Mayalarda her köyün, her topluluğun kendine ait belli desenleri var. Kim ne giyiyorsa, üzerindeki (hupi) örtülerin nereden geldiği anlaşılır. Bir nevi kimlik yani.
Guetemala’da 36 yıl süren iç savaş dokumaya da darbe vurdu. Maya halkına karşı soykırımla birlikte Mayaların kültürü ve tarihi de yok edilmeye çalışıldı.
Devlet kültürel kıyafetlerini giymelerine izin vermiyor, dahası dokuma tezgahlarını da yok etmeye çalışıyordu. Bir yandan üretim yapılmasını engellerken, bir yandan da huipil desenlerini bir bir öğrenmeye koyulmuştu. Böylece gerillaya katılanların hangi köylerden olduğunu anlayabilecekti.
Savaştan sonra yeniden
Savaş boyunca kimliklerini unutmaya zorlanan Maya kadınları, savaş bittikten ancak çok yıllar sonra tekrar dokuma tezgahlarının başına geçebilmiş. Etnik kökenlerinin, dayanışmanın, pasif bir direnişin ve hayatta kalmalarının bir simgesi olarak geleneksel kıyafetlerini tekrar giymeye ve ailelerini geçindirebilmenin bir yolu olarak dokumaya başlamışlar.
Yüreklerdeki acı
2000’li yıllardan sonra nakış giderek yerini dokumacılığa bırakmış tekrar. Maya kadınları yaşadıklarını, kaybettikleri yakınlarının anılarını, kazandıkları dirençlerini, her ama her şeyi gelenekleriyle birleştirerek kendi tarihlerini böyle yazmış. Yüreklerindeki her acıyı direnişlerinin yongası yaparak hayata, hayatta kalmaya, hayat vermeye devam ediyorlar.
Korumaya aldılar
Son yıllarda giyim şirketleri Maya halkının değeri olan dokuma motiflerini tekelleştirmeye ve patentini almaya çalışıyor. Maya kültürünün önemli bir parçası olan dokuma desen ve motifleri, tekel şirketlere karşı korumak için kurdukları dernekle bir yandan kültürlerini koruyor diğer yandan eril şiddete karşı dayanışıyor.
KÜLTÜR SERVİSİ