Türkiye Meclisi'nde Kürt sorununa ilişkin komisyon kuruldu. Meclis Genel Kurulu'nda önceki gün AKP'nin "çözüm sürecinin değerlendirilmesi komisyonu" önergesinin BDP ve CHP'nin önergeleriyle birleştirilmesine dair grup önerisi görüşüldü. Büyük tartışmaların yaşandığı Meclis'te öneriye CHP ve MHP karşı çıktı. Grup konuşmaları ardından Meclis'i terkeden iki partiye rağmen AKP ve BDP'nin oylarıyla Meclis Araştırması komisyonu kurulması önergesi kabul edildi. Komisyon, 3 ay süreyle görev yapacak. MHP ve CHP'nin öncesinde üye vermeyeceğini deklare ettiği komisyonun önümüzdeki günlerde kurulması ve görev tanımını belirlemesi bekleniyor. Her üç partinin önergesini içerisine alarak görev alanını genişleten komisyonun oluşumu, isminin belirlenmesi, üye aritmetiği Meclis Başkanlığı ile komisyonda yer alacak partiler arasında yapılacak görüşme ardından netleştirilecek. BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken komisyonun yetersizliklerine rağmen TBMM'nin kuruluşundan itibaren "Kürt sorununa ilişkin kurulan ilk komisyon" olma özelliğiyle önemli olduğunun altını çizdi. Baluken, İmralı'yla devam eden görüşmelere de işaret ederek, komisyonun barış sürecin devamında Meclis'in rolünü oynamasına kapı aralayacağını ifade etti.  

Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 21 Mart Newroz mesajından sonra Kürt tarafından atılan somut adımların ve kamuoyu baskının hükümeti somut adımlar atmaya zorladığını söyledi. Baluken, ilk adım olarak Akil İnsanlar Komisyonu ardından ise Meclis Komisyonu'nun şekillendiğini belirtti. Her iki mekanizmanın da oluşma tarzı, yöntemi, metodolojisinin kamuoyunun beklentisini karşılar nitelikte olmadığı eleştirisinde bulunan Baluken, "Oysa ki AKP Hükümeti bütün toplumsal kesimleri, halkların temsilcilerini bu sürecin içine katacak şekilde bir yöntem izlemiş olsaydı bu mekanizmalar da daha güçlü bir şekilde açığa çıkardı. AKP bu mekanizmaları oluştururken kendi politikasına, halkın beklentilerine cesaretle sahip çıkan bir pozisyonda olmadı" değerlendirmesinde bulundu.

Hükümetin yarattığı tablo

Hükümetin bu yetersizliğinin, çekimser, muğlak tutumunun tartışmaların alevlenmesinde etkili olduğunu altını çizen Baluken, Meclis'teki tartışmaları da buna bağladı. Baluken, "Hükümetle yaptığımız görüşmelerde Meclis'in sorumluluk alması, kanunla oluşturulacak bir komisyonun Akil İnsanlar Komisyonu'yla da eşgüdüm içinde paralel çalışmaları yürütecek bir pratiği ortaya koymasının önemli olduğunu belirtmiştik. Yine Meclis'te geri çekilme ve sonrasındaki yasal ve anayasal değişiklikler için bir yasa hazırlığını önermiştik ancak AKP yöntem ve metodoloji açısından ciddi yetmezliklerle süreci götürdüğü için toplumsal kesimleri, siyasal partileri buna yeterince hazırlamadığını ifade etti" diye konuştu.

Meclis'in ilk çözüm adımı

 Komisyonun yetmezliklerine rağmen önemli olduğununun altını çizen Baluken, "Bütün yetmezliklerine rağmen Parlamento'da 90 yıldır, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ilk defa çözüm doğrultusunda müzakere ve diyalog doğrultusunda bir mekanizma oluşmasıdır. Komisyon yeni süreçte Kürt tarafının attığı adımlara Parlamento'nun ilk kez somut bir adım atması açısından da önemlidir" dedi.

Komisyonun görev alanı genişledi

Komisyonun BDP, AKP ve CHP'nin önergelerinin birleştirilmesi sonucu oluşturulduğunu hatırlatan Baluken, "İçtüzük gereği konu açısından benzer nitelikte olan önergeler birleştirilerek görüşülüyor. Bu şu anlama gelmiyor; her üç önergeyi birleştirip oradan bir birleşik metin çıkarma biçiminde bir anlam ifade etmiyor. Burada önemli olan şudur; her 3 önergede ifade edilen hususlar bu komisyonun görev tanımı olarak önümüzdeki süreçte komisyonun önüne konulacak. Biz BDP olarak bu oylamada onay verirken kendi önergemize oy vermiş oluyoruz. AKP'nin verdiği oylar da kendilerinin vermiş olduğu önerge ve CHP'nin imzasını çekip AKP'nin imzalarıyla birleştirilen önergelere vermiş oylar şeklinde değerlendirilebilir" diye belirtti.

AKP'nin önergesi sorunlu

AKP'nin önergesinin gerekçelerinin sorunlu olduğunun da altını çizen Baluken, "Sorunu 'terör' sorunu olarak ifade eden terörün bitmesi şeklinde sürece yaklaşan bir anlayışın Kürt sorununun asıl kaynağı olduğunu düşünüyoruz" dedi. Ancak önergelerinde özellikle geçmiş yıllardaki darbe ve muhtıralarla ilgili yüzleşme ifadelerinin bulunması, Türkiye'deki farklı kimliklerin farklılıkların baskı altına alınmasıyla ilgili devlet politikalarına atıfta bulunması yine ilk kurucu Meclis'in ruhuna atıfta bulunulmasının önemli olduğunu vurgulayan Baluken, "Bunlar bizim açımızdan önümüzdeki dönemde komisyonun önüne konulması gereken hususlardır. Komisyonun oluşum, görev tanımı aşamasında AKP'nin sorunlu yaklaşımlarının terkedilmesi için çaba içinde olacağız" diye konuştu.

Komisyon ne yapacak?

"Komisyonun işlevinin ne olacağı" sorusuna karşılık BDP'nin verdiği önergenin gerekçelerine işaret eden Baluken şunları söyledi: "Bizim vermiş olduğumuz önergenin gerekçesinde, komisyonun yapması gerekenlerle ilgili net tanımlar var. Meclis'te eğer komisyon bu gündemle, bu gerekçeler üzerinde bir çalışma yaparsa, görev tanımını ortaya koyarsa, bütün bu gerekçeleri dikkate almak zorundadır. Kürt sorununun demokratik, siyaset kanallarıyla çözüm yöntemleri bugüne kadar ki anti demokratik uygulamaların terkedilerek demokratik yasal ve anayasal çalışmaların güçlendirilmesi, TBMM altında bütün halkların temsiliyetini, kendi kimlikleri, kültürleriyle, farklılıklarıyla demokrasi adına temsiliyeti ortaya koyacak şekilde düzenlemeler yapılması bizim ortaya koyduğumuz önergenin gerekçesinde net olarak tarif ediliyor. Yine başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye'nin demokrasi tarihinde bugüne kadar inkar, ret ve asimilasyon politikalarının getirmiş olduğu tahribatlar ve bu süreçlerle ilgili yüzleşmeler de vermiş olduğumuz gerekçede var."

Geri çekilmede rol oynacak mı?

Kürt hareketinin Meclis'in geri çekilme sürecinde rol oynaması yönündeki çağrılarını hatırlattığımız Baluken, "komisyon geri çekilme sürecinde rol oyanacak mı" sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Olması gerekir. AKP'nin verdiği önergeye baktığımız zaman, önergenin çözüm sürecine yönelik bir görev tanımı var. Bu geri çekilme de çözüm ya da barış süreci olarak adlandırılan bu sürecin en önemli, en hassas, en kırılgan halkasıdır. Dolayısıyla hükümetle yaptığımız bütün görüşmelerde de bunu söyledik. Bu komisyonun geri çekilmenin sağlıklı ve güvenli bir şekilde yürütülmesinden tutun da, geri çekilmeden sonra oluşacak boşluğu farklı bir takım derin, silahlı yapılanmalar tarafından doldurulmasına kadar, yine geri çekilen alanlardaki bugüne kadar devletin güvenlik gerekçesiyle boşaltmış olduğu yerleşim yerlerine halkın geri gelmesine kadar, bütün süreçleri takip eden bir mekanizma olmalıdır. Bu görüşlerimiz, bu komisyonun şekillenmesini sağlayan gerekçelerde de çözüm süreciyle ilgili atıflarda da net bir şekilde ortaya konulmuştur."

Erdoğan'ın tavrı kabul edilemez

Ancak bu noktada Hükümetin ve Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'ın sorunlu bir yaklaşım içinde olduğuna işaret eden Baluken sözlerine şöyle devam etti: "AKP'nin ve Başbakanın sürecin bütün inisiyatifini kendi elinde bulundurmakla ilgili yaratmak istedikleri bir algı var. Başbakan tek belirleyen olma gibi sürekli bir dayatma içerisinde oluyor. Bunun bizim açımızdan kabul edilebilir bir yanı yok" dedi. Eğer AKP ve Başbakanın bu güne kadarki yöntemsizlikteki ısrarı bu komisyonun oluşum aşamasında devam etmezse bu konuda bir sıkıntı çıkmaz."

Önümüzdeki günlerde

Komisyonun önümüzdeki günlerde oluşturulması bekleniyor. Bunun için görev Meclis Başkanlığı'nda. CHP ve MHP üye vermezse de Meclis İçtüzüğü'ne göre komisyon kurulabiliyor. Komisyon üyelerinin aritmetiği milletvekili sayısına göre şekilleniyor. CHP ve MHP'nin bu komisyona üye vermeyeceklerini deklare etmeleri -en azından şimdiye kadar- nedeniyle üye sayısının nasıl olacağı henüz net değil. Ama normal koşullarde AKP'nin 10, CHP'nin 4, MHP'nin 2, BDP'nin ise 1 milletvekili hakkı var. Komisyonun oluşumu için bir hafta sürenin çok olduğunu ancak önümüzdeki hafta kurulabilir demek için erken olduğunu belirten Baluken, "O tamamen Meclis'in parti gruplarının ortaya koyacağı çalışma takviminin işleyişine bağlıdır. İstenirse bu süreç hızla tüketilebilir. Biz bu konuda büyük gecikmenin olacağını düşünmüyoruz. Bu konuda inisiyatif Meclis Başkanlığı'ndadır. Meclis başkanlığı komisyona dahil olacak partilerin yetkililerini çağır. Orada hem komisyonun oluşumu ve takvimlendirme konuşulur, onun mekanizmaları kurulur" bilgisini verdi.

Adil temsiliyet sağlanmalı

Komisyonun işlevi ve rolüne işaret eden Baluken, partilerin temsiliyetinde adalet vurgusunda bulunarak şöyle konuştu: "Bugün Kürt sorununun çözümü ile ilgili bir komisyonu tartışıyoruz. Belki bu komisyon Kürt sorununu çözen bir mekanizma olmayacak, bu komisyonun yaptığı çalışmayla Kürt sorunu çözülmeyecek ama Kürt sorununun çözümüne yönelik Parlamento'nun ortaya koyacağı bir perspektif ortaya koyacak. Bu konuda gerek Kürt sorununun çözümü gerek Türkiye'nin demokratikleşmesi konusunda Parlamento tarihine baktığımız zaman bütün siyasi partilerin ortaya koyduğu çalışmalar BDP ve ardılı olduğu siyasal partilerin ortaya koyduklarıyla kıyaslanmayacak derecede azdır. Biz hem Kürt halkının temsiliyetini Meclis'te ifade etmemiz açısından hem de Parlamento'da bugüne kadar bu sorunu yasal değişiklerle nasıl çözülebileceğini en net şekilde formüle etmemiz açısından komisyon içerisinde ağırlıklı olarak görev ortaya koyan bir pozisyon içinde olmalıyız."


ARZU YILDIZ / HABER MERKEZİ




CHP barışa karşı yek vücut

Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için Meclis'in rol sahibi olması gereken bir süreçte Meclis Genel Kurulu'ndaki komisyon tartışmalarının son derece talihsiz olduğunu ifade eden BDP Grup Başkanvekili Baluken, CHP ve MHP'nin barış karşıtı olduğunu bir kez daha gösterdiğini ifade etti. Baluken, Meclis Genel Kurulu'ndaki tartışmalara ilişkin şöyle konuştu: "MHP'nin ortaya koyduğu tavır bir noktaya kadar beklenen, partinin ideolojik köklerine baktığınız zaman anlaşılır bir tavır. Ancak CHP'nin ortaya koyduğu tavır, Türkiye'deki sosyal demokrat hareketin, sol adına hareket ettiğini söyleyen bir partinin nereye savrulduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. CHP içerisinde kendini Kürt olarak tanımlayan ya da solcu, sosyal demokrat olarak tanımlayan tüm milletvekilerini de içerek biçimde tek vücut halinde, barışın gelmemesi, barışla ilgili bir mekanizmanın kurulmaması, bu ülkede akan kanın devam etmesine yol açacak savaşın sürdürülmesi için elinden gelen bütün gayreti göstermiştir. Gerek yapmış oldukları konuşmalarda gerekse daha sonra Meclisi terkederek ortaya koymuş olduğu tutumlarda CHP, barıştan, özgürlükten, demokrasi ve halkların kardeşliğinden ne kadar uzak olduğun, sosyal demokrat ilkelere ne kadar yabancılaştığını ortaya koymuştur. Bizim açımızdan bahsettiğim  bu tespitlerin toplum tarafınddan halkımız tarafından görülmesi önemlidir."
CHP'nin verdiği önergeden tüm imzalarını çekerek samimiyetsizliğini ortaya koyduğunu belirten Baluken, "CHP, daha önce Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi üzerinden siyaset yaptığı önergesine sahip çıkmadı. Dolayısıyla ne kadar samimiyetsiz olduğunu da ortaya koydu. Sadece kitleleri, halkları kandırmaya yönelik bir önergenin politik olarak farklı bazı mekanizmaları oluşturmasına çekince koydu ve bütün imzalarını çekti, Genel Kurulu terketti" dedi.