DAİŞ çetelerinin saldırılarıyla sarsılan İngiltere’de 8 Haziran’daki erken genel seçimlerde iktidardaki Başbakan Theresa May’in Muhafazakarlar Partisi sandıktan birinci çıkmasına rağmen tek başına iktidar olma şansını yakalayamadı. 

650 bölgeden, 650 milletvekilini belirlemek üzere yapılan seçimlerde resmi olmayan sonuçlara göre Muhafazakar Parti 318 bölgede kazanırken, Jeremy Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi 261 sandalye elde etti. Muhafazakarların tek başına iktidar olması için 326 sandalye kazanması gerekiyordu. 

Resmi olmayan sonuçlara göre ise Demokratik Birlik Partisi 10, İskoç Bağımsızlıkçılar 35 ve Liberal Demokratlar 12, Plaid Cyru 4, Yeşiller Partisi 1 sandalye kazandı. 

Bu sonuçlardan sonra ufukta koalisyon veya azınlık hükümetini görülüyor. Ülkede seçimlere katılım oranı ise yüzde 69. 

May oynadığı kumarı kaybetti

İngiltere’nin AB’den çıkış müzakareleri Brexit’e başlamadan önce büyük bir parlamento gücünü arkasında görmek isteyen May’in erken seçime giderek büyük bir kumar oynadığı ve bu kumarı kaybettiği, İngiltere’de basında ve kamuoyunda oluşan genel bir kanı. 

Jeremy Corbyn ise Muhafazakar Parti’nin, egemen medyanın ve parti içi sağ kanadın sert muhalefetine karşın hazırlattığı seçim programı ve yürüttüğü seçim kampanyası ile Tony Blair’in 1997’deki zaferinden sonra İşçi Partisi’nin oyunu artıran ilk lider oldu ve liderliğini sağlamlaştırdı. İşçi Partisi 2015 seçimlerinde toplam 232 milletvekili çıkarmıştı. 

Parti lideri ve aktivist

Corby, İşçi Partisi’nin liderlik arayışının önemli bir ismi olarak son 2 yıl içinde sürekli kamuoyunda gündeme geldi. Corby, Kürt sorunun çözümü noktasında da gündeme gelen bir İngiliz siyasetçi. 

Daha sol bir bakış açısı ve söylemleriyle ön plana çıkan Corbyn, İşçi Partisi’nde muhafazakar kesimlerin isyanına rağmen yapılan kongrede partisinin başına geçti. 

BBC’de çıkan habere göre Corbyn, bazı sendikalarda çalışması ardından parlamenter siyaset alanına girmesi ve 1983'te Kuzey Londra'dan ilk kez milletvekili seçilmesinden bu yana İşçi Partisi içindeki en soldaki isimlerden oldu ve birbirinden çok farklı içerikteki kampanyalar içinde yer aldı.

1980'lerde Güney Afrika'daki Apartheid rejimine karşı kampanyanın önde gelen isimlerinden biri oldu ve 1984'te bir eylem sırasında gözaltına alındı.

Uluslararası Af Örgütü'nün üyesi olan milletvekili, Şili'nin eski diktatörü Augusto Pinochet'nin yargılanması için yürütülen kampanya için uğraştı.

Corbyn, Filistin ile dayanışma etkinliklerine ve 1980'lerde IRA üyesi sanıklarla ilgili de yapılan kampanyalara katıldı. 

Meclis'te 2006 Irak savaşıyla ilgili bir soruşturma başlatılması çağrısı yapan 12 milletvekilinden biri oldu. 

1980’de Fatsa davasının takip için Türkiye’ye giden Corbyn, KCK operasyonları adı altında AKP-Cemaat işbirliği gerçekleştirilen siyasi soykırım operasyonları için de Türkiye’ye gitmiş, konuyu soru önergesi ile İngiliz Parlamentosu’nun gündemine getirmişti. 

Corbyn, 2013 yazındaki Gezi Parkı eylemleri sırasında Financial Times'ta yayınlanan "Türkiye Başbakanına Açık Mektup" adlı metnin imzacıları arasındaydı. Metinde dönemin Başbakanı R.Tayyip Erdoğan'ın Gezi Parkı eylemlerine karşı düzenlediği "Milli İradeye Saygı" mitingleri, Hitler döneminde düzenlenen mitinglere benzetiliyordu. 

Jeremy Corbyn geçtiğimiz Mart ayında Newroz dolayısıyla yayınladığı mesajda Türkiye’nin çözüm sürecine dönmesi çağrısı yapmıştı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çözüm sürecine katılması için özgür olması gerektiğini belirten Corbyn bu mesajlarıyla ülkesindeki Kürtlerin sempatisini kazanmıştı. 

BBC’nin haberinde arabası olmayıp işine bisikletle giden Corbyn’nin milletvekillerinin skandal harcamalarla gündeme geldiği İngiltere’de en az masraf yapan milletvekili olarak tanındığı belirtiliyor. 

İskoç bağımsızlıkların eli zayıfladı 

Bu arada yapılan seçimlerde İskoç bağımsızlıkçılarının eli zayıfladı, 2015 seçiminde İskoçya’daki 59 milletvekilinin 56’sını kazanan ayrılıkçı İskoç Ulusal Partisi bu seçimde sadece 35 vekil çıkarabildi. Liberal Demokrat Parti’nin oy oranı değişmedi ancak sandalye sayısını 14’e yükseltti. Kuzey İrlanda’daki birlik yanlısı Demokratik Birlik Partisi de 10 vekil kazandı. Aşırı sağcı Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi dramatik bir düşüş yaşayarak hiç vekil çıkaramadı.

Brexit için türbülans

Öte yandan seçimlerde çıkan sonucun, İngiliz siyasetini nasıl şekillendireceği önemli bir tartışma oldu. 

May'in perşembe günkü genel seçimlerde elini güçlendirememesiyle birlikte ülkenin Avrupa Birliği'nden çıkış sürecine ilişkin yaklaşımının yine türbülansa girmesi bekleniyor. AB ile Brexit müzakerelerinin, May’in seçimlerde beklemediği bir sonucu alması nedeniyle erteleyebileceği belirtiliyor. 

Seçimlerin şok bir sonuçla bitmesi, İngiltere'nin birliği terk edeceği Mart 2019 sonuna doğru ilerlerken, Brexit yol haritasının yeniden şekillenmesine neden olabilir.

Zayıf olan herşeyi zayıflatır

Avrupa Birliği'nin (AB) yürütme organı olan Avrupa Komisyonu'nun Bütçeden Sorumlu Üyesi Günther Oettinger, İngiltere'de zayıf bir hükümet kurulmasının AB'den çıkış (Brexit) sürecini baltalayabileceği uyarısında bulundu. 

Brexit müzakerelerinin 19 Haziran'da başlaması planlanmıştı. Günther Oettinger, Alman Deutschlandfunk radyosuna yaptığı açıklamada müzakereler ile ilgili olarak, "Zayıf bir ortak herşeyi zayıflatır" dedi. Oettinger, müzakerelerde her iki tarafın da güçlü olması halinde, "daha hızlı sonuç alınacağını" savundu. İngiltere ile "zor ama adil" bir süreç yürütüleceğini belirten Oettinger, İngiltere dışında AB üyesi diğer 27 ülkenin onaylayacağı bir anlaşmaya varabilmek için gereken iki yıllık sürecin işlemekte olduğuna dikkat çekti. 


Hükümeti kurma işi O’nun 


İngiltere Başbakanı Theresa May, genel seçimlerin sonlanmasının ardından hükümeti kurma izni için Buchingham Sarayı'nda Kraliçe Elizabeth ile 25 dakika görüştü. May hükümeti kurma iznini aldığını ve bunun için Demokratik Birlik Partisi ile birlikte çalışacaklarını ifade etti. May, "Brexit müzakerelerinde ülkeye rehberlik edeceğiz" ifadelerini kullandı.


 LONDRA