YEREL SEÇİMLER GÜNDEMİ


Iğdır’dan Erzurum içlerine doğru giderken, Türkiye’deki pek çok kişinin 30 Mart akşamı öğrenip şok olacağı gerçekliklerin diyarına gidiyoruz. Devletin yıllar yılı ‘kale’ olarak gördüğü Erzurum’un öz gerçeğini görüyoruz ve aradan geçen onca yıl ziyan edilmiş gibi duruyor.
İlk durak olan Köprüköy’e sabahın köründe indiğimde, BDP ilçe binasının önünde bütün yolculuk boyunca gördüğüm en sempatik adamla karşılaşıyorum: Köprüköy İlçe Başkanı Halit Kapo! Soba için odun kırıyor, süpürgeyle izmaritleri toparlıyor. “Burada başkanın böyle işler yapması halk arasında hoş karşılanmaz ama ideolojimiz bu” diyor. Köprüköy rahat bir yer değil. Camide Kur’an’a el bastırıp BDP’ye oy vermeme yemini ettirilen bir coğrafyadayız. İlçe Başkanının ailesi bile bölünmüş, kendisi de Türk köyünde zor bir hayat yaşıyor, kayınbiraderi MHP adayı, evi bile taşlanmış. Ama inançlı ve kararlı.

Beşinci olma umudu…

Eşbaşkan adayı Engin Aydemir geliyor sonra, Kürt nüfusunun da bölünmüş olduğunu o da kabul ediyor. “Biz Kürt-Türk ayrımı yapmıyoruz ama asıl sorun ailelerin rant toplaması“ diyor. Öyle ki, 4 aday Kürt, BBP’ninki bile!
Yine de “alacağız” diyor Aydemir kararlılıkla. Herkes 4 ilçeyi “garanti” gösterirken, Köprüköy beşinci darbeye aday gibi görünüyor. Eşbaşkanlığı soruyorum Aydemir’e, “Bir tepki yok diyor buralarda, buna kim karşı çıkacak ki? Bir belediye başkanı eşbaşkanına sahip çıkarsa sorun olmaz” diye aslında ironik bir cümle kuruyor ve belediye başkanı-eşbaşkan ayrımı yine karşımıza çıkıyor.  Daha sonra Aydemir bir cenaze için köyüne doğru giderken, biz yine yollara düşüyoruz ve bu kez Karayazı‘ya yöneliyoruz.

Karayazı’da oyunlar sökmüyor

Karayazı seçim bürosuna vardığımızda TV’de Amed Newrozu var ve herkes kilitlenmiş halde. Yaşlılardan oluşan bir grubun arasına girip “ne bekliyorsunuz Öcalan’ın mesajından” diye sorduğumda yanıt genel olarak tek bir kelimeyle özetleniyor: Barış!
Bu arada, bir komplodan söz ediliyor. Newroz’dan sonra çocukların dağa gönderildiği söyleniyor, sonra çocuklar çıkıp geliyor. “İsa Kaya’nın torunu gitti diyorlar ama İsa Kaya benim ve torunum da kahvede çalışıyor şu anda” diyor yaşlı bir amca. Recep Akdağ ve Efkan Ala’nın tehditleri de konuşuluyor ama kimsenin umurunda değil, “Kürt halkı uyandı artık ‘Kale’ filan tanımayız” diyorlar. Karayazı zaten eski isyanların da merkezlerinden biri; yeni dönemde de 182 gerilla şehidi, 700’den fazla dağda çocuğu olan bir yer.
“Peki Karayazı hep böyleydi de, belediye işinde neden geç kaldınız” diye sorduğumda ise Eşbaşkan Adayı M. Sait Karabakan, eskiden sadece ilçe merkezinin oy kullandığını, şimdiyse bütün köylerin oyunun geleceğini söylüyor. Karabakan net konuşuyor: “Karayazı mevcut partiler ile devam ederse zaten nüfusu bitecek ve köy haline gelecek. İş imkanı yok, ekim yok, hayvancılık zaten ölüyor ve göçler başlıyor.”

Halk özgürlük istiyor
“Devlet, Erzurum’a bilerek faşizmi bulaştırdı, korku duvarları yarattı” diyor Karabakan, “Ama bunlar bitti artık. Halk şehit evladının yolundan gidiyor. Hizmet, yol-köprü değil, bu zulümden kurtulmak ve özgür yaşamak istiyor. Yoksa burada temel ihtiyaçların hiçbiri yok. İçme suyumuz yok, yazın bizim suyumuzla abdest bile alınamaz, şehrin yarısının kanalizasyonu yok, bir kadın tuvaleti bile yok. Kültür, gençlik, spor... Bunlara sıra gelmiyor ki.” 32 bin nüfusun 4 bin 800’ü ilçede, kalanı köylerde yaşıyor. Kent çökmüş aslında. İller Bankası‘nın ödeneğinin gittiği belli değil. Buna rağmen bu belediyenin 12 milyon borcu var. “Hırsızlıklar net, bulgularımız var, görüşeceğiz bunları” diyor Karabakan.  

Panik kirlilik yaratıyor

Son zamanlarda panikle kirli işlere girmiş AKP. Karabakan anlatıyor: “İmam Hatip’ten bir yönetici aradı. ‘Aileler çocuklarını alıyorlar. Siz dağa gönderiyormuşsunuz’ diye. Araştırdık 10 genç gitmiş deniliyor. Bulduk 4 genci. Aileleri AKP’li. Baktık ki evlerde hapsedilmişler. Okuldan almışlar, eve hapsetmişler ve yaygara kopuyor. Biz açıklayınca çocuklar ortaya çıktılar şimdi. Ama halk farkında artık.” Gerçekten de; Karayazı her şeyin farkında artık. Yüzler gülüyor endişeler bitmiş...

Havai fişekler şimdiden hazır!

Karaçoban’a vardığımızda, adayların Kopal’da olduğunu öğreniyoruz. Kopal, Karaçoban’ı oluşturan üç bölgeden biri. Akşama havai fişekli Newroz var. “Ya memlekette havai fişek koymadınız” diyorum; “Olur mu” diyor arabayı kullanan arkadaş, “Seçim kutlamaları için ayırdık!”
Kopal’a varınca, bu özgüvenin ne anlama geldiğini anlıyoruz. Seçim bürosu tıklım tıklım. Kopal’ın, Demirtaş‘a karşı oturma eylemi yapmış tek Kürdistan beldesi olarak şöhreti var! Son gelişinde zaman sorunundan ötürü Demirtaş Kopal’a girmek istemeyince, çoluk çocuk yola oturup eylem yapmışlar ve Demirtaş girip misafirleri olmuş.

Kale şimdiden düştü

Gözlerinden ışıklar saçan genç bir kadınla, Eşbaşkan Adayı Serhat Eskikurt’la karşılaşıyoruz Kopal’da. “Erzurum değişti artık” diyor, “Kale düşüyor. Pirinç makarna yetmiyor artık.” 300 evi gezip gelmiş benim yanıma. “Devleti şaşırtacağız” diyor inançla. Şimdiye kadar 4 aşiret ilçeyi nöbetleşe yönetmiş ama şimdi köyler işe girince durum değişmiş.
Eşbaşkan adayı İrfan Sarı geliyor bu arada. “Enkaz bekliyor bizi” diyor; “Hizmet sıfır ve halk bizi bekliyor. Çok işimiz var. İyi bir imar planı, yollar, su sıkıntısı ve şebekelerin bozukluğu...” Gerçekten de Karaçoban’ın bir belediyesinin olduğu şüpheli. “Su akıyor, belediye bakıyor” diyor İrfan Sarı, “Çamuru bitireceğiz. Kadın alanları, dayanışma evleri, çamaşır, tandır, sosyal yaşam gelişecek.”
İlk kez bu yıl 8 Mart 300-400 kadınla kutlanmış. Gururla anlatıyor kadın aday, “Kadınlar önde her eylemde. Eşitlik ve özgürlük için” diyor. Köy ve mahalle meclislerinden söz ediyorlar sonra, söz yetki ve karar organları oluşturacaklarını anlatıyorlar. 


Ateşi tutuşturmak...
Akşam Hınıs’a gidiyoruz. Erken gelip gençliğin Newroz eylemine katılacağız ama geç kalınca çocukların keyfi kaçmış anlaşılan. Uzun ve gürültülü bir Kürtçe tartışmadan sonra karar veriliyor: İstikamet Güvendik! Yolda gençler bir anda çoğalıyor, ateşin başında sayı iyice artıyor. Bütün bu hengameden ve havai fişeklerden ben kazasız belasız kurtuluyorum ama doğrusu AKP için aynı şeyi söylemek zor...

İsyancı bir gelenek: Hınıs
Bazı insanları gördüğünüz anda, düğmelerinizi ilikleme ihtiyacını duyarsınız ya hani, Hınıs Eşbaşkan Adayı Hasan Basri Fırat’ı görünce tam böyle oluyor. Şeyh Sait torunu olan Fırat, son derece saygı uyandıran, buna karşın son derece alçakgönüllü bir kanaat önderi. Söze klasik bir Osmanlıcayla başlıyor ve devletin “Erzurum elden gidiyor” telaşına düştüğünü anlatıyor. “Yurtsever halkımız bizi başarıya ulaştıracak” diyor.
“Hınıs elden giderse çok üzülecekler” diyor Eşbaşkan Adayı Gülay Peker, “Parayla kandırmaya çalışıyorlar ama çok iyi gidiyoruz” diye devam ediyor.

Zulümlerden geçip gelmek...

Hınıs bir Kürt kenti aslında. Avrupa’ya ve metropollere de çok dağılmış. Aleviler de var, güçlü bir grup. Ama bu defa BDP diyeceklerine inanıyorlar. Encümende de gözetmişler onları. Yine de CHP etkisi varmış ama.
Hınıs’ın çektiği kitaplara sığmaz. “Tehcir de gördük” diyor Fırat, “Münevverleri sürgün ettiler. Ailem 1925 isyanından sonra sürüldü. Şeyh Sait’in en son oğlu Şeyh Ahmet’in oğluyum. Şu anda 94 yaşında ve hayatta. Trakya dağlarında 14 yıl yaşadık. 60’ta yine 55 aile sürüldü. 80’de yine aynı şey... Ama yine de ayaktayız, ulusal mücadelemizi unutmadık.”

Yeni bir hayat yaratacağız

Hınıs’ın biraz yeni uyandığını söylüyor Gülay Peker, “Hınıs kadınlar için kapalı cezaevidir ama şimdi Newroz’larda ayağa kalktı. Çarşı merkezinde kadınların halay çekince bazı sevincimizden ağladık. İlk kez olmuştu bu” diyor.  “Belediyemiz, yeni bir sosyal bir hayat yaratacak” derken çok umutlu: “Belediyemiz kadınlara oksijen getirecek, sokağa çıkaracağız onları” diyor.
Dedikodular burada da aynı, dini propaganda da rol oynuyor. Fırat, “BDP halk partisidir, herkesi kapsar, dini bütün insanların da partisidir, biz bunu gösteriyoruz. Aşiretçilik artık bitti. El ayak öptürmeler, yemin ettirmeler, bunlar tükendi” diyor ve yeniden inancını vurguluyor.

Kenti ayağa kaldırmak için

Sonuçta, 30 bin nüfustan 10 bine düşmüş bir kent Hınıs; büyük tahribat ve gerileme olmuş son yıllarda. İş yok, fabrika yok, göç katar katar. “Ama bizim dostlarımız var” diyor Fırat. Yurtdışında var, Amed’de var, bütün Kürdistan’da var.” Hınıs dostlarına ve yoldaşlarına güveniyor kısacası...

Tekman haksızlığı düzeltecek

Cennetin katledilmesi deyimi herhalde Tekman için söylenebilir. Gezip gördüğüm Serhat ilçeleri arasında en güzel bulduğum ve o yüzden de içimi acıtan yer Tekman oldu. İçinden nehir geçen hangi kent cennet olmaz ki zaten. Ama Aras’a dökülen çöpleri görünce, başka bir gerçekle karşılaşıyorum.
Tekmanlılara bu seçim ne olur demek yersiz bir soru oluyor; çünkü onlar zaten geçen seçimi silah zoruyla ve dalavere ile kaybetmenin acısını hala yaşıyorlar ve çok öfkeliler. Orada da bir Şeyh Sait Torunu olan Ali Sait Fırat var. Kendisi köylerde olduğu için sadece kadın Eşbaşkan Adayı Tevrat Okyay ve partililerle görüşüyoruz. Tekman’da kafalar net. Halka gittiklerinde de bizim oyumuz belli siz sandıklara sahip çıkın yanıtını alıyorlarmış.

Kaymakam AKP’li gibi

Geçenlerde Kaymakam bütün öğretmenleri toplamış mesela; bütün sandıkları tutanaksız olarak merkeze getirmelerini istemiş. Hukuksuz bu uygulama, merkezde sandıkların değiştirilmesi kaygısını yaratıyor. “Yoksa seçim bitmiş” diyor Tevrat Okyay, “Biz alırız ve alacağız.” Ama Tekman Teksas gibi! Tehdit, baskı, rüşvet, hepsi var... YİBO Müdürü, AKP adayıyla kol kola köyleri geziyor. Ayrıca, yaşlı ve Türkçe bilmeyenlerin perdenin arkasına sandık başkanı ile geçeceği söyleniyor. Partililer öfkeli, “Sandık başkanına neden güveneyim ki?” diyorlar.  
Bu arada, Efkan Ala yine sahnede. Hacı Ömer köyünde imamın anlattığı uyduruk Palandöken yolu sorununu gündeme getirip “oyunuzu AKP’ye verirseniz tünel yapacağız” dediği iddia ediliyor.
Hatta çok komiktir; Okyay, ilk çalışmalara başladığında bir “kadın evi” projesinden söz edince, üç gün sonra Kaymakamlık, bir caminin alt katına hemen bir “kadın evi” açıvermiş. Şöyle bir baktım, in cin top oynuyor!

Yeniden kuracağız

“Krallık değil burası, halkla birlikte yöneteceğiz” diyor Okyay, “Her şeye sıfırdan başlayacağız. Tekman şantiye olacak. Halkımızın gücü var. Ayrıca zaten bundan kötüsünü de yapamayız zaten.”
“Alacağız” diyor Tekmanlılar, “Aslında almıştık zaten. Özel harekatçılar, Kaymakam, karakol, bütün kurumlar bütün amirler bir oldu, kafamıza vura vura aldılar belediyeyi.” Ama şimdi sıra Tekman’da, onlar kendi sözlerini söyleyecekler. Aleviler de, hatta ilçedeki memurlar bile BDP’nin gelmesini istiyor artık; manzara ortada çünkü. Daha kötüsü olamaz!

Sonsöz olarak:

Geriye dönerken Radikal’de Karayazı, Karaçoban gibi yerlerde BDP-AKP işbirliği haberleri okuyorum. Uçakta panik çıkmasın diye kahkaha atmıyorum. Sonra da Murat Yetkin’in aynı iddiasını okudum yine; sanırım bu arkadaşlar sözü geçen ilçeleri Arjantin’de filan sanıyorlar! Bir ara Bölge’ye uğrasalar fena olmaz!


HAZIRLAYAN: M. ENDER ÖNDEŞ