunması gereken ilk edebiyat ürünü" olarak tanımlamıştı.
1928’de Kolombiya'nın kuzeyindeki yoksul Aracataca kentinde doğan ve büyükannesi ve büyükbabasının yanında büyüyen Garcia Marquez, çocukluk yıllarını tüm eserlerinin kaynağı olarak niteliyor.
İki iç savaşa katılan, liberal bir insan hakları eylemcisi olan büyükbabasının siyasi çizgisinden etkilenen yazar, büyükannesinin anlattığı hurafeler ve halk hikayeleriyle büyüdü. Büyükannesin söz ettiği, evin etrafında, ifadesiz bir şekilde dans eden ölü ataları ve hayaletler en büyük romanında yer buldu.
Cizvit okulunda hukuk öğrenmi görmeye başlayan Garcia Marquez, gazetecilik yapmak için okulu bıraktı.
1954'te çalıştığı gazete tarafından Roma'ya gönderildi.
O zamandan sonra ömrünün büyük bölümünü Paris, Venezuela ve son olarak da Mexico City olmak üzere yurt dışında geçirdi. Romanlarıyla ünlenmesine rağmen hep gazeteciliğe devam etti.
William Faulkner'dan derin bir şekilde etkilenen Garcia Marquez, ilk romanını 23 yaşında yazdı.
1955'te yayımlanan "Yaprak Fırtınası" ve sonrasındaki üç kitabı, yazarı büyük bir ticari başarıya ulaştırdı.
Yüzyıllık Yalnızlığın ilk bölümünü yazma fikri Acapulco'ya giderken aklına geldi. Geri dönüp, günde altı paket sigarayla odasına kapandı. 18 ay sonra "geri döndüğünde" ailesinin 12 bin dolar borca girdiğini öğrendi. Ama elinde çok satan romanına dönüşecek 1300 sayfa vardı.
Romanın İspanyolca ilk basımı bir hafta içinde tükendi. Sonraki 30 yıl içinde kitap 30'dan fazla dile çevrildi.
Yazılarının canlılığı, dil zenginliği ve derin hayal gücüyle hayranlık uyandıran yazar "sürrealizminin Latin Amerika'nın realizminden kaynaklandığını" söylemişti.
Garcia Marquez'in, Şilili bir göçmenin memleketine dönüş deneyimini anlattığı romanının 15 bin nüshası Şili hükümetinde yakıldı.
Sol eserler yayımlamaya devam eden yazar, eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand ile kişisel dostluk kurdu ve Bogata'dan eski Küba lideri Fidel Castro'nun ajansını idare etti.
1982'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan yazar, 1986'da bir başka çok satan romanı Kolera Günleri'nde Aşk'ı yayımladı.