20 Temmuz 2016 ilan edilen OHAL ile Türkiye, Erdoğan ve ekibi dışında bir bütün olarak mağduriyet yaşadı. 120.000 yakın emekçi ihraç edildi. Bu ihraç sayısına sözleşmeleri fes edilen belediye çalışanları, taşeron işçileri dahil değil. İnsanlar yıllarca çalıştıkları işlerinden, hiç bir soruşturmaya tabi tutulmadan gece kararnameleri (KHK) ile işsiz bırakıldılar. Aileleri eklediğimizde devasa bir kitle çıkıyor karşımıza.
İhraç olmakla bitmedi tabi mağduriyet, hukuk yolu kapatılıp, talimatla çalışan ve bir arpa boyu yolmayan komisyonda yerinde duruyor. İşsiz bırakılan insanlar başka bir yerde iş bulma, çalışma olanağıda AKP talimatıyla engellendi. Kimi korkudan ihraç edilene iş vermedi, kimi işe aldığı ihraçlar için devlet kurumlarından tehdit alınca işlerine son vermek zorunda kaldı.
AKP’nin iktidara geldiği günden bugüne kadar, esnek güvencesiz çalışma biçimi dayatan politikalarını OHAL ile yürütmeye başladı. Artık kamu alanına yeni işe başlayacaklar sözleşmeli olarak alınıyor. Demoklesin kılıcı her an işsizlik tehditi olarak kullanılıyor emekçilere karşı. Özelleştirme ile beraberinde yeni bir işsiz ordu daha ortaya çıkacak. Ucuz emek iş gücünü daha fazla sömürerek darbenin lütuflarını hükümet ve saray yaşıyor.
24 Hazıran sonrası Cumhur ittifakı olur da iktidar çıkarsa, emekçiler için karanlık günler derinleşecektir. İş güvencesi OHAL ile fiilen kaldırıldığı bu ödemde, kamu hizmetlerinin kalanı piyasaya açılacak ve işisizlikle birlikte şuan hükümetin ötelemeye çalıştığı ama heran patlamaya hazır ekonomik krizin faturası da yine emekçilere kesilecektir.
Seçim beyannamesinde OHAL’i sürüdüreceğini açıklayan AKP’nin bundan sonraki icraatlarını merak etmemize gerek yok, deneyimlerimizden ülkeyi bekleyen felaketi biliyoruz. Özellikle kadına düşman politikaları ile, kadını çalışma yaşamının dışında tutmak istediklerini Erdoğan seçim beyannamesinde bir kez daha tekrarladı. Kadınların hem çocuk bakması hem de yarı zamanlı çalışmasının altında yatan, esnek ve güvencesiz çalışmayı kadınlar üzerinden temel çalışma modeli yapmak ve kadınları evlerine gönderip çocuk doğurup bakmalarını yasallaştırmak yatıyor. Bu sadece kadınları değil tüm emekçiler için temel çalışmanın güvencesiz olacağının göstergesidir. AKP iktidarı döneminde kamu kreşlerinin neredeyse tamamı kapatıldı, şimdi kreş yerine kadınları eve gönderip cinsiyetçi ideolojisini altını bir kez daha çizmiş oluyor ve bunu bir seçim vaadi olarak bizlere sunuyor. Cumhur ittifakına hayır demek için kadın kimliğimiz yeterlidir.
Ve önemli olan bir diğer nokta ihraç edilenlerin yüzde 62’si AKP döneminde işe alınanlar, ihraçların içinde geçmişte AKP oy veren yüksek bir oranda var Türkiye’nin 81 ilinde de insanlar işlerinden atıldılar KHK’lar ile. Erdoğan’ın hedefinde sadece Kürtler, kadınlar, sol ve sosyalistlere Aleviler yok. Lütuf olarak gördüğü OHAL ile yarattığı karanlığı daha da derinleştirmek istiyor. Erdoğan’ın hedefinde açlıkla biat altına alacağı kitleler, tek görevi anne ve eş olan kadınlar, dindar ve kindar bir gençlik, birbirine düşman halklar ve inançlar yaratarak kaos ile iktidarını sürdüreceği bir Türkiye var.
Hepimizi bekleyen tehlikenin farkındayız ve bunu durdurma sorumluluğu da başta biz emekçilere ait. 24 Haziran’da sandığa giderken gece karanlığındaki KHK ile hayatları alt üst edilen yüzbinlerce emekçi ve ailelerinin bunun hesabını sormaları için son şans olabilir. Bunun için de HDP bir şanstır. HDP’nin çok daha güçlü bir şekilde mecliste yer alması en çok da emekçilerin lehine olacaktır. HDP seçim beyannamesine bir göz attığınızda göreceksiniz.
AKP ve Erdoğan hepimizin sağlığına ve varlığına zararlıdır hep birlikte yaşadık ve yaşıyoruz, şimdi birlikte başarabiliriz. Cinsiyetçi emek düşmanı politikalara dur demek için, çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak için tek seçeneğimiz sandığa gitmek ve TAMAM demek. Bir oy ile çok şey değişir ve güçlü olan bizleriz...
Meryem ÇAĞ