Size Maxmur’dan yazıyorum. 1994 yılında Türk devletinin zorbalığı nedeniyle köyünü, toprağını geride bırakıp yollara düştüler. Birkaç yer değiştirdikten sonra 1998 yılında Maxmur’a yerleştiler.
Yolun insanlarına, Maxmur'a misafir oldum.
Maxmur yol insanları ilk geldiğinde çöldü.
Devrik Irak lideri Saddam Hüseyin, Maxmur sakinlerine yerleşmeleri için izin verirken "akreplerden de olsa yaşayamazsınız" demiş.
Bir yere yerleşmeleri gerekiyordu ve ancak akrepler diyarında yaşama şansları vardı. Önce şehirlerinden, köylerinden kovulmuşlardı sonra kamp kurmak için yerleştikleri Ertuş'tan ve Ninova’dan da kovuldular.
Akrepler diyarına yerleştiler...
Akrepler diyarında su aradılar ve buldular. Önce kerpiç evler, sonra taştan evler yaptılar. Daha sonrasında ise beton evler yaptılar. Zamanla avluları yeşillendi evlerin. Bölgenin çehresi değişti. BM nezdinde gerişimde bulundular mültecilik statüleri tanındı. Ardından okullar açtılar.
İlk günlerde geçici kalacaklarına inandılar. Her an gidilecekmiş gibi baktılar. Zamanla bir yaşam alanı kurdular. Ve bugün kalıcı olacaklar gibi bakıyorlar. Yine de köylerini özlüyorlar ve bir gün döneceklerine dair inançlarını koruyorlar.
O çocuk yaştaki çocukların çoğu dağlara verdi yolunu. Kimi hayatını kaybetti, kimisi ise sakatlandı. Kimi çocuklar evlendi ve çocukları oldu. O çocukların çocukları da yönünü dağlara verdi. Abi/abla ve amca/teyzeleriyle özgürlük davasına atıldılar. Gabara, Tendürek'e, Dêrsim dağlarına ve Kobanê'ye gittiler.
Kimi ise okudu; şimdi doktor, arkeolog, avukat veya mühendis.
DAİŞ Musul'u ele geçirmiş ardından da Şengal'i işgal etmişti. Her geçen gün Maxmur daha çok tehdit ediliyordu. Bunu bilen kamp yönetimi önlem olarak halkı tahliye etmişti ve 6 Ağustos 2014'te DAİŞ teröristleri Hewlêr'in 40 km yakınındaki Maxmur'a saldırdı.
Kaç defa evleri yıkıldı, kaç defa kovuldular, 6 Ağustos günü onu yeniden hatırladılar. Bir çölden vaha rayatan halkın evi, bahçesi elinden alındı.
Saldırıya uğradılar. Yeniden yollara düşmek zorunda kaldılar. Ama bu uzun sürmedi. Kandil’in kadın ve erkekleri el verdiler, direndiler ve DAİŞ’i söküp attılar.
HPG, YJA STAR gerillaları ve kamp sakinleri ortak bir savunma gücü kurdular. DAİŞ burayı ele geçirerek Hewlêr'e yönelmek istiyordu. Maxmur savunma güçleri Federe Kürdistan yönetimi ile görüştüler. Pêşmergeler ile koordinasyon kurdular. Kürt güçleri ortak savunmanın temellerini ilk burada attı.
Maxmur DAİŞ’in işgaline uğradı. Ancak DAİŞ burada tutunamadı, ancak üç gün kalabildi. 10 Ağustos'ta çeteler bölgeden çıkartıldılar. Onlarca cenazeyi geride bırakarak kaçtılar. Maxmur, aynı zamanda DAİŞ'in kovulduğu ilk yer!
Halkın topyekün direndiği ilk yer; ilk kobanê…
Tek kurşun sıkmadan Şengal’i terk eden, tek kurşun patlatmadan Şengal’i teslim edenlere de bir ders verdi; direnebilir ve kazanabilirsiniz dedi.
Ondan sonra Federe Kürdistan yönetimi ve halkının DAİŞ’e yönelik tutumu da değişti. Türkiye ile ilişkileri yeni dinamikler üzerine oturdu.
Kampın 30 kilometre yakınında hala bir savaş var. Her gün insanlar ölüyor. Her yerde askeri araçlar var. Kampın savunma gücü bölgenin savunmasını pêşmergeler ile koordineli sağlıyorlar. Ve halk Maxmur'u terk etmemekte kararlı.
Maxmur'luların gönülleri dönmekten yana ama kalıcılar gibi yaşıyorlar. Burayı yurt edindiler, yeni bir yaşam oluşturdular. Okulları ve Akademileri var.
Çalışıyorlar. Her kadın ve erkek siyasetle bölgedeki gelişmeler ile yakından ilgili. Kurdukları yeni yaşam çabası komşularına da yansımış, oraları da etkilemiş.
Çocukken yollara düşmüş ve burada büyüyen çocuklarla konuştum, onlarla oturdum. Demhat ve Berivan, Dirok ve Newroz beni evlerinde misafir ettiler. Demhat lise öğretmeni, Dirok kamp yönetiminde. O hem Maxmur'un emekçisi hem bilgesi...
Berivan ve Demhat'ın yeni doğmuş bir çocukları var...
Newroz, çocuk bedeniyle yollara düşmüş, kanatları olmuş ve özgürlüğün kanatlarıyla ayak basmadığı Kürdistan toprağı kalmamış. Kobané'de çocukların çığlıkları gelince bu sefer oraya uçmuş, yol arkadaşlarıyla söküp atmış kötücül belayı. Siz bu yazıyı okuduğunuzda, Newroz başka diyarlara kanat çırpıyor olacak.
Dirok, Demhat, Newroz, Selim Hoca, Berivan ve Berxwedan pırıl pırıl insanlar…
Diljîn, Ruken, Gülbahar, Şiyar ve tüm Maxmur; hepsi insan gibi insanlar...
Dönüş gündemlerinde yok; yeni ve özgür bir yaşam oluşturma çabasındalar.
Barışa inanıyorlar, özgürlükten ödün vermiyorlar.
Burada insanı yeniden sevdim, o güzel ruhu yeniden gördüm...
Zor spas Maxmur!