Mehmet Atlı’nın Kimsenin bilmediği hepsi Diyarbakır’ı

Haberleri —

Kürt ve Kürdistan duyarlılığını, yumuşacık ses tonuyla, müziğine taşıyan albümlerinden tanıdığımız Mehmet Atlı, bu kez duyargalarını yaşadığı kentine ‘Diyarbakır’a çeviriyor. Mehmet Atlı, kozmopolit bir geleneksel şehirden bir Cumhuriyet taşrasına dönüşerek yıldızı sönen, son dönemde ise metropolleşen ve yeni kimlikler edinerek yıldızı yeniden parlayan Diyarbakır’ın çehrelerini anlatıyor. Mimar gözüyle, edip zevkiyle, hemşeri muhabbetiyle... Mehmet Atlı’nın kaleme aldığı ‘’Herkesin Bildiği, Kimsenin Bilmediği Hepsi Diyarbakır’’ adlı kitabı İletişim Yayınları tarafından okurlara sunuldu.


Müzik ve mimarlık

Müzikseverlerin solo olarak çıkardığı Jahr, Wenda ve son olarak Birîn  albümlerinden tanıdığı Mehmet Atlı, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun olduktan sonra aynı fakültede Mimarlık Tarihi ve Kuramı lisansüstü progra­mını bitirdi. Çeşitli firmalarda mimar olarak çalışan Atlı, halen Mardin Artuklu Üniversi­tesi Mimarlık Fakültesi’nde doktora öğrencisi ve öğretim görevlisi olarak çalışmakta. Mimarlık­, müzik­, popüler kültür/siyaset arakesitlerine yönelen yazıları Arredamento Mimarlık, Birikim, Yeni Özgür Politika, Tiroj ve Yeni Perspektif gibi yayın organlarında yayınlanan  Atlı, Diyarbakır üzerine yazdığı denemelerden oluşan yazılarını yeni kitabı ‘’Herkesin Bildiği, Kimsenin Bilmediği Hepsi Diyarbakır’’ ile şimdi de ‘’kent’’ üzerine söylediklerini İletişim yayınları kitaplaştırdı.

Modern bir şehrengiz

Mehmet Atlı bu kez surlara bakıyor; duvarların şehir kuran ve biçimlendiren işlevini görüyor. Gazi Köşkü’ne bakıyor; resmî tarihi ve onun örttüğü kadim tarihi görüyor. Dicle’yle kentlilerin ilişkisine bakıyor. Parkların, kamu binalarının, ortak alanların, mahalle-sokak adlarının “anlamına” bakıyor. Diyarbakır’da cemevinin “anlamına” bakıyor. Diyarbakır’ın bir “Türk şehri” olduğunu söyleyegelmiş milliyetçi propagandaya Mehmet Atlı, “Evet, bir Türk şehridir de” cevabını veriyor: “Bir Roma, Latin-Yunan, Ermeni, Süryani, Arap, Kürt, Muhacir, Güvercin, Sur ve Çingene şehri olduğu gibi aynı zamanda Türkler ve Türkçe de yaşamaya devam ettiği için böyledir bu. ”Bir kent tarihinin yazılabilmesi için yalnız milliyetçiliklerin değil folklorik tahayyülün de aşılmasına ihtiyaç olduğunu vurguluyor yazar.
“Desem ki ‘Dünyanın merkezi, bir Batı Asya, Ortadoğu, Mezopotamya, Doğu Akdeniz, Türkiye, Kürdistan, Güneydoğu Anadolu, Dicle, OHAL... kenti olan Diyarbakır’da, bir gecekondu şehri olan Bağlar’da, tren garı ile Göçmenler Caddesi’nin kesiştiği noktadaki Şeytan Pazarı’dır... İnanmazsan ölç de bak!’”
Kitap, Diyarbakır için modern bir şehrengiz...    

KÜLTÜR SERVİSİ


paylaş

Haberler


   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.