Bilindik bir laftır; bu memleket, içinde yaşamasak hakkaten matraktır. Her gün binbir türlü felaket yaşayan yurdum insanı artık körleştiğinden mi, duyguları köreldiğinden midir nedir, bazı olaylara karşı artık efsunlanmış gibi yaklaşıyor. Hayır, ciddiye alsan ne olacak ya da boyuna gülecek miyiz ağlanacak halimize? İnanın ben de bilmiyorum, bilemiyorum.
Misal ortalarda yeni bir icat (!) fotoğrafı dolanmaya başladı. Büyük ihtimal bir aklıevvel fırlama uydurdu; papaz eriğini imam eriğine çeviren alet başlığıyla döndü durdu sanal alemde. Kimi "neden olmasın" sorusuyla, benim gibiler de "biri buna şaka desin" yaklaşımıyla durumu kavramaya, sindirmeye çalıştık. Çok geçmeden herkes başka başka icatlar önerdi; içlerinde "bisssmill sesiyle açılarak teyzelerin hayatını kolaylaştıran havalı dolmuş kapısı", "hangi kandilin kaç günden daha hayırlı olduğunu gösteren excel programı", "yeryüzündeki tüm laikleri Allahın izniyle belirleyip yok eden hiper vasküler kask", "gavur dağı salatasını üzerinde Allah yazan domatesle islamlaştırmak" gibi çeşit çeşit, zihni sinir türü başka başka fotoğraflarla millet aman da nasıl da eğlendi, sormayın gitsin. Hayko Bağdat da bu eğlenceye "yandın sen imam bayıldı" diyerek katkılarını sundu.
Diyeceğim memlekette bombalar patlıyormuş, şehit haberleri geliyormuş, hanedan kızını everiyor diye yollar kapanıyormuş, ne gam. İyice uyuştuk mu, yoksa keder istihap haddimiz mi doldu, neyse vidalar iyice gevşedi. Bir türlü normalleşemediğimiz için bu tipik uçuk kaçık şeyleri bile vaka-i aidiyetten sayarak kendi kendimize terapi uyguluyoruz galiba.
Başka bir ülkede olsa burun kıvırıp, alay edeceğimiz her şey bize burda olağan gelmeye başladı. Alın size ikinci bir örnek: Yaşını başını almış, torun torbaya karışmış bir sürü adam bir salonda toplanmış. Başlarında kep, üstlerinde cüppe. Niye? İzahı zor ama yine de anlatmaya (yok anlamaya uğraşmayın) çalışayım: Efendim Gaziantep’teki Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde bir Muhtarlar Akademisi varmış, yaaa muhtarlık biliyorsunuz pek akademik bir faaliyet içeren, analitik düşünmeyi gerektiren bir iştir. Neyse bunlar padişahım çok yaşa diyerek alkışlamaktan, milleti gammazlamaktan zaman kaldıkça liderlik, girişimcilik ve iletişim becerileri (!) konularında dersler almışlar ve hepsi de bu konuda birbirinden parlak, yetenekli, başarılı öğrenciler olarak akademiden mezun olmuşlar. Bulursanız fotoğraflarına bakın, hepsi de nasıl al yanaklı, nasıl ışıl ışıl gözlü, nasıl da hırslı çocuklar!! Hele sevinçle keplerini havaya attıklarını duyunca inanın benim de gözlerim yaşardı.
Ne diyorduk burası matrak bir memleket. Bilmem dışarıdakilere bir anlam ifade ediyor mu ama burada her sabah başka bir gündeme uyanıp, yatarken bambaşka bir şeyle meşgul olabilir, sabah ne olduğunu anında unutabilirsiniz. Konu sıkıntımız yok vesselam. Fıkralık, turşuluk, abur-cuburluk, yutması da sindirmesi de zor ne ararsanız bizim buralarda var. Bir de bizi AB’ye almak istemiyorlar, halbuki neler kaçırdıklarını, ne kadar eğlendiğimizi bilseler her şey bambaşka olabilirdi. Olur muydu diye sormayın şimdi, RTE üzerimize kapıyı kilitlediğinden beri, biz bir grup hunili kendi aramızda eğleniyoruz, nafile sorularla keyfimizi bozmayın, siz de bizim gibi icatlar bulmaya bakın da görelim!