- HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, mezarlıkların tahrip edilmesinin hiçbir inanç ve hukukta yer almadığını belirterek, “Saldırıları durdurun” diye seslendi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Salgın sürecinin şeffaf olmadığını belirten Beştaş, Sağlık Bakanı’nda da ‘Büyük Türkiyem’ söylemleriyle halkı oyalayanlar kervanına katıldığını söyledi. Beştaş, “Sayının daha az gösterilmesi için test sayılarında bir azalma söz konusu. Amaç diğer ülke oranlarını geçmek, bunu anlıyoruz. Oransal olarak bakıldığından, Türkiye, İran, Çin ve benzeri durumun daha vahim olduğu ülkeleri çoktan sayı olarak geçmiş ve maalesef ABD ile yarışır vaziyete gelmiştir. Bunu sadece paylaşılan resmi verilere bakarak söylemek mümkün, matematik ortada. Son günlerde yatay bir seyir izlendiğine ilişkin söylemlere, canı gönülden inanmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
Ölen ölsün mantısı
İktidarın salgın sürecinde ekonomiyi kurtarmak için gizli hazırlıklar yaptığını ifade eden Beştaş, “Zaten halka güven vermeyen iktidar, pandemi sırasında tamamen dengesini kaybetmiştir. Bozulan dengeyi bir nebze onarmak adına ise insanların ölümleri göze alınarak sosyal yaşam düzenlenecek, AVM’ler açılacak. Ölümler ardı ardına gelirken, daha önce de yaptıkları gibi ölüm nedenlerini açıklamayacaklar. Koronadan yaşamını yitirenlerin yakınları dışında kimsenin ruhu duymasın, ölen ölsün, kalan sağlar bizimdir, mantığıyla hareket ediyorlar” dedi.
‘Erdoğan’ın puanları artıyor’
Korona halk sağlığını tehdit etmeye devam ederken, AKP Milletvekili Ramazan Can’ın, ‘Erdoğan’ın puanları artıyor’ demesinin, kelimenin tam anlamıyla siyasi aymazlık, halka karşı yapılan büyük bir saygısızlık olduğunu söyleyen Beştaş, şöyle devam etti: “Biz bu zihniyeti daha önceden biliyoruz. Davutoğlu, 10 Ekim katliamında 100’ü aşkın cenaze yerdeyken ‘Oylarımızda artış var’ demişti. Büyük bir utanmazlıkla 1 Kasım öncesinde bunu ilan etmişti. İşte bu iktidarın tek derdi oy ve algı. Çaresizlik içindeki insanlar salgın açlık, yoksulluk, işsizlik bunların umurunda bile değil.”
Maske dağıtmaktan aciz
İktidarın maske dağıtmaktan bile aciz olduğunu söyleyen Beştaş, şunları ifade etti: “Hükümet bu beceriksizliği örtmek için İsveç’e özel ambulans uçak gönderiyor ve günlerdir de bütün kanallarda yandaş medyada da bunun şovunu yapmaktan da bir nebze olsun ar etmiyorlar. Kendinizi güçlü gibi göstermenin, halk sağlığına duyarlı gibi göstermenin bir manası kalmadı, çünkü kimse size inanmıyor. İsveç’te koronavirüs hastalığına yakalanan, tedavi edilmediği iddiasıyla Sağlık Bakanlığı tarafından ambulans uçakla Türkiye’ye getirilen kişinin hem AKP üyesi hem de milyoner olduğu iddia ediliyor. Bu sorularımıza da elbette yanıt bekliyoruz.”
Dayanışmayı terörize ediyor
Salgınla mücadele kapsamında yardım dağıtan belediyelerin engellenmesine dair Beştaş, şunları söyledi: “Toplumsal dayanışmadan yerel dayanışmadan bu kadar rahatsız olan, korkan ve bunu terörize etmeye çalışan bir iktidar, Türkiye siyasi tarihinde görülmemiştir. ‘Sadece ben yardım edebilirim, benim dışımda kimse yardım edemez’ söylemi ve çabası halkı kendi kölesi, kendisinin yaşattığı yoksulluk ve yoksullara yardım siyasetinin bir sonucudur. Ama AKP iktidarı ne yaparsa yapsın, toplumsal dayanışmayı, desteği ve toplumsal örgütlenmeyi engelleyemeyecektir. Çünkü toplum, bu iktidardan çok daha güçlü ve daha büyüktür.”
Ellerinizi mezarlıklardan çekin
Beştaş, bölge kentlerinde mezarların tahrip edilmesi ve ailelerin tehdit edilmesinin merkez medya tarafından sansürlenmesine de tepki gösterdi. Büyük bir suç işlendiğini dile getiren Beştaş, şöyle devam etti: “Hangi inançta, hangi hukuk sisteminde bunun yeri vardır? Hangi insanlık değerine sığar mezarlıkların tahrip edilmesi. Mezarlıklar bir insanın naaşının son dinlenme yeridir. Bu nedenle mezarlıkların tahrip edilmesi, yasal düzenlemelerin yanı sıra dinsel kurallara göre de aslında yasaklanmıştır. Yürürlükte olan Ceza Kanun’unda özel düzenleme vardır, ‘kişinin hatırasına hakaret suçu ve ölenin, kişinin haklarının korunmasıdır’. Hem cenazenin hem de ailenin kişilik hakları yok sayılmaktadır. Ailelerin ilgili mekanizmaları işleteceğini ve suçluların ortaya çıkacağını belirtmek isterim. Ellerinizi mezarlıklardan çekin, saldırıları durdurun. Yaşayanlara dair saldırılarınız yetmiyormuş gibi toprağın altında bile yurttaşlarımızı rahat bırakmıyorsunuz.”
Ölüm oruçları
Ölüm orucu eylemlerinin taleplerinin karşılanması için hükümete seslenen Beştaş, “İki kişiyi yitirdik, Mustafa Koçak ve Helin Bölek. Ölümlerin en kötüsünü açlık grevinde yaşama gözlerini yumdular. Mafyayı, Alaattin Çakıcı’yı serbest bırakan iktidar, Helin Bölek ve Mustafa Koçak’ın sesini duymadı. İbrahim Gökçek hala ölüm orucunda. Bu çığlığa kulak verilmesini istiyoruz” diye seslendi. ANKARA