Kaybettirilen Kasım Alpsoy’un eşi, kardeşi ve çocuklarının Galatasaray Meydanı’nda başlattığı adalet arayışını şimdi torunu Gülbahar Alpsoy sürdürüyor.

SİBEL ÖZALP / JINNEWS/İSTANBUL

Gülbahar Alpsoy, 5 yaşındayken anlam veremediği Galatasaray Meydanı’nın kendisi için zamanla anlamlı bir mücadeleye dönüştüğünü belirterek, ”Babam ve halam o meydanda büyüdü. Kuşaktan kuşağa mücadele sürüyor; adaletin yerine ulaşması için sürecek” dedi.

Galatasaray Meydanı’nda adalet arayan Cumartesi İnsanları, mücadelelerini kuşaktan kuşağa miras bıraktı. Gözaltında kaybedilen Kasım Alpsoy’un çocuklarının oturduğu Galatasaray Meydanı’nda şimdi torunlarının oturduğu gibi. Kasım Alpsoy, 18 Mayıs 1994’te Adana’da ev baskınında gözaltına alındığında 30 yaşındaydı. Ertesi gün kimliğini alması için gelmesi söylenerek serbest bırakıldı. 19 Mayıs’ta kimliğini almaya gitti, bir daha haber alınmadı. Oğlu Mehmet Alpsoy, henüz 12 yaşındaydı. Kendinden bir yaş küçük kardeşi Gülbahar’la Cumartesi Meydanı’nda Cumartesi Anneleri ile beraber oturdular. İki kardeşin oturduğu meydanda şimdi Mehmet ve Gülbahar’ın çocukları da dedelerini arıyor. Kayıp fotoğraflarını taşıyan annelere, babalara ve eşlere, çocuklar ve nihayetinde torunlar da eşlik eder oldu. Üç kuşak Galatasaray Meydanı’nda kayıpların mücadelesini vermeye devam ediyor.

   

5 yaşından beri

 Kasım Alpsoy’un torunu olan Gülbahar, İstanbul’da doğdu. 5 yaşından beri dedesi için Galatasaray Meydanı‘nda. Küçücük yaşında, o meydanda elinde tuttuğu fotoğraftaki dedesini tanımadığını kaydeden Gülbahar, ”5 yaşımdan beri bir arayış, bir mücadele içerisindeyim. Küçüktüm, o zamanlar anlamıyordum. Meydanda olanlara uymuştum. Elimde tuttuğum fotoğraftaki adam bana, gözlerimin içerisine bakıyordu” diyor.

Dedemi arıyordum

 Büyüdükçe o meydanda sadece kendisinin değil, başkalarının da elinde tuttukları fotoğrafların tanıdıkları, aileleri olduğunu anladığını belirten Gülbahar, şöyle devam ediyor: ”Her Cumartesi o meydanda oturan insanların hepsinin birer yakınının kaybedildiğini çok sonraları fark ettim. Korkuyordum tabi, anlam vermeye çalışıyordum. Zaman geçtikçe babam da babaannem de dedemi anlattı bana. Şu an o yaşlardan beri neden o meydanda olduğumu daha iyi anlıyorum. Galatasaray Meydanı’nda dedemi arıyordum.”

”Devletten ne istiyorsunuz” sorusu sorulduğu zaman vereceği tek bir cevabının olduğunu söyleyen Gülbahar, şöyle ifade ediyor: ”Bugüne kadar yapamadığı bir şeyi istiyorum. Dedemi istiyorum. Onca insan geçmişte nasıl kaybedildiyse şu an bulmalarını istiyorum. Bize, kaybettiklerimizi geri vermelerini istiyorum.” dedi.

Sarılamayacağımı anladım 

 Her kapı çaldığında fotoğrafını taşıdığı dedesinin bir umut geleceğini sandığını söyleyen Gülbahar, ”Yanılmak istemiyordum. Ama büyüdükçe kapı çaldığı zaman yanıldığımı ve yıllar önce kaybettiğim dedeme sarılacağım düşüncesini aklımdan çıkardım. Neydi, Kürt olmak mıydı dedemin suçu? O da bir eş, evlat, baba ve en önemlisi bir insan değil miydi? Diğerlerinden farkı neydi?” diye soruyor.

Mücadeleye devam

5 yaşında anlam vermeden başladığı mücadelesinin zaman geçtikçe anlamlı hale geldiğini vurgulayan Gülbahar, mücadeleden vazgeçmeyeceğini vurguluyor. Dedesinin akıbetini öğrense dahi pes etmeyeceğini söyleyen Gülbahar, şunu ekliyor: ”Hasan Ocaklar, Fehmi Tosunlar, Halil Alpsoylar, Ferhat Tepeler bulunana kadar bu meydanda olacağız, bu meydanı terk etmeyeceğiz.”

Cumartesi Anneleri’ne yapılan saldırı ve sonrasındaki yasağa da değinen Gülbahar, son olarak şunları söylüyor: ”Benim babam ve halam o meydanda büyüdü. Kuşaktan kuşağa mücadele sürüyor. Ben 3. kuşak, torunum. O meydanda büyüdüm ve büyümeye de devam ediyorum.”