Umay Umay’ın onunla yaptığı röportajda "güzel görünüyorsun" iltifatına; "hastalandığımdan beri nedense hepinize güzel göründüm" diye cevap vermişti. Onu bizden ayıran hastalığını espriye alacak kadar hayatla barışık olan, yaşamı boyunca dili ve kültürünün izini süren bir sanatçıydı Koyuncu. Kendisinden Kürtçe şarkı istenildiğinde de Kürtçe şarkı bildiğini, kendi dilinde kendi olarak kabul görmek istediği için bunun yerine Lazca şarkılar seslendirmek istediğini ve bu farklılığıyla "aranızda olmak istiyorum" demişti. 33 yaşında aramızdan ayrılan sanatçı, müzikleri kadar fikirleriyle de aramızda yaşamaya devam ediyor.


Kendi olarak kabul görmenin vurgusu

Kendi olarak kabul görmeyi yoğun olarak dillendiren sanatçı, ilk Lazca Rock grubu Zuğaşi Berepe’yi kurduğunda, ondan sonra geleceklere öncü olacağını biliyordu. Yaşam felsefesini müziğe yedirmenin yanısıra, kendi olarak varolmak isteyen, totaliter kültüre dahil olmak istemeyen kültürlerin varoluş savaşıydı onunkisi. Derdi ölümle değil, öldürmek isteyenle idi.     
'Kardeşleşme' adı altında silikleştirmeyi değil belirginleştirmeyi vurgulayan Koyuncu, albümüne 'Viya' adını koyarken bile kendi gerçekliğinin peşindeydi. Lazca müziğin yaşadığı varolma sıkıntısını üzerinde her zaman taşıyordu ve 'Lazca nedir' sorusuna aradığımız cevap da ondan geliyordu. Lazca ve Lazca kelimeler hakkındaki bilgimizin çoğu da ona aitti.
"Denizlerin çocuklarından dağların çocuklarına selam getirdim" dediği coşkulu Amed konserinde, anadilin, kültürün önemini bir kez daha vurgulamıştı. Onu yakından tanıyan Laz araştırmacı yazar İsmail Bucaklişi, onun sadece müziğiyle değil insanlığını müziğine yansıtmasıyla da sevenlerinin gözünde değer kazandığını, başkalarının sorununu kendi sorunuymuş gibi ele aldığını söylüyordu.

Sevenleriyle biraradayken daha güçlüydü

Bencillikten uzak ve paylaşımcı bir yaşama sahip olan Koyuncu, sevenleriyle bir aradayken kendini nasıl iyi ve güçlü hissettiği üstüne şunu diyordu:
"İnsana güç veren şey; kendi istediklerini yapmak. Kendi olmak. Moral dedikleri, kendin olabilmekle ilgili bir şey. O gün hareketli bir şarkıyla başladım konsere. Üçüncü ve dördüncü şarkıda her şey normale döndü ve unuttum hastalığımı. Gittiği yere kadar böyle gider. Acayip şeyler beklemiyorum; hep sahnede olsam ömrüm 100 yıl uzayacak sanmıyorum. Nereye gideceğimi düşünmenin manası yok. Zaten sahnede zaman yok. Belki bir gün, belki 100 sene gibi… Bir konsere çıktığımda ne kadar yaşayacağımı veya uzun yaşamak için ne yapmam gerektiğini asla düşünmüyorum. Orda ben varım, beni anlayanlar var. Benimle beraber müziği yaratanlar var; başka bir yerdesin ve güvendesin. Sahne, hayat saldırısını en fazla hissettiğim ama her şeye rağmen en güvendiğim yer." Sevgi krallığındaki kral gibi görüyordu kendini ve insanları seviyordu. Şarkılarına yansıttığından daha fazlasını taşıyordu.

Lazca şarkıları bütün dünya dinlesin
Bu gün hava güzeldir haydi kızkardeşler
Kaçırılır mı yazın bu güzel günleri
Çay toplamadayız biz kızlar
Çay ile dolu sepetleri taşıyın erkekler
Bakın tepeden yükseliyor sabah güneşi
Kızıllığı ile aydınlatıyor tepeleri
Çay filizlerini topluyoruz biz çabuk çabuk
Tamamlayalım bu yıllık planlanan çayı
Tepede daima şarkılarımız inlesin
Bugün sadece biz değil, herkes mutlu
Alsın rüzgar bu şarkıyı uzaklara götürsün
Yeni lazca şarkıları bütün dünya dinlesin


Çayın Şarkısı anlamına gelen Ncais Brapa’da büyüdüğü toprakları, yaşamını topraktan çıkartan insanları anlatıyordu. Şarkıdaki hareketli ritimler, yaşamı boyunca hak ettiğini alamamış o insanların, çay toplama esnasında kalkıp kederlerini dağıtmak amacıyla horon tepmesi için yazılmış gibi neşeliydi belki de bu yüzden.

Ses ve söz kaybolmaz
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde eserinde, “Her insan kendisini artık görmediğimiz zaman yok olur, sonra bir daha göründüğünde yeni bir yaratıdır artık; bir öncekinden, belki de öncekilerin hepsinden farklıdır” demişti geçmiş zamanın, anıların büyük yazarı Proust. Sesin ve sözün, yeniden karşılaşmanın hafızanın içindekilerle yeniden özgürleştiğini ve baştan yaratıldığını, bize bırakılan şarkıları da her dinleyişimizde yeniden keşfe çıktığımızın açıklaması gibiydi söyledikleri.

Dünyada bir yerdeyim ben
Yol kenarlarındaki su birikintilerindeyim
Yerim yurdum yoktur benim
Yarim yurdum yoktur benim
Sadece gökyüzüne göreyim

 
Şarkılarını her dinleyişimizde birçok kez karşılaştık biz onunla. Gökyüzünün altındaki herkesle bütünleşmek isteyişini her dinleyişimizde yeniden doğuşuna tanık olduk. Kötülüğe hiç dokunmadan onu öylece bırakarak gidenler, bu dünyaya güzel birşeyler bırakmaya niyet etmeyenlerin içi rahat mıdır bilmiyoruz ama, Hopa’nın engin yeşilini sesine sığdıran gönlü büyük insan, senin için rahat olsun!