
HDP kongresinden önce 1. Merkezi Kadın Konferansı’nı gerçekleştiren HDP’li kadınlar, kadın meclisleri kurma kararı aldı. HDP PM ve Kadın Koordinasyonu Üyesi Beycan Taşkıran, özellikle politik kadınlara yönelik saldırı, katliam, sokak ve ev infazlarının yoğunlaştığına dikkat çekerek, “Buna karşı kadın cephesinden hem birleşik hem de HDP kadın meclisleri olarak etkin yanıt vermek gerektiği sonucu ortaya çıktı“ dedi.
Bunun aynı zamanda parti içi egemenlikli yaklaşımlarla mücadele açısından önemini vurgulayan Taşkıran sözlerini şöyle sürdürdü:
Mahallelere kadar meclisleşme
“Eğer parti içinde bir kadın örgütü kuramazsak, bizi erkek egemenliği karşısında silahsız bırakacağını çok iyi biliyorduk. Kadınların örgütsüzlüğü, kadınları eve hapsetti, parti mekanlarına bile gelemez duruma getirdi. Bundan sonra HDP üyesi tüm kadınlar meclisleşecek. Merkez, il ve ilçe düzeyinde HDP kadın meclisleri kurulacak, toplumsal alanda, mahallelerde ise HDK kadın meclisleri ile yürüyeceğiz. Parti içinde parti örgütlerine paralel olarak kadın meclisleri kurulacak.”
Eşbaşkanlık ne kadar uygulandı?
Taşkıran, eşbaşkanlık ve eşit temsiliyetin pratikleşme düzeyini de değerlendirdi. “Eşbaşkanlık mekanizmasını istediğimiz ölçüde uygulayamadık. Eşbaşkanlık sistemini erkeği, toplumu ve partiyi dönüştüren bir mekanizma olarak çok güçlü bir şekilde kullanamadık. Meclis’teki diğer siyasi partilere bakıldığında HDP elbette, çok ayırt edici bir yerde duruyor. Ancak bu bizim için yeterli değil. Bilinç olarak savunduğumuz şey ne yazık ki, pratikte çok ciddi sorunlarla karşılaşıyor. Erkek başkan, kadın yardımcı ya da sekreter. Bizi pratik olarak bu noktalara doğru savuran çok açık bir yaklaşım var. Bir kadın eşbaşkan ya da kadın yönetici, kadın örgütüne, kadın meclisine, kadın bilincine yaslanmazsa kendini var etme olanağı çok zayıf. Bu tek başına güçlü olmakla ilgili bir mevzu değil. Her ezilen kendini örgütlemek zorunda. Ezilen cins açısından da bu durumun ne kadar yakıcı olduğunu gördük.”
Vitrine indirgeyen yaklaşım
“HDP’li erkekler, toplumsal cinsiyet rollerini partinizin içine nasıl taşıyor?” sorusuna da Taşkıran, “Öncelikle bütün karar mekanizmasını kendinde merkezileştiren, ben merkezci, ben bilirimci, her yerde kendini muhataplaştıran bir yaklaşım görüyoruz. Adeta kadını bir ‘vitrin’e indirgeyen, kadını bir kişilik, özyönetim mekanizmasının, eşit temsil mekanizmasının parçası olarak görmeyen bir yaklaşım. Hatta söz ile olmasa da pratik ile kadını, eşbaşkanlık sistemini bir yük olarak gören tutumlar çok” diye yanıtladı.
Buna karşı kadın meclisi, kadın örgütünü müdahale gücü olarak ifade eden Taşkıran, doğru yaklaşımı akademi, atölye gibi eğitim yöntemleri ile anlatacaklarını da ekledi.
Tüzüksel güvenceye kavuşacak
Bu mekanizmayı işletmede parti içinde teamüller olsa da, bunu iç yönetmeliklerle güçlendirme gereğine de vurgu yapan Taşkıran, “Parti içi yapılanmada yönetmelik hazırlama çalışmamız mutlaka olacak. Ayrıca kadın iradesi ve aklı ile kadına yönelik suçlamaları değerlendirecek ve kadınlardan oluşacak bir disiplin ya da etik kurulu gibi bir sistemi kurmayı düşünüyoruz. Programatik, ideolojik ve politik anlamdaki kazanımlarımızı partinin bütün mekanizmalarında hukuki güvence altına aldık. Bunların pratikte yaşama geçmesi de yine kadınlara bağlı. Bunun için de parti içindeki örgütlülüğümüzü güçlendiriyoruz” diye konuştu.
ARZU DEMİR/ANF/İSTANBUL