Gerçek Halk Demokrasisi ROJAVA - 2


Rojava’nın bütün alanlarında ve Halep’teki Kürtler, Halk Meclisleri bünyesinde seçtikleri delegelerle, 2011 yılının başında Batı Kürdistan Halk Meclisi’ni (MGRK) oluşturdu. Ancak Halk Meclisleri buluşması ve MGRK çalışma sistemi, 2012 yılının sonunda daha ileri düzeyde orturdu diyebiliriz. MGRK tam olarak 2011 yazında ilan edildi. Şam ve Raqqa gibi diğer Suriye kentlerinde MGRK sistemi ciddi bir şekilde oluşturulamadı, şiddetlenen savaş ile var olan yapılar da dağıtıldı.
Kürtlerin çoğunluk yaşadığı Rojava’nın üç bölgesi 2013 yılında çetelerin saldırılarıyla bağlantıları bir birinden koparıldıktan sonra, Cizîre (Qamişlo), Kobani ve Afrin bölgeleri (kantonları) olmak üzere kendi başlarına ayrı bir örgütlülük oluşturdular ve genelde birbiriyle çok bağlantılı hareket etmiyorlar. Halep’teki öz örgütleme hızlı bir şekilde iyi örgütlenmiş olsa da, 2013 ilkbahar ve yazındakiki yoğun devlet ve çete saldırıları sonucu halkın büyük oranda göç etmesiyle gücünü yitirdi. Halep’te yarım milyonu aşan nüfusun yüzde 80’ı göç etmesiyle daha çok savunmaya dayalı bir yapı geri kaldı.
Henüz bölgeler birbirinden tamamen koparılmadan önce, bir araya gelen MGRK, en üst düzeyde iki eşbaşkanını (Abdulselam Ahmed ve Sînem Muhammed) ve en üst düzeyde faaliyetleri koordine etme amaçlı 33 kişilik bir yürütme seçti. İki eşbaşkan siyasi temsil görevine devam etmektedir. Fiili olarak üç bölge (kanton) birbirinden ayrıldıktan sonra

Saldırılara karşı direniş

Halk demokrasisi, taban demokrasisi ve/veya konsey demokrasisi olarak ifade edilen bu sistemi nasıl anlamak lazım?
Halk meclislerin üst ifadesi olan ‘Batı Kürdistan Halk Meclisi’ (MGRK) sistemi 2011 yılın başında kurulmaya başlarken Suriye’nin çoğunda haklı isyan ve protestolar başladı. Ancak bu kısa sürede savaşa dönüştü, bölgesel ve uluslararası güçler de buna dahil oldular ve savaş öyle yoğun hale geldi ki, devlet birçok yerde çökmeye başladı. Bir ‘otorite boşluğu’ özellikle 2012’de ortaya çıkınca, ‘Özgür Suriye Ordusu’ (ÖSO) adı altında toplanan ve radikal silahlı islamcı gruplar Rojava’ya da yönelmeleri planlıyorlardı. Nedeni ortada; milliyetçi-radikal dinci düşünceleri gereği Kürtlerin kendilerini ayrı örgütlenmelerine karşı çıkmalarıydı. Bunu zaten birçok saldırıda ve açıklamada dile getirmeyi de ihmal edmediler.
Temmuz 2012’de silahlı muhalifler devlete büyük hamleyle yönelince, Rojava’nın bunların eline geçmesinin önüne geçmek amaçlı 19 Temmuz 2012 tarihinden itibaren Rojava’nın kentleri aşama aşama halkın sokağa inmesiyle bir devrimle özgürleştirildi ve öz savunma sistemi geliştirildi. Ki Temmuz ayın sonunda ve Ağustos ayında bu silahlı gruplar Rojava’ya girmeyi birçok yerde denediler, ancak geri püskürtüldüler. Bu devrimden sonra Suriye devlet güçleri Rojava’da etkisiz kılınmaya başlayınca, MGRK’nin daha fazla geliştirilmesi Rojava halkı açısından bir zorunluluk hale geldi.
MGRK’nin 2012’de güçlü bir şekilde örgütlülüğünü hissettirmesi, Rojava’da yaşayan herkes (MGRK’de örgütlü olmayan insanlar için de) için büyük bir şanstı. Çünkü MGRK ve onun yönetimi olan TEV-DEM (Tevgera Civaka Demokratik - Demokratik Toplum Hareketi) savaş koşullarında da olsalar sosyal, ekonomik, kültürel ve güvenlik hayatı, şartları çok zor olan 2012 ve 2013 yıllarında iyi organize edebildi. Örneğin dükkan ve pazarlardaki fiyatların aşırı artmasını, kurduğu bir kuruluş (esnaf, tüccar ve diğer işverenlerin bir araya gelip kurdukları) ile engelledi ve belli kesimlerin bu durumdan aşırı rant elde etmesinin önüne geçti. Suriye’nin diğer bölgelerinde böyle bir mekanizma olmadığı için buralarda durum çok kötü olduğunu unutmayalım. Bu denetimle ve yine MGRK’nin inisiyatifiyle temel gıda (en başta un, bulgur, şeker ve su) ve diğer maddelerin (en başta mazot) halka adilce, ucuza veya ücretsiz dağıtılması yoksul ve mülteci insanların açlıktan ölmesini engelledi. Toplum için en zor aylar 2012/2013 kışıymış; örneğin ısınmak için kentlerdeki ağaçlar da kesilmiş. Bu dağıtım mekanizması Rojava’nın TEV-DEM’i tarafından koordine edilse bile bu işi alan, mahalle ve komün düzeyde organize eden halk meclisleridir.

Her sokağa bir komün

Yine yerleşim yerlerinde asayişi toplum kendi imkan ve silahlarıyla yaptı, bu da yine yereldeki komün ve meclislerin koordinasyonuyla gerçekleştirildi. Suriye’nin her yerinde değişik silahlı güçlerin (devlet bağlantılı olanlar dahil) ve çetelerin hırsızlık amaçlı da hareket etiklerini düşünürsek bu nokta da çok önemlidir.
Rojava toplumu Halk Meclisleriyle 2011’den itibaren kendisini sıkı bir şekilde örgütlemeseydi, bu faaliyetler bu şekilde başarılı gerçekleştiremezlerdi. Doğrudan demokrasinin ifadesi olan komün ve Halk Meclislerinde insanlar kendilerini daha fazla görebiliyorlar ve kendilerini daha fazla katıyorlar. Halk kendisini yönettiğini hissetmeye başlıyor. Daha önce bir otoriter devlet herşeyi organize ederken, şimdi kendisi çözüm bulmak zorundadır. Bu tabi ki kolay bir şekilde gerçekleşmedi. Bir kısım insan bunu anlayıp harekete geçerken, halen çoğunluk eski düşünce ve hareket tarzını aşamıyor. Bu durum sürekli kendisini komün ve halk meclislerinde de birçok yönüyle gösteren bir sorundur. Bu yorumu birçok yerde birçok kişiden duymaktayız.
Mevcut şartlardan dolayı halk meclisleri bugün her mahalle (istisna: diğer halkların ezici çoğunlukta yaşadığı mahalleler) ve neredeyse her sokakta (komün) mevcuttur. MGRK sisteminin 2011’de kurulması bugün Rojava toplumunun ezici çoğunluğu tarafından doğru bir stratejik karar olarak görülmektedir.

Örnekleriyle halk demokrasisi

Halk Meclisleri sistemiyle (yani MGRK sistemi) ilk olarak Derîk’te karşılaşıyoruz. Derîk Kuzey ve Güney Kürdistan sınırına yakın bir 30 bin nüfuslu bir şehir. Burda Hıristiyan inançlı halklar (Süryani, Keldani, Ermeni) ve Araplar da yaşıyor ve tahminen nüfusun üçte birini oluşturuyorlar. MGRK sistemi Derîk’in altı mahallesinde geliştirilmiş (kent merkezinin bir bölümünde henüz bu oturmamış), Arapların yoğun yaşadığı bir mahallede de. Bu altı mahallenin neredeyse bütün sokakları komünler şeklinde örgütlenmiş. Her komün ortalama 50 haneden oluşuyor ve genelde 2-3 sokağı kapsıyor. 5-7 kişiden seçilmiş komün yönetimleri en geç iki haftada bir toplanıyor ve bu komünde yaşayan herkes toplantılara katılıp tartışmalara dahil olabiliyor, herhangi bir siyasi parti veya STK üyeliği hiç gerekmez. Toplantılara katılımda herhangi bir engel yok. Belli aralıklarla, önemli bir gündem maddesi olunca bu toplantılara geniş çağrı yapılıyor.
Komünler kurduğu komisyonların (komitelerin) koordinesine genelde üç kişi seçiyorlar. Ekonomi komitesi önemli bir görev alanı, her sokağa bir jeneratörün ortak alımını koordine etmesi ve gerekli mazotu sağlaması önemlidir ki elektriğin kesildiği saatlerde de elektrik olsun. Cizîre bölgesinde her mahalleye elektrik genelde günde üç-dört defa bir-iki saatliğine verilmektedir.

Savunmayı eğitilenler sağlıyor

Savunma komitesi, güvenliği sağlamak amaçlı kentin/mahallenin asayişi ile ortak bir şekilde komünde gençleri eğitmektedir. Acil, ihtiyaç veya saldırı durumunda bu gençler ve eğitilmiş herkes savunmayı üstleniyorlar. Esrar gibi uyuşturucuların satılmasını engelleme ve ajanların faaliyet yürütmesi de bu komite tarafından takip edilmektedir. Savunma komitesinin görev alanı geniş komün toplantısında belirleniyor, yani halkın çoğunluğu karar veriyor.
Barış ve uzlaşı komitesi ise kişi ve aileler arası değişik sorun, çatışma ve kavgalara çözüm bulmaya çalışıyor. Burda uzlaşı noktası çok önemlidir. Eğer çözüm bulunamayınca – istisna durumunda bu oluyor – konu Halk Mahkemesine sevk ediliyor. Rojava’da yaşaman tüm bu gelişmeleri bize anlatan Silvan, en önemli sorunlardan biri insanların kendi yaşamları hakkında karar vermeleri gerektiği ve devletin artık olmadığını anlatabilmek olduğunu vurguluyor.
Derîk’in kadın örgütlenmesi olan Yekîtîya Star, kadınlara istihdam yaratma arayışına da belli bir tartışma ve hazırlık sonrası girebildi. Silvan bu konuda şunları diyor: “İlk etapta bir grup kadını bir araya getirip, ne tür işler ve meslekler bildiklerini öğreniyoruz, ardından yapılabilecek projeleri tartışıyoruz. Yekîtîya Star olarak bir kadın kooperatifin kurulması için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz.”
Derîk’te şu ana kadar kadınlar kooperatif şeklinde bir terzihane, bir mercimek ve yerfıstığı dükkanı ve bir ev eşyası dükkanı kurdular. En iyi çalışan kooperatif ise peynir üretip pazarda satıyor. Bunun için gerekli olan sütü ekonomi komitesi sağlıyor. Süt sorunu fazla yok çünkü Cizîre bölgesinde küçük baş hayvan sürüleri çoktur. Daha çok peynir satabileceklerini de kooperatifteki kadınlar belirtmeyi unutmuyorlar. Bu kooperatiflerde çalışan çok sayıda kadın, maaşlarıyla ailelerini geçindirebiliyorlar.

İhtiyaca göre örgütlenme

Halk Meclisi sistemini Heseke’de doğrudan Alan Halk Meclisi Eşbaşkanı Dr. Sabir Hemi tarafından uzun bir sohbet sonucu öğrenebildik. Heseke Derîk’e göre çok daha büyük, savaştan önce 300 bin insan yaşıyordu, şimdiki sayıyı kimse tam bilmiyor. Derîk’te olduğu gibi burda diğer Kürt partilerin etkisi yok, PYD ezici çoğunlukla en güçlü parti Kürtler arasında. Kentin 16 mahallesinde halk meclisleri kurulmuş. Hemen konuşmanın başında Sabir Hemi şu vurguyu yaptı:
“Halk meclislerini kurup işlettikten sonra önemli bir eksiklik hissedildi: mahalle meclislerine halk doğrudan fazla katılım göstermiyor. Bir şahıs kendisini en az 10 bin kişiyi kapsayan bu meclislerde bulamıyor. Bunun üzerine halk ile meclisler arasındaki farkı kapatmak amaçlı komünler kurduk. Bugün bizim için çok önemli işlev görüyorlar. Ortalama 50 hane bir komün oluşturuyorlar.” Sabir Hemi’yi dinlerken ve diğer kentlerde de görüşmeler yaptıktan sonra, sadece Qamişlo’daki komünlerin hane sayısının çok fazla olduğunu anladım.
Dr.Sabir Hemi sonra şöyle devam ediyor: “Her mahallede 10 ile 30 arası komün var. Örneğin Mifte’de 29 kömün var, komşu mahallesinde ise ancak 11 tane. Her mahalle meclisinin yönetiminde 15-30 kişi var, bunların içinde bütün komünler temsil buluyorlar. Bu yöneticiler arasında iki eşbaşkan seçiliyor, bütün yöneticiler kurulan değişik komisyonlarda görev yapıyorlar. Heseke Alan Halk Meclisi’nde 101 kişi var; bütün mahalleler ve köy-mahalleler ile siyasi parti ve kurumlar temsil buluyorlar. Her parti beş kişi gönderebiliyor. Yekîtîya Star ve Ciwanen Şoreşger de beşer delege Heseke alan Halk Meclisi’ne gönderebiliyor. 101 kişiden 41’i en az kadın olması gerekiyor ki bu çok sorun olmadı son seçimlerde. Bu mahalle meclisi iki ayda bir toplanıyor eğer aksi veya acil bir durum yoksa.” Aralarda Heseke Halk Meclisi yönetimi olan TEV-DEM ise daha sık bir araye gelip işleri pratik boyutuyla yürütmektedir.
Başka bir aktivistle konuşunca, komünlerin daha da geliştirilmesi üzerine tartışmalar yürütüldüğünü öğrenebiliyoruz. Bütün bu halk demokrasisi sisteminde en alt kademeye daha fazla önem verilmesini günler ilerledikçe daha anlamlı buluyoruz. En alt kademedeki örgütleme taban demokrasisi olduğunu da dikkate alarak, dünyada eşi az bulunan bir demokrasi kurulduğu heyecanını yaşıyoruz.

Elektrik kesilmesinin faydaları!

Başka bir gün Qamişlo’da bir ailenin evinde kalınca, ailenin babası (Hasan) komünün eşbaşkanı ve evin annesi Yekîtîya Star’ın aktivisti olduğunu öğreniyoruz. İkisi gayet rahat şekilde çalışmalarını anlatıyorlar ve çalışmaların yavaş da olsa iyiye doğru gittiğini öğreniyoruz. Hasan komün yönetimi olarak her hafta toplandıklarını ve ele alınan çok konu olduğunu diyor.
Yine Qamişlo’da başka bir kadın aktivisti olan Şirin, Yekîtîya Star olarak düzenli iki hafta da bir (diğer mahallelerde her hafta da olabiliyor) evleri gezdiklerini, komün ve halk meclis sistemini anlattıklarını ve yeni kadınları aktifleştirmek istediklerini söylüyor bize. Şu an 60 aktif kadın varmış kendi komünlerinde, yani toplantı ve yürüyüşlere gelenler. Buna ek olarak her hafta bir araya gelip birşeyler okuyup eğitim yaptıklarını da belirtiyor. Bu çerçevede Rojava’nın tek gazetesi olan ve haftalık Kürtçe ve Arapça yayınlanan Ronahi’yi de okuduklarını ekliyor. Eğitimler kadınlara çok şöyler öğrettiğini ve bilinci çıkmasını sağladığını diyen Şirin, özellikle genç yaştaki evliliklerin kadınlar için vurucu darbe olduğunu söylüyor. Sonradan Şirin Rojava’da elektriğin kesilmesinin bir avantajı olduğunu belirtmeden de yapamıyor. İki yıl öncesine kadar hemen herkes düzenli olarak Arapça dilinde yayınlanan Türk dizilerini izlediğini, bu da insanların zihinlerini teslim aldığını diyor. Elektrikler fazlaca kesilince birden kafalar başka daha güzel bilgi ve işler için boşaldığını gülerek anlatıyor.

Kurumlaşma ne düzeydedir?

Özgürleştirilen Rojava’da TEV-DEM’in inisiyatifiyle her kentte ve kırsal alanda belediyeler kurulmuş durumda. Temel hizmetlerin (temizlik, su temini ve dağıtımı, ulaşım, sokakların düzenlemesi, çevre düzenlemesi vb.) sağlanabilmesi amaçlı yeni bir sistemle, şu an 100’ü aşkın belediye hizmet veriyor. Sayının bu kadar çok olmasında bir neden, daha önce kırsal alanda birçok köyü kapsayan alanlarda da belediyelerin kurulmuş olmasıdır. Bundan dolayı kırsal alanlarda da bir belediye tecrübesi söz konusudur. Bu belediyeler kıt imkanlarla savaş ortamında temel görevlerini yerine getirebiliyorlar. Burda kritik ve diğer devletlerden ayıran nokta, belediyelerin görev alanını hizmet ile sınırlı tutması ve kendi üzerlerindeki denetimi alan halk meclisi ve TEV-DEM’in yapmasıdır. Kuzey Kürdistan’da siyasi şartlardan da dolayı yerel yönetimlerin bir çoğu doğrudan siyasi faaliyetlerde bulunduğunu burda hatırlatmak isteriz.
Halk Meclisleri her mahallede bir Halkevi (Mala Gel) kurdular ve merkezleri olarak kullanıyorlar. Toplantıların dışında Halkevi, halkın değişik amaç ve ihtiyaçlar için uğradığı bir mekandır. En başta tartışmaların ve örgütlenmelerin yapıldığı yerdir. Yine insanlar arası sorunlar (sosyal, maddi, kültürel) yaşandığı zaman buraya uğrarlar ve Barış ve Uzlaşı Komitesi’nin aracılığıyla uzlaşıya dayalı bir çözüm bulmaya çalışır. Acil durumlara karşı bu komite ve yönetimden her zaman en az biri kişi mahalle evinde bulunurlar. Komünler de elbette kendi faaliyetleri için bu mahalle evlerini kullanıyorlar. Mahalle evleri kendi finansını, komünler aracılığıyla toplanan yardımlarla sağlamaya çalışır; bu çerçevede kiradan kurtulmak için daha önce devletin kullandığı evleri kullanmaya çalışıyorlar. Haseke’nin bir mahalle evinde oturup röportajımızı yaparken birçok kişi gelip bizi dinliyor ve görüşmeye kendi görüşünü rahatça katabiliyor.
Mala Gel kadar Kadın Evi (Mala Jin) de önemlidir. Kadınların özgürce ve ataerkil etkilerinden uzak toplanabildiği bir mekan böylece ilk defa Rojava’da ortaya çıkıyor. Kadınlar burda örgütleniyorlar, değişik eğitimler, kurslar ve atölyeler gerçekleştiriyorlar ve erkek şiddetine maruz kalmış kadınlara destekte bulunuyorlar. Serêkaniyê’deki kadın evi geniş ve güzelliğiyle göze çarpıyor. Üç katıyla ve bahçesiyle çok kullanışlıdır. Halk ve kadın evlerine Kürtlerin yanında Araplar ve diğer halklardan insanlar da zaman zaman uğruyor. Biz Serêkaniyê’deki kadın evinde bulunurken en az 50 yaşında bir Arap kadını gelip eşiyle yaşanan sorun konusunda yardım talep ediyor. Biz bu neler tartışılıp karar alındığını büyük ilgiyle dinliyoruz.   DEVAM EDECEK

ERCAN AYBOÐA