1994 yılında TSK baskı ve teröründen nasibini alan Kürdistan’ın güneyi ile hem hudut olan Şinêx ve Colemêrg’li Kürdistanlılar en azından yaşam haklarını garanti altına almak için ülkelerinin güneyine göç ettiler. Göç etmez olaydılar. Yaşam haklarını garanti altına almak için göç ettikleri ülkelerinin güneyinde başlarına gelmiyen kalmadı.
Başlangıçta Zaxo ve Batufa’ya bağlı dağlık alanlarda oluşturulan Biherê, Seraniş, Besive, Geliya Kiymete’de kalmışlar. Daha sonra ver elini Duhok’a otuz dokuz kilometre uzaklıktaki Etruş kampı. Arkasından Ninova, Nehdare kampları. Son durakları 2003 yılında Saddam’ın denetimindeki Maxmur kampı olmuş. Onyedi senelik mültecilik döneminde faili belli cinayetlerin, yılanların, akreplerin boy hedefi olmuşlar. Sadece Maxmur kampında yılan ve akrepler tarafından ısırılan çocuklardan on iki tanesi yaşamını yitirmiş. Geceleri kampları kurşun yağmuruna tutulmuş, kampın dışında hayvanları otlatan çobanın boynu kesilmiş. Faili belli cinayetleri soran soruşturan olmamış.
TC tarafından kendilerine Türk olmak, korucu olmak dayatıldığı için ülkelerinin güneyine göç etmişler. Göç ettikleri ülkelerinin güneyinde ise “Kurde Tırkıyê” olmaktan kurtulamamışlar. Kendilerine ayrı cinsten oldukları hep ima edilmiş. Nüfus cüzdanları yok. Ellerindeki seyahat belgeleri ile ilk önce Hewler’e gidip gelmeye başlamışlar. Hewler’de iş buldukça çalışmışlar. Şimdilerde Duhok, Süleymaniye, Zaxo’ya da çalışmak için gidebiliyorlar.
Son durakları olan Maxmur’a geldiklerinde iskan edildikleri alan çölmüş. Onüç yılda çölde yemyeşil bir kasaba yaratmışlar. İsrail’lilerin çölde yemyeşil bir ülke kurdukları balandura, balandıra anlatılır. Kürdistan’ın kuzeyinden Irak’ın çölüne gitmek zorunda kalan Kürtlerin yemyeşil bir kasaba kurduğundan kimse bahsetmez. Kürdün şimdiye kadar kimsesi yoktu. Devleti yoktur. Kürdün yarattığı mücizeyi görebilmek, kendisini Avrupa’nın otobanında ateşe veren Halfetili Müslüm’ün kendi elleriyle yetiştirdiği bahçe kimin gözüne takılır.
Maxmur, Latin alfabesi ile Kurmancî lehçesinde ana okulundan üniversiteye kadar Kürtçe eğitimin yapıldığı tek yer. Kamp’ta iki ana okulu, beş ilkokul, bir orta okul, bir lise var. Orta eğitimlerini tamamlayanlar Hewler, Süleymaniye, Zaxo’daki üniversitelere devam edebiliyorlar. Şimdiye kadar üçyüz öğrenci ünivesiteden mezun olmuş. Halen yüksek öğrenimine devam eden üçyüz elli Maxmur’lu öğrenci var. Kampı ziyaret ettiğim sırada “mamostaların” kongesi vardı. Yeni öğretim yılına hazırlanıyorlardı.   
Kampın en üst yönetim yeri “Halk meclisi”. Diğer kurumların hepsi “Halk meclisi”nin altında yer alıyorlar. Kampın belediyesi de var. Kampın yol, su, elektirik ve alt yapı işleri ile uğraşıyor.
Belediye binasının önünde Kürt heykeltraşlar tarafından yapılmış bir kadın heykeli var. Kadın bir eliyle çocuğunu tutarken diğer eliyle de süpürgesini kavramış. Kürt kadını bir taraftan ülkesine faydalı olacak evlatlar yetiştirmek için çalışırken, diğer taraftan da çevrenin korunmasından, temiz tututmasından kendisini sorumlu görüyor.
Kuyulardan çıkan sular kükürtlü. Temizlik işlerinde kullanılıyor. İçme suyu ise tankerlerle getirilip kamp sakinlerine dağıtılıyor. Kampın hemen dışında etkinliklerin yapıldığı bir alan var. Ziyaretim sırasında kamptaki kadınlar Kürdistan’daki operasyonları ve sayın Öcalan’a uygulanan tecridi protesto etmek için dönüşümlü olarak açlık grevinde idiler. Açlık grevi devir törenini, Maxmur’lu sanatkar Dino’nun rejisini yazıp, Maxmurlu çocuk sanatkarlarla birlikte oynadıkları çevre sorunlarını dile getiren kısa oyununu zevkle izledim.

Maxmurlu’lar politik olarak kendilerini iyi yetiştirmişler. Kendilerini her gün yeniliyorlar. Her evin damında bir çanak anten var. Roj Tv’yi ve Türk kanallarındaki tartışma programlarını sürekli olarak izliyorlar. Haber saatlerinde kampta hayat duruyor. İki tane de camileri var. Bunlardan birisinde namazımı kıldım.  Gönlümü ülkemin güneyinde bırakarak sürgün ülkeme döndüm. İnşallah “Demokratikleşmiş, cins ayrılıklarını ortadan kaldırmş, birleşmiş ülkemide göreceğim”. Ülkemi geride bırakırken, ülkemin hava sahasından ülkemi seyrederken “Xwüda Hafiz Kürdistan”, “Xwedê te star bıke Kürdistan”, “Hümay to star kero Kürdistan” cümleleri dudaklarımdan döküldü.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* ARGK Dersim komutanlarından Celal Barak, TSK girdiği çatışmada 27 Eylül 1994 tarihinde şehit düştü.
* 28 Eylül 1974 tarihinde DDKD (Devrimci Demeokratik Kültür Derneği) kuruldu.
* 28 Eylül 1991 tarihinde MKM (Navenda Çanda Mezopotamya) kuruldu. Kurucuları arasında Şehit Hozan Ali Temel’de vardı.
* 1 Ekim 1962 tarihinde Kürt devrimcisi-yurtseveri Edip Karahan tarafından Dicle-Fırat gazetesi İstanbul’da yayınlanmaya başlandı.
* 1 Ekim 1999 günü sayın Öcalan’ın isteği doğrultusunda ilk barış grubu Şemzinan’dan Kuzey Kürdistan’a giriş yaptı. Barış gurubu üyeleri tutuklanarak cezaevine gönderildiler.