
İHD Amed Şubesi Başkanı Raci Bilici, devletin mayınları nerelere döşediği konusunda bilgi vermediğini belirterek, "Uluslararası sözleşmelere göre, mayınların döşendiği yerin işaretli olması gerekir. O yöre halkına bilgi verilmesi ve sürekli denetim altında olması gerekir. Ama maalesef devlet, bugüne kadar bu tür şeylere uymamıştır" dedi. Mayın ve patlayıcılardan kaynaklı birçok insanın yaşamını yitirdiği veya sakat kaldığını vurgulayan Bilici, bu nedenle çok sayıda davanın açıldığını hatırlatarak, "Devlet, diğer davalarda ve vakalarda olduğu gibi hiçbir adım atıp çözüm getirmiş değildir. Belki sürece bağlı olarak bu davalarda değişiklik yaşanabilir, belki kapanan davalar tekrar açılır, failler yargılanır ve devlet bunun hesabını verir" diye konuştu.
Bilici, mayınların ve serbest patlayıcıların bölgeden temizlenmesi konusunda devlet tarafından başlatılacak herhangi bir çalışmada gözlemci olarak tutanak tutabileceklerini kaydetti. Bilici, "Bu patlayıcılardan dolayı tek bir yurttaşımızın burnu kanarsa sorumlusu devlettir, bu hükümettir" dedi.
Koruculuk tehlikesi
Bilici, köye dönüş koşullarının sağlanmadığına da dikkat çekti. Köye dönüşlerde mayınlar kadar, koruculuk sisteminin de tehlike taşığını ifade eden Bilici, ''Eli silahlı korucular, hiçbir otorite tanımadan, insan hakları ve hukuku görmezden gelerek oralarda dolaşan insanlardır. Korucular mayınlardan daha tehlikelidir" dedi. Korucuların hukuk tanımadığını ifade eden Bilici, "Sürece inanıyor ve gerçekten samimi ve dürüstseniz, savaştan dolayı oluşan bu tür organizasyonların derhal ortadan kaldırılması lazım. Özellikle de korucu ve güvenlik güçlerinin tutumu, serbest patlayıcılar ve son zamanlarda sıkça duyduğumuz, bölgede sivil kıyafetler giyerek kendini PKK gerillası olarak tanıtıp insanları tehdit eden, zarar veren tüm bunların derhal bölgeden çekilmesi gerekir" dedi. Bilici, köylerde yaşamın normalleşmesi için devletin yeniden imkan sunması gerektiğini belirterek, "Devlet bunu hazırlamak, bu güveni vermek zorundadır. İnsanların malını mülkünü gasp eden korucuyu oradan çıkarmak zorundadır. İşgal edilen meraların köylülere tahsis edilmesi lazım" dedi.
ÖZLEM AÐUŞ / DİHA/AMED