• Türk hükümeti, el koyduğu atölyeler, meslek liseleri, açık cezaevi işletmelerini de dahil ederek ürettiği maskeleri, 55 ülkeye büyük reklamla yardım diye gönderdiğini gösterirken, içeride bir aydır dağıtımını organize edemedi.

Koronavirüsü (Kovid-19) nedeniyle maske satışının yasaklanması, ardından eczanelerden SMS koduyla ücretsiz dağıtımına geçilmesi, hem yurttaşlar hem de eczacılar açısından sorunları da beraberinde getirdi. Hala maskenin gitmediği iller, ulaşamadığı milyonlar var ama Cumhurbaşkanı forsuyla başka ülkelere bir kaç palet gönderilerek büyük reklam yapılıyor.

Maske satışları, yasaya gerek duyulmadan yasaklandı. PTT aracılığıyla dağıtılacağı söylendi, e-Devlet devreye konuldu. Daha sonra eczanelerden ücretsiz dağıtılacağı açıklandı. Bunda da sorun çıkınca kamu kurumu çalışanları ile bir iş yerinde SGK’li çalışanlar, eczaneden maske alamayacak. Bu vatandaşlar, maskelerini çalıştıkları kurum ve iş yerlerinden temin edeceklerdir. Zaten 20 yaşından küçük olanlar ile 65 yaşından büyük olanlar alamıyordu.

50 milyonun 8 milyonu alabildi

Türk Eczacılar Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, şu ana kadar 31 kentte 55 milyon maskenin eczanelere gittiğini, yaklaşık 40 milyon maskenin dağıtıldığını, geri kalan 50 kente ise dün maskelerin gönderildiğini aktardı. 40 milyon maskenin dağıtılmasının, ülkede 8 milyon insanın maske aldığının göstergesi olduğunu belirten Çolak, “Sokağa çıkma kısıtlaması olmayan 45-50 milyona yakın insan var. Dolayısıyla burada SMS ve e-Devlet konusunda bir sıkıntı olduğu aşikâr. Herkes yeterince ve anında maskeye ulaşmış değil” dedi.

Eczane başına 30 SMS

Taleplerinin, “düzenli SMS gönderilmesi ve eczacılarda bir yoğunluk oluşturulmaması” olduğunu dile getiren Çolak, MA’dan Eylem Akdağ’a yaptığı açıklamada, “Eczane başına, günde 30 SMS geçmeyecek biçimde gönderilmeli. Yani bir yerde 500 eczane varsa, 15 bin tane SMS gitmeli. Bu bir sıkıntı yaratmaz ama siz bir eczaneye 400 tane insanı sokarsanız, sıkıntı yaratırsınız. Çünkü bizim eczanelerimiz küçük, 35-40 metrekarelik. Böyle bir durumda enfekte olma riski de artar” uyarısında bulundu.

Peki bunlar ne yapacak?

İç piyasada maske üretimi yapılarak, satışının yapılmak istendiğine dikkat çeken Çolak, “Kanser hastası, diyaliz hastası, kronik hastalığı olanlar, T.C. vatandaşı olmayanlar ve göçmenler için bir çözüm lazım. İhtiyacı olan fakat SMS gelmeyen insanlar için sabit fiyattan maske verilmeli. Sorun böyle kısmen de olsa çözülebilir. Tabi en büyük sorunun çözümü, ihtiyaç ve talep kadar arz oluşturulması. 5 maske yeterli değil ama vatandaşın hepsine dağıtmak için bir çabanız olursa böyle bir kısıtlamanız olur” şeklinde konuştu.

Kışı başına günlük üç olmalı

Maske kullanımının bulaş riskini azaltmasındaki rolüne işaret eden Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey Üyesi Selma Güngör ise hiçbir belirti olmadan salgını atlatanların olduğunu, belirtiler olmadığı için sağlık kuruluşlarına başvurmadıklarını ve ancak bulaş riski olduğunu söyledi. Güngör, şöyle devam etti: “Bu açıdan herkes potansiyel virüs taşıyıcısı olarak kabul edildi ve fiziksel mesafenin kurulamadığı yerlerde maske takılması zorunluluğu geldi. Bu zorunluluk devlet tarafından getirildiği için ‘ben bunu karşılayacağım’ dedi ama ne yazık ki karşılanmıyor.

 

Kullanım süresi dört saattir

Hafta da bir kez ve 5 adet verilmesi, düzenli işe gidenlerin korunmasız olduğunu göstermekte. Maskelerin kullanım süresi 4 saattir. Çok iyi koşullarda belki 6 saate çıkabilir. Maskeyi kullanım ömrünü geçirmek zorunda kalan kişiler dışarıda oldukları için, virüs taşıma ve bulaştırma riskini taşıyor. Aynı zamanda kendileri de başkalarından virüs kapma riski altında.”

Güngör, üretimin 50 milyon insana günde üç maske düşecek şekilde yapılması gerektiğinin altını çizdi. ANKARA