"Stalingrad dayanıyor hala:
mevsim meselesi diyorlar,
yalan,
dayanmak meselesi.
Dayanmanın ne olduğunu anneler bilir,
Bir anne gibi dayanıyor bu şehir”
Nazım Hikmet
Pencerelere kurulan makineli tüfek mevzileri, bina çevrelerine döşenmiş mayınlar, silah imalathanesine çevrilmiş fabrikalar, bir şehri cihan eyleyerek orayı ev ev, koridor koridor savunan yurtseverler, faşizmin çamura batmış tank paletleri…
1942 Stalingrad’ında durum Nazım’ın sözleri gibiydi.
Dünya Devrim Tarihi’nin zafer hanesindeki en önemli köşe taşlarından biri olan Stalingrad Direnişi, günümüzde de dünyanın birçok yerinde emperyalizme, faşizme karşı gelişen, büyüyen direnişlere önemli bir emsal ve motivasyon kaynağı olmaya devam ediyor.
Emperyalizm eliyle dizginleri boşaltılan dinci gericiliğe karşı Kobanê’de günlerdir ev ev, sokak sokak direnen yurtsever devrimcilerin kendilerini Stalingrad direnişçileri ile özdeşleştirmeleri bugünlerde ilginç bir tartışmayı da beraberinde getirdi: "Kobanê Stalingrad mı?”
Tartışma, YPG Sözcüsü Polat Can’ın "Gerekirse Stalingrad Direnişi’ni Kobanê’de tekrarlayacağız” demeciyle başlamış oldu.
Atılan her taşın, duvarlara vurulan her afişin, hayatın tam ortasına küçük ya da büyük ölçekte yapılan müdahale biçimlerinin enternasyonal mücadelelere de harç taşıdığını hatırlamada yarar var. En yalın haliyle sömürgeciliğe, faşizme, kapitalizme karşı gelişen mücadeleler, dünyanın öbür ucunda mücadele veren ülkelerin devrimcilerini etkiler.
Kobanê’de siper haline dönüştürülmüş binalar, barbarlığa karşı direnen insanlığın en ileri mevzisi şimdi. Ve gösterilen direncin en önemli motivasyon kaynaklarından birisi de Polat Can’ın demecinde geçiyor.
Emekçi insanlığın faşizme ve zorbalığa karşı direnişleri zamanı aşan simgelerle anımsanır. Paris Komünü’dür, Stalingrad’tır, Filistin’dir, Vietnam’dır. Faşizme karşı Fransız direnişçiler, İtalyan komünistlerdir. Dünyadaki birçok direniş hattının kendine has özgünlüklerine ve "lokal” özellik taşımalarına rağmen birbirine öğreten ve birbirinden öğrenen bir nitelik taşır. Bugünün 2014 yılının Kobanêsi'nde 1871 Paris Komünü’nün, 1939 Madridi'nin, Chipas’ın, Filistin direnişlerinin izlerini görmek pekala mümkün.
Ayrıca Stalingrad benzetmesi ilk defa Kobanê için kullanılan bir benzetme değil. Fidel Castro’nun geçtiğimiz Temmuz ayında Filistin’e yapılan büyük abluka için verdiği demeçte Filistinlileri Stalingrad direnişçileri ile özdeşleştirmişti. (1)
Kobanê ile Stalingrad arasında benzerlik var mıdır?
Stalingrad, Hitler faşizminin dizginsiz yayılışı önünde duvar olmuştu. Süratle Rus topraklarına giren ve girdiği yerlerde katliamlara girişen Nazilerin Stalingrad’da olağanüstü bir dirençle ev ev, sokak sokak çatışılarak durdurulması ve kendi topraklarına süpürülmesine müteakip, Reicshtag’da orak-çekiçli bayrağın dalgalanması ile tüm dünya faşizm illetinden kurtarılmıştı. Stalingrad’ın düşmesi, faşizmin tüm Avrupa’da hegamonya sağlaması anlamına da gelecekti. Bugün Kobanê’de yaşanan da benzer bir durumdur. IŞİD’in medya eliyle yürütülen algı operasyonlarıyla ‘önlenemez ilerleyiş’ olarak gösterilen katliamların Kobanê’de durdurulması, IŞİD’in sonunu getirmesi olasıdır.
Kobanê’yi Stalingrad ile benzettiğimiz kadar Nazilerle IŞİD çeteleri arasında benzeşik yanlar bulabiliriz. Sovyetlere karşı besleyip büyüttükleri ve Avrupa’ya saldıkları Nazilerin "kontrolden çıkması”nın ardından emperyalistler istemeye istemeye Sovyetler’in yanında taraf olmak zorunda kalmışlardı. Bugün benzeri bir durum Kobanê’de yaşanıyor. IŞİD’in radikal İslamcılığın şemsiye örgütü haline dönüşmeye başlaması ile emperyalizm için durum risk içermeye başlamış ve Kobanê’de aylardır kendi özgücüyle direniş gösteren PYD’nin yanında saf tutmak zorunda kalınmıştır.
Her iki işgalci güç de çok hızlı mobilize olabiliyor ve girdikleri yerlerde toplu katliamlar yapmaktan çekinmiyor. Bununla beraber her iki işgal ordusu da süratle işgale girişip işi ‘tek hamlede” bitirmek istiyor. Diğer yandan direnen her iki şehirde de sivillerin direnişe katılımı çok fazla. Kısacası iki direnişin birbirine benzer yanı çok fazla.
Peki niçin Stalingrad?
Yıllardır sömürgeciliğe karşı silahlı mücadele yürüten Kürt Hareketi, son dönemlerde politik angajmanını değiştirse de ideolojik gıdasını sosyalizmden almış bir hareket. Gerek motivasyonel ve gerek propagandif yönlerden Stalingrad çok doğru bir seçimdir.
Çünkü IŞİD’de karşılık bulan ideoloji ve yaşam formu, Kürt özgürleşmesinin bölgesel bir özgürlük projesine dönüşme potansiyelinin ifade ettiği her şeyin aksi, zıddı, karşıtıdır. Nazizm ile Stalingrad nasıl bir ‘antogonizma’ ise, IŞİD ile Kobanê de Ortadoğu’nun antogonizmasıdır. Bu uzlaşmaz karşıtlık; hiç barışmayacak, hiç yan yana yaşamayacak iki dünya görüşünün kriz haline gelmiş karşılaşmasıdır.
Stalingrad ve Kobanê son barikat olmayı başaran, bu yanıyla da başlangıç noktası haline gelecek olan sarmal simgeler düzlemini ifade eder. Şehirlerden simgelere, simgelerden tüm dünyada faşizmin karşısına dikilenlere ilham olacak bir metafora dönüşmüşlerdir.
Sonuç olarak direnişler genişlik ve istatistiksel açıdan birbirine benzemeyebilir. Ancak dün Sovyet halkı için Stalingrad neyi ifade ettiyse bugün Kürtler için Kobanê onu ifade ediyor. Kürtler için Kobanê artık bir Stalingrad’tır.
Nazım’ın dediği gibi: " Dayanmanın ne olduğunu anneler bilir,
Bir anne gibi dayanıyor bu şehir…”
(1) http://birgun.net/news/view/
fidel-castrodan-cok-sert-israil-cikisi/2121