Meclisler kadınsız olmayacağı gibi, kadınlar da meclissiz olmaz. Aslında meclisleri gerçek anlamda irade yapan, eşitlik ilkesine göre işleten, hak ve adaleti temsil etme iradesine kavuşturan, erke karşı doğru ve ilkeli mücadele kaynağını oluşturan bu gerçekliktir.

FUAT KAV

Kadınların kurtuluşu, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın paradigmasının başında gelmektedir. “Kadınlar özgür olmadan toplumlar özgür olamaz” ilkesi, Sayın Öcalan için olmazsa olmaz bir ilkedir.

Toplumsal cinsiyetin hakim olduğu, erkin erkekleştirildiği, erkeğin de erkleştirildiği bir dünyada erkeğin de özgürleşemeyeceğini söyleyen Sayın Abdullah Öcalan kadınla erkeği aynı düzeyde örgütlendirilmesi ve her alanda mutlak anlamda eşitleştirilmesi gerektiğini söyler. Bu anlamda kadının hem siyasi, hem ekonomik, hem ideolojik, hem de savunma alanlarında kendini sınırsız bir biçimde örgütlemesi, erkek sistemine karşı her alanda bağımsız bir örgütleme ile kendini ifade etmesiyle ancak kurtulabileceğini vurgulayan Kürt Halk Önderi sayın Abdullah Öcalan şöyle der: “Kadınlar dünyanın yarısıdır. O zaman dünyayı yönetmede de en az erkekler kadar söz sahibi olmalıdırlar. Ekonomide, siyasette, savunmada, sosyal alanda olduğu gibi bilim, düşünce ve askeri alanlarda da en az erkekler kadar yetki ve söz sahibi olmalıdırlar ki, dengesiz, haksız ve egemen olan erksel sistem değişebilsin, gerçek hak ve adalet yerini bulsun, hakikat  gerçek anlamda özüne kavuşabilsin…”

Kıran kırana mücadele

İşte bu nedenle Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan verdiği mücadeleyi en az yarısını kadınların kurtuluşuna adamıştır. Bu mücadelenin odağına hem erksel sistemin adaletsizliğini ve bu sistemin azami karı gerçekleştirmek için kadını metalaştıran hırsını, hem kadını köleleştiren feodal-derbey zihniyetini, hem de saflarında bulunan erkek arkadaşlarının erkek egemen anlayışını koymuştur. Bu anlamda Öcalan bir anlamda kadının kurtuluşu için herkesi hedef haline getirmiştir. Dava arkadaşlarını, dostlarını, “yurtsever” olarak değerlendirdiği şahsiyetleri bile karşısına almış ve onlarla kıran kırana mücadele etmiştir.

Dolayısıyla Kürtlerin bulunduğu her yerde, kurdukları her kurumda, oluşturdukları her örgütsel sahada kadın iradesini esas almıştır. ”Kadınsız kurum, kadınsız örgüt, kadınsız mücadele olmaz” şiarını esas almışlardır. Sadece bu da değil, kurumlarda yer alacak kadınların en az erkeklerin yarısı kadar olma ilkesini koymuşlardır. Eşit temsil ilkesi kesin ve mutlaktır.

Eşit temsil sağlanmalı

Bu genel doğru ve ilkesel karar Meclisler için de geçerlidir. Meclisler kadınsız olmayacağı gibi, kadınlar da meclissiz olmaz. Aslında meclisleri gerçek anlamda irade yapan, eşitlik ilkesine göre işleten, hak ve adaleti temsil etme iradesine kavuşturan, erke karşı doğru ve ilkeli mücadele kaynağını oluşturan bu gerçekliktir. Bu gerçekliktir ki Kürt kadınlarını yeni ve doğru bir yaşamın arayışçısı yapmıştır. Bu, bir doğrultudur. Bu doğrultu aynı zamanda Demokratik Halk Meclisleri’nin de doğrultusu olmaktadır. Bu doğrultu temelinde kadınların meclislerde ve tüm komisyonlarda yer alma zorunluluğu vardır.

Kadınlar meclislerin genelinde olduğu gibi komisyonlarda da eşit temsil olarak yer alır. Her alan meclisinde en az yüzde 50 kadın üye bulunur. Yani bir meclis 51 kişiden oluşuyorsa bu mecliste ya 25 veya 26  kadın yer alır. Bu hem zorunlu, hem de kadın iradesinin doğru temelde temsili için aynı zamanda Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın perspektifi gereği hayata geçirilmesi gereken bir karardır.

Zihniyet ve cinsiyet eşitliği

Genel ve özgün çalışmalarda olduğu gibi, komisyonlarda da kadınlar yer alır. Kadınların olmadığı meclisler veya komisyonlar pratik çalışmada sonuç alsalar da zihniyet ve cinsiyet eşitliği olmadığında bu çalışmalar fazla bir anlam ifade etmez. Burada önemli olan daha fazla pratik çalışma yapmak ve bu çalışmadan sonuç almak değildir, önemli olan beş bin yıldır iradesi olmayan, adı olan ama kendisi yok sayılan kadınların bir irade olarak, özgür bir kişilik olarak var edilmesidir. Bunun en doğru ve dolaysız yolu eşit sayıda eşit koşullarda çalışmak, aynı örgüt çatısı altında hakikat temelinde görev almaktır.

   

Kadın çizgisinin temsiliyeti

Genel mecliste yer alan, meclis komisyonlarında görevli olan kadınlar da erkek üyeler gibi genel meclise karşı sorumludurlar. Genel işleyişe, genel çalışmaya, genelin pratik faaliyetlerine tabidirler. Toplantı, genelge, görevlendirmeleri genel zeminde, meclis toplantılarında olur. Elbette ki Demokratik Halk Meclisleri’nde yer alan, komisyonlarda görev üstlenen, genel kongrede seçilen kadınlar bulundukları alanda Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin doğal üyesi konumundadırlar. Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin yapmış olduğu genel ve özgün toplantılarına katılır, oradan genel perspektif alır, kadın hareketinin özgürlük çizgisinden sorumlu olur, bu çizgiyi hem kendi hayatında hem de meclis ortamında hakim kılmada birinci derecede sorumlu olur.

Ancak yönetim ve pratik sorumluluk yükleme inisiyatifi meclis ve komisyonlardadır. Meclis ve komisyonlar ancak görevlendirme yapabilir. Burada önemli olan kadın özgürlük çizgisinin, ölçülerinin, yurtseverlik bilinç ve bağının hayata geçirilip geçirilmediğidir. Mecliste bulunan kadınların kadın çizgisini temsil edip edilmediği, erkek egemen anlayışına karşı doğru temelde kavganın verilip verilmediğidir. Dikkat edilmesi gereken nokta burasıdır. Eğer bu nokta doğru ve hakikat çizgisi temelinde kavranılır ve genel meclislerde yer alan kadınlar bu doğrultuda hareket ederlerse meclisler de yer alan kadınlar gerçek anlamda rollerini oynamış olurlar...

Demokratik Halk Meclisleri’nde yer alacak olan kadınların, Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin özgürlük çizgisine ters olmaması, kadın iradesini tanımış, temsil etmiş olması, cins bilinci için çaba göstermesi, erkek egemen zihniyetine karşı aktif mücadele içinde olması önemlidir.

Avrupa Kürt Kadın Meclisleri

Avrupa’da yaşayan Kürtler, oluşturmuş oldukları Demokratik Halk Meclisleri’nin yanında, ayrıca Avrupa Kürt Kadın Meclislerini de inşa ederler. Kadın meclisleri, Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin tüzük ve programında belirtilen esaslara göre kendi kongre ya da kurultayını yaparak, meclis üyelerini belirler. Bir alan ya da bölgede yapılan kadın meclis kongresine o alandaki en geniş kadın kitlesinin azami ölçüde katılımı ile meclisler oluşturulur. Kadın meclisi genel çalışma yerine tamamen salt özgün çalışmayı esas alarak kendi planlamasını yapar. Yani kadının örgütlenme, siyasal, kültürel, sosyal, eğitsel gibi sorunları gündeme alır, bu doğrultuda yoğunlaşarak kadın eksenli bir örgütlenme geliştirir. Kadın meclisinin hedefi kadın iradesini ve örgütlü gücünü açığa çıkartmak, bunu demokratik bir anlayışa kavuşturmaktır. Kadının her alanda öncülük rolünü oynayacak bir şekilde örgütlenmesini, kitleselleşmesini amaçlar.

Kadın meclisi kendi özgün işleyişi çerçevesinde kendi zemininde sistemini örgütler. Toplantılarını, eylem, etkinlik ve planlamasını, özgün eğitimlerini ayrı yapar. En alttan en üste kadar kadın zemini içinde örgütlenir. Kendini hem doğru bir irade ve yönetim gücüne, hem sağlam bir özgürlük çizgisine, hem de her türlü klasik saptırmalardan arındırılmış bir özgürlük bilincine kavuşturması için gerekli oranda mücadele etmeyi esas alır.

Ortak eylem ve planlama

Kadın meclislerinin sözcüleri alan veya bölgede varolan genel meclisler ile koordineli çalışırlar. Her iki meclisin hitap ettiği kitle Kürtler olduğundan dolayı doğal olarak her iki meclisin çalışması da koordine olmak zorunda. İki farklı meclis, iki farklı tüzük ve işleyişe sahip olan her iki cins çalışması belli konularda buluşmaları son derece doğal ve bazı durumlarda da zorunludur. Ortak eylem, etkinlik ve planlamalarda bulunmaları her iki meclis açısından oldukça önemlidir. Kadın meclislerinin sözcüleri, alan veya bölgelerde oluşturulan Civaka Azad bileşenleri arasında yerlerini alırlar. Böylece kadın meclislerinin planlama, çalışma ve kararları Civaka Azad’da genel meclisin planlama, çalışma ve kararları ile belli noktalarda buluşturulur.

Meclisler arasındaki ilişki sistemi

Meclis sisteminin işleyişi ve yürütülmesi alan esasına dayanır. Yerele dayanma, yerelde bulunan Kürtleri örgütleme, onların iradesini açığa çıkartma hedeftir. Her yerelin bulunduğu alanda kendi örgütlemesini, kurumu ve meclisini örgütlemesi kendini böylece örgütlü bir güç haline getirmesi, kendi sorunlarına çözüm olabilecek, kendi kendine yetecek bir düzeye ulaşması esastır. Yerel ne kadar örgütlü olursa, kendini bir irade haline getirirse Kürtlerin yereldeki iradesi de o kadar gelişme ve katılım sağlar, Avrupa koşullarında kendi iradelerini o kadar doğru temelde kullanma şartlarını güçlendirmiş olur.

Meclisler alan ve bölgeler düzeyinde kendi aralarında belli bir koordine oluştururlar. Bu koordine tüm bileşenlerden, yani kültür, dış ilişkiler, inançlar, meclisler, kadın ve gençlik çalışmalarını yürütenlerin temsilinden oluşur. Bu koordine kendini alan ve bölgelerde Ciwaka Azad adıyla örgütler. Civaka Azad alan ve bölgelerin objektif ve coğrafik yapısına göre toplantı sürelerini belirler. Bölge ve alanlardaki çalışmaların yoğunluğuna göre olağanüstü veya özgün sorunlardan dolayı daha kısa veya uzun aralıklarla da toplantılar yapılabilir.

İhtiyaca göre örgütlenme

Esas alınması gereken, hedeflenen temel şey alanların irade ve inisiyatif sahibi haline getirilmesidir. Daha sade, dinamik, bürokrasiye ve toplantı enflasyonuna boğulmamış bir sistemin yaratıcı bir şekilde hayata geçirilmesidir. Her alanın bulunduğu yerde sorunlarını çözecek bir örgütsel düzey ve kapasiteye ulaşması, yeterli nitel ve nicel gelişme bazında varolan işleyişini işletmesi şarttır.

Sistem kapalı değil, dogmatik ve şematik de değildir. İhtiyaca göre örgütlenme, ihtiyaca göre niceliksel bileşim, ihtiyaca göre toplantı geliştirilebilir.Örneğin belirli dönemlerde bir bölgedeki tüm alan meclis üyelerinin katılımı ile bölge düzeyinde geniş katılımlı toplantılar yapılabilir. Yine bir bölgede bulunan Civaka Azad bileşenleri tarafından o bölgedeki tüm alan DTM yönetim ve meclislerinin katılımı ile geniş katılımlı eğitimler organize edebilir. Bazı planlamaların daha güçlü geçmesi, ortak duruşun sağlanması, dönemsel perspektifin verilmesi, çalışmaların durumunun daha geniş bir yapı tarafından değerlendirilip ele alınması için bölge çapında böyle geniş katılımlı toplantılar yapılabilir. Dört ayda bir bu tür toplantıların yapılması ortak ruh, kolektif çalışma ve katılımcı bir örgütsel çalışmanın açığa çıkması için hem gerekli, hem de zorunludur.

Ülke toplum merkezleri

Avrupa’da yaşayan Kürtler dağınık ve parçalı yaşamaktadırlar. Şehirlere, küçük kasabalara, kaza ve köylere dağılmış halleriyle onlara ulaşmak oldukça zordur. Bulundukları ülkelerin geniş ve dağınık coğrafyanın da dikkate alındığında Kürtlerin örgütlemesi ve belli yerlerde toplanması oldukça zordur. Ancak imkansız da değildir. Alanlara, yerel ve küçük yerleşim birimlerine göre örgütlenmenin, dolayısıyla alan meclislerinin kurulmasının nedenlerinden birisi de bundandır. Ancak bu işin bir boyutu, küçük yerleşim birimlerde bulunan Kürtleri ancak örgütleyebilir. Fakat eksik kalır. Zira küçük parçalar halinde yapılan bu alan örgütlenmesi eğer bir yerlerde buluşulmazsa ve tek irade halinde, ancak demokratik bir kurumlaşmaya kavuşturulmazsa parçalı alan çalışması doğru bir güç akışını ortaya çıkartamaz. Dar ve güdük kalır ve hatta  giderek marjinalleşir.

Ülkelerin çatı örgütü

Bunun aşılması, marjinal tehlikesinin giderilmesi için ülkeler düzeyinde bir çatı örgütünün kurulması ve meclisler ile Demokratik Toplum Merkezleri’nin tümü bu çatılara bağlanması gerekmektedir. İşleyişi esnek ve demokratik, kurulduğu ülkenin hukuk ve yasalarına bağlı, oranın halkına karşı saygılı davranan bir çatı olmalı ki, aynı zamanda Kürtlerin genel iradesini de temsil edebilsin. Yerelden genele, aşağıdan yukarıya doğru gelişen bu örgütleme tipi aynı zamanda Kürtlerin demokrasi ve özgürlük bileşiminden oluşan doğru bir politikanın izlemesini de ifade edecektir.

Geçmişte ülkeler bazında “federasyonlar” adı altında çatı örgütlerini oluşturan Kürtler, bu dönemde “Ülke Toplum Merkezleri” biçiminde örgütlenmeleri sürecin ruhuna daha uygun gelmektedir. Demokratik Toplum Merkezleri, federasyondan daha geniş, daha kapsamlı, nicelik ve nitelik olarak daha derin, ama daha esnek ve daha demokratik bir işleyişe sahiptir. Her ülkenin şartlarına göre isim alabilir. Örneğin “Konsey”, “Koordinasyon” vb farklı isimlerle de örgütlenebilir.

Herkes eylem, söz gücüne sahip

Ülkeler düzeyindeki Konsey, Koordinasyon ya da Toplum Merkezleri çatı örgütü rolünü görürler. Bulunduğu ülkedeki tüm Demokratik Toplum Merkezleri, kadın ve gençlik meclisleri, dış ilişki büroları, inanç birlikleri gibi resmi, demokratik, ilgili ülkede belli bir karşılığı olan, kısacası resmi olarak kurum kişiliğine sahip tüm oluşumlar ülke düzeyindeki Demokratik Toplum Merkezleri’ne, konseylere veya koordinasyonlara üye olurlar. Üye olan tüm bileşenlerin resmi tüzel kişiliği olmak zorundadır.

Mesela bir ülkede bulunun toplum merkezlerinde kadın ve gençlik dernekleri, dış ilişki büroları, dergah ve camilerin hepsi resmi tüzel kişilikleri ile ülke merkezlerine ya da Konseylere üye olurlar, onu çatı örgütü olarak kabul ederler, daha doğrusu onun tüzük ve programına katılan ve gönüllü olarak katılmak isteyen tüm kurumlar üye olma hakkına sahiptirler. İdeolojilerine, politik ve mücadele kimliklerine uygun gören ve Kürtlerin özgürlük mücadelesini destekleyen farklı ulustan dernek, kurum ve meclisler de eğer isterlerse üye olabilirler. Bu anlamda ülke Demokratik Toplum Merkezleri kendi içinde bir çok farklı kurum, kuruluş, oluşum ve değişik eğilimleri de barındırır. Bu yönüyle hem son derece esnek, hem demokratik, hem de özgürlükçüdür. Herkes eylem, söz ve karar gücüne sahiptir...

Tüm çevreleri buluşturur

Ülkedeki Demokratik Toplum Merkezleri’nin kongreleri, o ülkede bulunan tüm kurum, kuruluş, genel, kadın ve gençlik meclisleri ile inanç birliklerinin katılımıyla gerçekleşir. Demokratik Toplum Merkezleri’ne bağlı kurumlar ve bu kurumların üyeleri aynı zamanda kongre delegeleridirler. Kongrelerde ülke Toplum Merkezleri’nin Eşbaskanları, Sayman, Sekreter, Sayman, Denetleme ve Disiplin Kurulları seçilirler. Tüzük hükmü neyi gerektiriyorsa ona göre gerekli kurul ve organlar kongrede belirlenip seçilir. Seçilecek eşbaskanlar ve diğer organlar ülkedeki tüm kurum ve meclislerden birinci derecede sorumludur.

Ülke Toplum Merkezleri, ülkenin durumuna, ihtiyaçlarına göre kendini uygun şekilde adlandırır. Tüzük ve programını bulunduğu ülkenin tarihsel, politik, sosyal, ekonomik ve demografik yapısına uygun bir biçimde hazırlar. Kardeşliği, dostluğu, toplumsal uzlaşmayı, ahlaki politik toplumu daima esas alır. Faşizme, anti demokratik uygulamalara, ırkçılık ve milliyetçiliğe karşı mücadele edenlerin yanında yer alır. Demokrasi bloğunu oluşturan güçlerle ittifak halinde hep demokrasi ve özgürlükten yana tutum belirler.

Önemli olan demokratik temsiliyet

Ülke Toplum Merkezleri’nin yönetimi o ülke çapında çalışma yürüten kadın, gençlik meclisleri, siyasi ve diplomasi büroları, kültür, inanç birlikleri gibi temel alanların temsilinden oluşur. Ülke toplum merkezi yönetimi aynı zamanda ülke Civaka Azad yönetimidir. Bu yönetim kongrede delegelerin iradesi ile seçimle belirlenir. Kürtlerin dağınık ama yoğun olduğu büyük ülkelerde eyalet sistemine göre de örgütlenebilir, eyalet meclisleri biçiminde de farklı örgütlenmeler geliştirilebilir. Önemli olan çatı örgütü olarak o ülkedeki herkesi demokratik bir biçimde temsil edip genel bir yönetim gücüne ulaşmasıdır...

Toplumu özgürleştirme çalışması

Ülke Toplum Merkezleri’nin eşbaşkanları seçilmiş oldukları ülkelerdeki resmi çatı örgütünün resmi ve meşru konumunda eşbaskanlardır. Kongrede yönetime seçilen tüm yönetim üyeleri de aynı biçimde, o ülkede Kürtleri temsil eden en ve yasalara göre resmiyet kazanmış üst çatı örgütünün resmi temsilcilerdirler. Dolayısıyla o ülkede Kürt toplumunu en üst düzeyde temsil etmektedirler. Hem eşbaşkanlar, hem de yönetim kurulu üyeleri her konuda olduğu gibi özel yaşamda doğruluk, ekonomide şeffaflık, sicilde temiz olma, kriminal olaylardan uzak durma eşbaşkan ve yönetim üyelerinin en çok dikkat etmeleri gereken bir husustur. Yaşamın her alanında temiz ve duru olunacak, gerçekleri ve hakikati temsil edecek, tüm inançlara ve uluslara, halklar ve sivil tolum yaşamına göre yaşayacak, buna göre kendilerine anlam katacaklardır. Ahlaki-politik tolumu kendi şahıslarında ve yaşamlarında temsil etmeyen eşbaşkanlar ve yönetim kurulu üyeleri kurumları temsil etme haklarına sahip olamazlar. Her şeyden önce doğru yaşayacak, gerçeklere göre duracak, tüm inançlara saygılı davranacak, kadınlara, gençlere ve çocuklara saygılı olacak ve onlarla hem yoldaş, hem de çalışma arkadaşı olacaklardır. Kadına yaklaşım erk anlayışına, cinsiyetçiliğe, toplumsal kirliliğe kaşı mücadele etmede en önde yer alacaktır. Çünkü meclisleşme hem bir ahlaki-politik toplumun kurumu ve örgütleme biçimidir, hem de tüm toplumun özgürleştirme çalışmasıdır.

BİTTİ