
İlk önce askerlerini teftiş edecek
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in 24-25 tarihleri arasında Türkiye’ye yapacağı ziyaretin programı açıklandı. Başbakanlık tarafından yapılan açıklama göre; kalabalık bir işveren grubun eşlik edeceği Merkel gezisine NATO’nun kararıyla Maraş’ta konuşlandırılan Patriot füzelerinin güvenliğini sağlayan Alman askerlerini ziyaret ederek başlayacak. Ardından Kapadokya’ya gidecek olan Merkel, Pazartesi günü ise Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile bir araya gelecek. Erdoğan ile birlikte Türk-Alman iş çevrelerinin düzenlediği foruma katılacak Merkel’in gündeminde ekonomik işbirliğinin yanında Ankara’nın tıkanan Avrupa Birliği üyelik süreci var.
Merkel’in oy hesabı
Türk Başbakan Erdoğan geçtiğimiz Ekim ayında AB için ısrarını dile getirmiş ve batılı politikacılara “Avrupa Birliği üyeliğimiz için dürüst değilsiniz” gibi sert mesajlar vermişti. Merkel, ilk kez Başbakan olduğu 2005 yılına kadar Türkiye Avrupa topluluğuna tam üye yapma yerine “ayrıcalıklı ortaklık” tezini şiddetle savunuyordu. Ancak Başbakan koltuğuna oturduktan sonra bu ısrarından geri adım attığını göstermeye çalıştı ve Türkiye ile yürütülen müzakereler için sık sık “ucu açık” vurgusunu yaptı. Ancak 2013, Almanya için seçim yılı. Dolayısıyla Merkel’in Almanya’daki Türk kökenli seçmenlerden oy alabilmek için Türkiye’nin AB ile ilişkileri konusunda daha yapıcı mesajlar vermesi bekleniyor.
PKK’yle mücalede de gündemde
Ayrıca Merkel’in Türk devletinin PKK’yle mücadele konusunda beklentilerine de yanıt vermesi bekleniyor. Zira Türk devleti sık sık Alman devletinden ülkedeki Kürtler hakkında bilgi ve belge istiyor. Kürt siyasetçilerin iade edilmesi talebi de bu isteklerin en başında geliyor. En son ay başında Ankara’da ABD Büyükelçiliği’ne yönelik saldırı iki ülkenin istihrat paylaşımı konusunda karşı karşıya getirmişti. Türk Başbakan Erdoğan, Almanya’nın eylemi yapan Ecevit Şanlı hakkında kendilerine yeterince bilgi vermediğini söyleyerek tepki göstermişti.
AB ilişkileri düzeltmek mi istiyor?
Brüksel-Ankara hattında ise kıtayı sarsan ekonomi kriz ve Türkiye’den gelen insan hakları ve düşünce özgürlüğü ihlalleri AB rüyası neredeyse unutulmak üzereydi. 2005 yılında başlayan üyelik maratonunda 35 müzakere başlığından sadece “bilim ve araştırma” başlığı tamamlandı. Türkiye, Kıbrıs’ı tanımadığı için açılan diğer başlıkları tıkatıyor. Ancak Euro krizi, Arap ülkelerinde yaşanan değişimler ve buradan gelecek ‘radikal İslam’ korkusu nedeniyle bir süredir Avrupalı muhafazakar liderler Ankara’nın AB üyeliği için ılımlı mesajlar vermeye başladı. İlginç bir gelişme ise Fransa’dan geldi. Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Fransız mevkidaşı Laurent Fabius arasında geçtiğimiz günlerde yapılan görüşmede Paris, “bölgesel politika” faslının önündeki blokajı kaldırdı. Önümüzdeki aylarda Brüksel-Ankara arasında müzakere edilmesi beklenen bu fasıl, en önemli müzakere konularından biri. Fransa’nın, bloke ettiği fasıllardan biri ile ilgili adım atması ve Merkel’in Türkiye’ye yapacağı ziyaret, “AB, Türkiye ile ilişkilerini düzeltmek mi istiyor” sorusunu akla getirdi.
Frankfurter Rundschau yorumladı
Almanya’nın günlük gazetelerinden Frankfurter Rundschau da Merkel’in ardından Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande’nin Ankara’ya gideceğine dikkat çekerek, “Bu iki Avrupa Birliği lideri Türkiye-AB müzakere sürecinin yeniden canlanmasını istiyor” yorumunu yaptı. Türkiye’nin ekonomik canlılığından Alman şirketleri faydalanabileceğini yazan gazetenin yorumu özetle şöyle: “Önümüzdeki dönemlerde Hollande’ın da Türkiye’yi ziyaret etmesi bekleniyor. Fransa, iyi niyet göstergesi olarak Türkiye-AB müzakerelerinde bir müzakere başlığının açılmasını istediğini açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanı Fabius, Türkiye ile ilişkilerin olumlu olmasını istediklerini söyledi. Ardından Almanya da buna olumlu baktığını açıkladı. Türkiye-AB müzakerelerinde uzun yıllardan beri tıkanmış durumda. Avrupa, Türkiye ile yeniden yakınlaşma arayışları içinde. Bilim ve Siyaset Vakfı uzmanlarından Günter Seufert’e göre ise AB ülkeleri, müzakerelerin aksamasından zarar görüyor, çünkü bu durumda Türkiye’ye etki edemiyor. Türk hükümeti, Brüksel’in, Türkiye’nin demokratik ve hukuk devleti olma konusunda yetersiz olduğu yönündeki eleştirilerine pek aldırış etmiyor.”
PERWER YAŞ / ANF/BERLİN