“Elimizdeki imkanlarla üst düzeyde seçim çalışması planlayacağız. Billboardlarımız olamayabilir ama bütün duvarlar bizim. Paramız pulumuz olamayabilir ama bütün meydanlar bizim. Televizyonlarımız olmayabilir ama her kapısını çalacağımız halkımız bizim.”

NECLA DEMİR / MA/İSTANBUL

31 Mart yerel seçimine iki aydan az bir zaman kalırken partilerin belediye başkan adaylarının da büyük bir bölümü açıklandı. Emekçi Hareket Partisi (EHP) de İstanbul Büyükşehir Belediye Adaylığına Özge Akman'ı gösterdi. Akman, seçimleri ve aday olma gerekçesini Mezopotamya Ajansı'na anlattı.

İstanbul doğumlu ve tekel işçisi bir anne- babanın çocuğu olan Akman, üniversite yıllarında tanıştığı EHP ile birlikte sosyalist mücadele içerisinde yer almaya başladığını belirtti. Genç bir kadın olarak toplumsal sorunlar, emek, kadın ve gençlik mücadelesinde aktif olarak çalışma yürüttüğünü dile getiren Akman, “Yaşadığım ve mücadele verdiğim kentte adaylığımı koydum” dedi.

İstanbul emeğin başkenti

Akman, aday olma nedenlerini ise şu sözlerle açıkladı: “En önemli gündemlerimiz arasında ülkede yaşananları göz önünde bulundurduğumuzda AKP’den kurtulmak vardı. Geldiğimiz aşama itibariyle ekonomik kriz çok derinleşti. Emekçilerin sesini dile getirmenin ihtiyacı çok yükseldi. Bizler bu emekçilerin içinden gelen insanlarız, çocuklarıyız. Mevcut krizlerden en çok etkilenenleriz. Bu toplumda kadınlar istihdam gücü olarak bile sayılmıyor. Benim öğrencilik yıllarım çalışma hayatı içerisinde geçti. Emeğin başkenti olarak gördüğümüz İstanbul’dan giriş yaparak emekçilerin sorununu kriz gündemiyle ele alalım dedik. Bu yüzden de kendi adayımızı belirledik.”

İstanbul iktidara yaslanarak kazanılamaz

AKP ve CHP başta olmak üzere siyasi partilerin seçim gündemleri ve stratejilerine dair de konuşan Akman, “AKP’nin Binali Yıldırım gibi birini aday göstermesinin sebebi, seçimde büyük bir emek sarf etmeden İstanbul’u kazanabileceği bir yer olarak da düşünmesidir. Bu bağlamda ekonomik kriz gündemini geçiştirmek, seçim sonrasına atmak istiyorlar. Çünkü AKP’nin bunu ortadan kaldıracak olan gücü yok. Yoksulluk ve pahalılığın kendi seçmenlerinde de bir karşılığı ve aynı zamanda itirazları da var. CHP açısından ise tam buna karşılık getirilen bir siyaset tarzı yok ortada. Mesela Ekrem İmamoğlu gibi bir figürün ‘ben siyasetle ilgilenmiyorum, siyaset Ankara’dan yürütülür, biz İstanbul’daki konularla ilgilenelim’ tarzdaki gidişatı aslında ne AKP’ye itiraz eden seçmene sesleniyor ne de kendince AKP’den kurtulmak isteyen demokratlara sesleniyor. Bizim iddiamız ise şu; toplumun siyasi konuları konuşulamadan, bunlar yok sayılarak herhangi bir seçimli süreç asla kazanılamaz. İstanbul iktidar sınırları çerçevesinde kalarak kazanılabilecek bir kent değil. Kaldı ki Türkiye’nin hiçbir ili bu pozisyonda değil. Muhalefetin ekonomik kriz gündemini, ezilen halklarla ilgili hiçbir sorunu önüne almaması ve hatta tamamen reddedip milliyetçi bloğa yaslanması ve oradan oy isteyen bir pozisyona gelmesi ciddi tartışma konusu" ifadesinde bulundu.

Kadının sesini dile getirmek için varız

Siyasi partilerin kadın belediye adaylıkları konusunda da ayrıca sınıfta kaldığını hatırlatan Akman şunları ifade etti: “İstanbul’da ilk kadın belediye başkan adaylığına başvuran da biziz. Bu önemli. Çünkü toplumsal siyaset içerisinde kadınlar ikinci planda tutuluyor. ‘Kadınlar aday olmak istemiyor’ diye yorumlar da geldi. Bu toplumun yarısı kadınlar. Siyasi partiler bu toplumun yarısını oluşturan kadınların kendilerini nasıl seçmelerini bekliyorlar? Kadınları anlayan ve anlayış gösteren siyaset tarzını benimsediklerini söylüyorlar ama bizim anlaşılmaya ihtiyacımız yok ki. Kadınların var olduğunu gösteren şeylere ihtiyacımız var ve kadınlar var. İşte ben de bu adaylardan biriyim. En önemli konumuz emek gündemi olabilir ama yıllarca biz kadın hareketinin içerisinde var olduk. Yerel yönetimler konusunda kadınlarla ilgili çokça açık varken, İstanbul en çok kadının öldürüldüğü ve güvensiz şehir iken bu hepimizin gündemi olmalı. Kadınların yaşam mücadelelerinden tutun da siyaset alanında bulunmalarına kadar tüm meseleler en önemli gündemlerden. Bu açıdan kadınların sesini de dile getirmek için varız.”

Eşbaşkanlık batıda da uygulanabilir 

Akman, Kürt kentlerinde kayyumlar atanana kadar eşbaşkanlık sisteminin çok iyi işlere imza attığını ve bu sistemin aynı şekilde batıdaki belediyelerde de hayata geçirilebileceğini dile getirdi. Eşbaşkanlığın kadınların siyasette teşvik edici bir yerde olduğuna dikkat çeken Akman, “Eşbaşkanlık sistemi tüm adayları erkek olan siyasi partiler açısından gündeme alınması gereken bir konu. Kazanılması kesin bir sürü ilçe var. Buralarda kadın adaylar teşvik edilemez miydi? Ama erkek egemen politikanın sürdürülmesi anlamında böyle değerlendirmiyorlar. Kazanılmış Kürt illerindeki örnek de önemlidir ve yerinden yönetimin geliştirici biçimleri değerlendirme altında tutulmalı" diye belirtti.

39 ilçeyi önümüze koyacağız

Akman son olarak, “Biz kendi elimizdeki imkanlarla üst düzeyde seçim çalışması planlayacağız. İstanbul’un girilmedik sokağını ve çalınmadık kapısını bırakmayacağız. 39 ilçeyi önümüze koyacağız ve bunların hepsinde bir çalışma planı yapacağız. İstanbul’un sorunlarını konuşacağımız ve birlikte karar alabileceğimiz bir seçim çalışması olacak. Billboardlarımız olamayabilir ama bütün duvarlar bizim. Paramız pulumuz olamayabilir ama bütün meydanlar bizim. Televizyonlarımız olmayabilir ama her kapısını çalacağımız halkımız bizim. Elimizden geleni canla başla çalışıp uygulayacağız” diye konuştu.