Ludwigshafen Demokratik Kürt Toplum Merkezi yetkilileri kolektif bir çalışma tarzını esas alarak sorunları çözdüklerini ifade ediyorlar. Bu çalışma tarzının, hem bölgedeki sorunların çözümünde hem de Kobanê ve Şengal’e yardım çalışmalarında etkili olduğunu belirtiyor.
Almanya’nın Ludwigshafen kentinde sosyal, siyasal ve kültürel alanda faaliyetlerini sürdüren Ludwigshafen Demokratik Kürt Toplum Merkezi Eşbaşkanları Cano Yıldız ve Kudret Büyüköztürk geçen bir yıllık çalışmalarını değerlendirdi.
Çalışmalarda meclisleşmeyi esas alan Ludwigshafen Demokratik Kürt Toplum Merkezi, Kobanê ve Şengal’in yaralarının sarılması için yoğun bir çaba sarfediyor. Eşbaşkanlardan Kudret Büyüköztür ve Cano Yıldız, son olarak Kobanê için 3 ambulans gönderdiklerini belirtiyor. 

Meclisiniz kaç kişi ve komisyondan oluşuyor?
Cano Yıldız:
Geçen sene Almanya başta olmak üzere Avrupa’daki Kürdistani kurumların yeniden yapılanması temelindeki değişim çerçevesinde biz de kendimizi gözden geçirdik. Burada yaşayan halkımızın sorunlarına cevap olabilmek için yeni bir tüzük hazırladık. İki aylık bir çalışma ardından Nisan 2014’te kongremizi yaptık. Kongrede Ludwigshafen, Worms, Landau, Germesheim, Heidelberg, Mannheim kentlerinde yaşayan Kürdistanlıları temsilen geniş bir meclis oluşturduk. Meclis içinde Amedspor ve caminin de temsilcileri bulunuyor. Toplam 59 kişilik bir meclistir. Meclis denetim, disiplin, dış ilişkiler, kadın, halkla ilişkiler, gençlik, şehit aile kurumu, barış ve uzlaşma, kültür, kurumlar ve inanç komisyonlarından oluşuyor.

Nasıl bir işleyişe sahip?
Kudret Büyüköztürk:
59 kişilik meclisin, 17 kişiden oluşan geniş yönetimi ve 5 kişiden oluşan dar yönetimi var. Dar yönetim, iki eşbaşkan, eşbaşkanlara bağlı yardımcılar ve denetim komisyonu sözcüsünü kapsıyor.
Dar yönetim iki haftada bir toplanıyor. Kendi içimizde yürüttüğümüz çalışmalara ilişkin tartışmalar yürütüyoruz. Yine bu tartışmalar sonunda çalışma planları çıkartılıyor. Ayda bir kez yapılan geniş yönetim toplantısında komisyon sözcüleri ile planlamalara ilişkin tartışıyor, hedefler belirliyoruz. İki ayda bir ise tüm meclis bileşenleri toplanıyor. Bu toplantıya her komite kendi 2 aylık çalışma raporları ile geliyor. Komisyonların faaliyet raporları bu toplantılarda okunuyor. Tümüyle tam randımanlı olmasa da meclis olarak uyumlu bir çalışma tarzını yakaladığımızı söyleyebiliriz. Biz hem dar, hem de geniş yönetim olarak olağanüstü bir durum olduğu zaman tüm meclis bileşenlerini hareket geçirip ortak bir planlama çerçevesinde hareket ediyoruz. Meclis adeta sorunların anahtarıdır.
Meclisimizin en dinamik komisyonları halkla ilişkiler, gençlik, kadın komisyonlarıdır. Toplumun yüzde 50’si kadınlardan oluşmaktadır. Doğal olarak kadınla ilgili bir sorun olduğunda kadın komisyonu gelen bilgiler doğrultusunda harekete geçebiliyor. Meclisin kuruluşundan bu yana kadın komitemiz aileleri düzenli olarak ziyaret ediyor. Yine alanımızda buluna camide de aktif çalışmalar içindeler. Ludwigshafen ve Mannheim’daki etkinliklerde de kadın komisyonu önemli çalışmalar sergiliyor. Yine Uyum Meclisi’nde bir kadın arkadaşımız da faaliyetler içinde bulunmaktadır. Bölgede yaşayan kadınlara çağrımız, kadın komisyonunda daha aktif biçimde yer almalarıdır. Kadın çalışmalarına kendine güvenerek katılmalarıdır.
Yine gençlik, kültür ve halkla ilişkiler komisyonları da önemli çalışmalar yürütüyor. Halkla ilişkiler komisyonu, her aileyi düzenli periyodlarla ziyaret eder. Kültür komisyonu, dernek bünyesinde dil, saz, tiyatro çalışmalarını yürütüyor. Gençlik çalışmalarında tam cevap olamıyoruz. Avrupa sisteminin merkezinde yaşıyoruz. Bağlı olduğu toplum ile iletişim sorunu yaşıyabiliyor. Asimilasyon ve erimeye karşı, meclis içinde daha fazla onlara rol vermek ve onları aktif çalışmalara dahil ederek gençlikle bir ilişkilenmenin olması gerekiyor. Dernekle yoğun ilişkileri olan gençler olduğu gibi bu ortamdan çok uzakta olan gençler de var. Gençlik çalışmasının temel çalışmalardan bir olması gerekiyor. 

Demokratik Özerklik perpektifi ile yaklaştığınızda çalışmalarınıza nasıl değerlendiriyorsunuz? Yine son olarak başta Kobanê ve Şengal için yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız?
Cano Yıldız:
Evet, biz kurumsal çalışmalarımızın Demokratik Özeklik’in gereklerini esas almaya ve o eksende hareket etmeye çalışıyoruz.

Birliği esas alıyoruz

Rojava’da halklar nasıl kendi yaşamını inşa edecek bir sistemi ortaya çıkardıysa, biz diyasporada yaşayan Kürdistanlılar da bu alanda kendimizi kurulan meclislerde ve diğer kurumlarda ifade ediyoruz. Ancak yeterli değil, kendimizi kurumlarımızın çalışanları haline gelmeliyiz. Yine oluşturulan kurumlar içinde kendi ulusal birliğimizi oluşturmalıyız. Biz burada meclis olarak, Demokratik Kürt Toplumu Merkezi olarak Kürdistan’ın diğer parçalarının örgütleri ve sivil toplum örgütleri ile kolektif bir çalışmayı esas alıyoruz. Son dönemlerdeki etkinliklerimizi birlikte yapıyoruz. Örneğin, Yekitiya Niştiman, Goran ve KDP’nin buradaki örgütlenmeleri ile eylem ve etkinliklerdeyiz. Yine oluşturulan Demokratik Güç Birliği ile de dayanışma temelinde haraket ediyoruz. AGİF, ATİK, DİDF, ADHF, ÖDP ve AABF gibi kurumlarla ortak çalışmalarımız, görüş alışverişimiz var.
Kendi dışımızda farklı kesimlerle ortak çalışma anlayışı ve arayışımızın bir sonucu olarak Almanya’daki siyasi partilerin bölgedeki teşkilatlarıyla da iletişimlerimiz var. Sol Parti (Die Linke), Yeşiller (Grüne), SPD gibi partilerle Kobanê ve Şengal için ortak planlamalar yaptık. Biliyorsunuz, kış geldi Kobanê’den gelip çadırlarda kalanlar için seyyar soba alıp mağdurlara gönderiyoruz. Bunun için her hafta sonu Mannheim’a bağlı bir alanda tuttuğumuz salonda dost kurumlarla her hafta herkese açık bir kahvaltı organize ediyoruz. Buradan gelen gelirlerle soba ve diğer temel ihtiyaçları karşılamaya çalışacağız.

3 ambulans gönderildi

DAİŞ çetelerinin Şengal ve Kobanê’ye saldırmasının ardından biz de bölgemizde yaklaşık 4 aydan beri 65 yürüyüş, miting, stand gibi etkinlikleri organize ettik.
“Kobanê düştü düşecek” denilirken, biz alanlara çıkıp en gür sesimizle, DAİŞ ve onun destekçilerine tepkimizi gösterdik. Bugün Kobanê ve Şengal özgürlüğe doğru gidiyorsa, Avrupa’daki eylem, etkinlik, kamuoyu çalışması ve yardım çalışmalarının çok önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. Bu zor dönemde de meclis çalışmasının ne kadar önemli olduğunu görebildik. Mesela 5 kişiden oluşan dar yönetim bir araya gelip acil yapılması gerekenler tespit etti. Bundan sonra bütün meclis ve bütün dost kurumlar hemen harekete geçti. Bunlar yapılırken kolektif çalışma tarzı esas alınıyordu.
14 Aralık’ta ise Şengal ve Kobanê ile dayanışma gecesi düzenlendi. 3 bin kişinin katıldığı etkinliğin, bütün Güney Almanya için bir final gecesi olduğunu söyleyebilirim. Dost kurumlar, Demokratik Güç Birliği’nin bütün bileşenleri hem maddi anlamda hem de manevi anlamda bu çalışma içinde yer aldı. Kobanê için tertip komitesine teslim edildi. Yine geçen sene toplanan yardımlar, yardım kuruluşuna teslim edildi.

Son olarak 3 adet ambulansın Kobanê’de hizmet vermesi için gönderildiğini belirtebilirim. Ben bu vesileyle emeği geçen herkese bir defa daha teşekkür ediyorum.


AGİT ERKENDİ/LUDWIGSHAFEN