
Çatışmaların, "faili meçhuller"in en sık yaşandığı 1990'lı yıllardan bugüne Kuzey Kürdistan'da çocuk, genç, yaşlı demeden öldürülenlerin katilleri aklandı, ölenlerin akıbeti sorulmadı. Özellikle çocuk ölümlerinde, devletin şiddeti ve katliamları bir şekilde ya gizlendi ya da tehditlerle davalar sonuçsuz kaldı. 9 yaşındaki Metin Kıratlı da 1992 yılında Yüksekova Komando Taburu askerleri tarafından açılan ateş sonucu iki kurşunla katledilmişti. 18 Nisan 1992 yılında Efeler Taburu ile komando taburu arasında askeri olmayan 500 metrelik alanda kardeşiyle beraber koyun otlatan 9 yaşındaki Kıratlı, kulübede nöbet tutan askerin kurşunuyla infaz edilmişti. İki birliğin arasındaki Güllüce (Sekran) köyünün otlak alanında tel örgülere yaklaşmadan evinin karşısında koyunlarını otlatırken katledilmesi, Yeni Ülke gazetesinin 26 Nisan 1992 tarihli sayısında "Çocuklar da hedef tahtası" başlığıyla kamuoyuna duyurulmuştu.
Soruşturma açıldı ama…
Küçük Metin, halk tarafından sessizce toprağa verildi, ailenin ve dönemin HEP İl Başkanı Avukat Hamit Geylani'nin tüm girişimlerine rağmen devletin tehditleri sonucu davadan da bir sonuç alınamadı. Kıratlı ailesinin soruşturma talebi ısrarı karşısında, olay yeri krokisi, bilirkişi raporları ile "Askeri mıntıkada açılan ateş sonucu sivil şahsın ölümü" diye soruşturma açıldı. Savcılık tarafından açılan soruşturma dosyası daha sonra 21. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askeri Savcılığı'na gönderildi. Askeri savcılık, Metin'in ölümünün "dikkatsizlik" ve "tedbirsizlik" sonucu meydana geldiğini savunarak, "Müteveftayın ölümüne neden olan merminin askeri birliklerin bulunduğu yönden geldiği ve büyük ihtimalle failin askeri bir şahıs olduğu anlaşılırken, fail askerin tespiti yapılamadığı için kovuşturmaya yer yok" sonucuna vardı.
30 Nisan 1992'de ise Hakkari Vali Yardımcısı Süleyman Deniz imzasıyla OHAL bürosuna yapılan yazılı açıklamada, "Gerek İlçe Jandarma Komutanlığı, gerekse 2/118 Jandarma Sınır Tabur Komutanlığı askerlerinin böyle bir olaya sebebiyet vermedikleri için tazminat talebi İçişleri Bakanlığı'nı ilgilendirmediği" bilgilendirmesinde bulundu.
'Oğlum katilini soruyor'
Aradan geçen yıllara rağmen oğlunun acısının dinmediğini dile getiren ve geceleri rüyalarına girdiğini söyleyen baba İdris Kıratlı, "Oğlum 22 yıldır her kafayı yastığa koyduğumda 'katillerimi bulun' diyerek rüyalarıma geliyor. Oğlum gündüz ortası, ortada hiçbir neden yokken devlet tarafından katledildi" dedi.
Anne acıya dayanamadı
Olaydan sonra katillerin bulunması için mahkemelere başvurduklarını, ancak her defasında ya tehdit edildiklerini ya da dilekçelerinin iade edilip, katillerin korunmaya çalışıldığını anlatan Kıratlı, "Metin'in ölümünden sonra annesi de acısına fazla dayanamadı ve ağır bir hastalık sürecinden sonra vefat etti. Uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen hala adaletin yerini bulmasını ve geç de olsa oğlumun katillerinin bulunmasını istiyorum. Ne zamanki oğlumun katilleri ortaya çıkarılırsa o zaman oğluma karşı sorumluluğumu yerine getirmiş olacağım" diye konuştu.
Çiçek toplarken vuruldu
Metin öldürüldüğü sırada yanında olan ağabeyi Hamza Kıratlı ise "Aradan 22 yıl geçti. Benim için halen dün gibi, kardeşimin kanlar içinde yerde kalmasını unutamadım. Koyunları otlatırken, Metin de çiçek topluyordu. Çiçekleri anneme götürecekti. Ama askeri nöbet kulübesinden gelen mermiyle kardeşim yere yıkıldı. Israrlı mermiler karşısında kardeşimin yanına gitmeden eve koştum, durumu babama söyledim. Kardeşim kanlar içinde iken askerlerin kardeşimin can verişini zevkle izlediğini gördüm" diye anlattı.
Dönemin HEP Hakkari İl Başkanı, BDP Eşbaşkan Yardımcısı Hamit Geylani ise geriye dönük dava açma hazırlıkları içinde olduklarını belirtti.
SAMİ YILMAZ/DİHA/HAKKARİ