
Hakların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Osman Baydemir, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemdeki başlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baydemir, toplantıda Meclis’in açılış tarihi olan 1 Ekim Pazar günü ”Figürana ortak olmayacağız” diyerek, HDP Grubu’nun tüm üyeleriyle birlikte Eşbaşkan Selahattin Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi önünde olacaklarını açıkladı.
328 gündür rehinler
Baydemir, tutuklu milletvekillerinin duruma dikkat çekerek konuşmasına başladı. Eşbaşkanları ve milletvekillerinin 328 gündür rehin tutulduğunu belirten Baydemir, şöyle devam etti: ”Selahattin Demirtaş’ın tutuklandığı dosyaya dair halen tek bir duruşma gerçekleşmiş değil. 72 ayrı duruşması gerçekleşti. Bunların tamamı özü itibariyle tutuklu olmadığı dosyalardı. Hiçbir duruşmada da hakim karşısına çıkarılmadı, SEGBİS ile katıldı. Ellerine kelepçe takılmak istendi. Milletin iradesine kelepçe takılmaz. KHK ile bir sanığın duruşmaya getirilmeksizin kamera karşısına getirip uzaktan kumanda ile duruşma yapılması kararlaştırıldı. Bu KHK Demirtaş’a HDP’lilere dönük çıkartılan bir KHK’dir. Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesi, dün zorla SEGBİS’e götürülmesi kararını verdi. Güvenlik ve yargılama giderlerini gerekçe gösterdi.
Demirtaş’ın konuşmasından korkuyorlar
Sayın Demirtaş’ın duruşması Diyarbakır’da yapılacak ama güvenlik nedeniyle Ankara’ya getirildi. Bu ülke kendi başkentinde bir duruşmanın güvenliğini sağlayamıyorsa bu iflas değildir de nedir? Mesele yargılama gideri ise Demirtaş’a oy verenler bu yargılama giderlerini de üstlenirler. Bu aleni bir şekilde Demirtaş’ın mahkeme huzurunda konuşmasından korkmaktır. İdris Baluken milletvekilimiz tutuklandığı günden bu yana hakkında istinad edilen bütün suçlamalar çürütüldü. Ama gelin görün atmadığı bir twitten dolayı savcı esas hakkındaki mütalaasında ceza istedi. Katılmadığı etkinlikten dolayı ki etkinliğin yapıldığı gün Meclis kürsüsünde konuşma yapan Baluken için savcı ceza istedi.”
Hukuksuzluğun figüranı olmayacağız
Adli yıl açılış törenleri gününde Anayasa Mahkemesi önünde başlattıkları Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni hatırlatan Baydemir, ”Yargı milletin iradesinin adeta yok edilmesinin, tasfiye edilmesinin aracı haline dönüştürülmüş durumda. Nasıl ki adli yılın açılışında HDP törenlere gitmektense, onu meşrulaştırmaktansa AYM önünde Vicdan ve Adalet Nöbeti başlattı, TBMM yeni yasama yılı başladığında da orada değil, Edirne Cezaevi önünde olacaktır. Parlamentoya yönelik 4 Kasım darbesine dikkat çekmek, bu hukuksuzluğun üstünü örtülmesinin figüranı olmayacağız ve törenlere katılmayacağız. OHAL’in ortadan kaldırılması konusunda, barışın hakim olması konusunda etkin çabamızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Kürt düşmanlığından vazgeçin
Federal Kürdistan Bölgesi’ndeki bağımsızlık referandumuna ilişkin de konuşan Baydemir, ”Olması gereken Federe Kürdistan Yönetimi ile Bağdat Yönetimi arasında sorunların diyalog yöntemi ile çözülmesi konusunda ön açıcı olmaktır ve halkın iradesinin tanınmasıdır. Hem Tahran rejimi hem AKP-MHP koalisyonunun tavrı Kürt düşmanlığı tavrıdır. Kürt düşmanlığı kimseye bugüne kadar kazandırmamıştır, bugünden sonra da kazandırmayacaktır. Derhal bu politikalardan dönmek gerekmektedir. Ortadoğu’da barışın var olmasının yolu Kürt halkı ile ittifaktan geçmektedir. Emin olun ki Kürtlerin ittifakı hiçbir halkın düşmanlığı değildir. Bilakis Ortadoğu halklarının ırkçılık prangasından kurtuluşu için de olmazsa olmazıdır” diye konuştu.
AKP ve CHP’li Kürtlere çağrı
Türkiye demokrasi güçlerine ve AKP ile CHP’ye oy vermiş olan Kürtlere çağrıda bulunan Baydemir, konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Eğer OHAL’e, KHK’lere, medya üzerindeki baskıya karşı isek, yapılması gereken hükümetin Kürt düşmanlığı politikalarına karşı çıkmaktır. Bu vesileyle AKP’ye oy vermiş olan Kürtlere, CHP’ye oy vermiş Kürtlere, Alevilere çağrı yapıyorum, tezkere demek evet demektir. Bunların içinde yer almak demek bütün bu düşmanlık politikalarına onay vermek demektir. Kulislerde fısıltı ile konuşmak çare değildir. Oradaki ırkçılığı değiştiremiyorsanız oradan çıkmanın, gereğini yapmanın vakti gelmiştir. AKP Genel Başkanı’nın dili tehdit ve şantaj diline dönüşmüştür. Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı enternasyonal bir haktır. Emeğin hakkını savunuyorum diyen, sosyalistim diyen bütün dinamikler, Kürtler hariç mi enternasyonalistsiniz? Demek ki Kürt düşmanlığında bir ortaklaşma var. AKP’ye oy vermiş herkese çağrı yapıyorum, herhangi bir ırka düşmanlık Allah’ın ayetine düşmanlıktır. Bugün itiraz etmezseniz yarın çok geç olacak. Herkes emin olsun Kürt’ün Türk’e, Fars’a bir düşmanlığı yok, olmayacak. Kürt halkının eşitlik talebi kimsenin aleyhine değildir, aksine Ortadoğu’yu refaha götürecek taleplerdir. Bunun kaybedeni yoktur. Ekonomik ambargoların çifte kaybedeni olur, savaşların da, gerilimlerin de çifte kaybedeni olur.”
ANKARA