Hazırları son aşamaya gelen etkinlik hakkında tertip komitesinden Saniye Tunç ile görüştük.


Mîhrîcan bu yıl ilk kez Paris'te gerçekleşiyor. Paris'te olmasının özel bir anlamı var mı?

Hayır özel bir nedeni yok. Sadece kültür çalışmalarımızın, özelde de halk oyunları bölümümüzün katettiği yol, geldiği aşama belirledi bu kararı. Daha önceki Mîhrîcan'larda Paris'ten katılım yoğun idi. Elde edilen başarılar var. Yapılan sunum ve Paris'teki tüm katılımcıların çalışmalarına ciddiyetle yaklaşması, belli düzeyde bir niteliğin açığa çıkmasından kaynaklı olarak böyle bir karara gidildi. Ayrıca Paris TEV-ÇAND Meclisi'nin son iki üç yılda geliştirdiği sanatsal eğitim, genç ve çocuklara yönelik kurslar, bu kurslara katılımlar, sanatsal aktiviteler, kültürel çalışmalar büyük oranda belirledi diyebiliriz.

Hazırlıklar hangi aşamada, ilgi yoğun mu?

Hazırlıklarımız iki koldan devam ediyor ve birçok noktada tamamlandı. Çalışma kollarımızdan biri Almanya'daki tertip komitemizden oluşuyor. Müzik, halk dansları jurilerini, genel bilet, afiş çalışmalarını oradaki arkadaşlarımız tamamladı. Paris'teki komitemiz de etkinlik salonu, yemek, konuklama, yürüyüş alanı, teknik, yerel afişler gibi hazırlıkları üstlenerek tamamlamış oldu. Her şey prosedürüne uygun bir biçimde tüm eksikleri giderildi. Tev-ÇAND Kültür Meclisimizin tüm çalışanları ve Paris'te bulunan tüm bölgelerimizin halk meclisleri de Mîhrîcan çalışması içerisinde yer almakta ayrıca tüm komisyonlarımız destek sunmaktadırlar. Teknik çalışmalar açısından şu ana kadar herhangi olumsuz bir durumla karşılaşmadık. Halk tarafından yoğun ilgi, alaka ve güzel tepkiler alıyoruz. Özellikle genç arkadaşlardan aldığımız olumlu yaklaşımlar bizi çok mutlu ediyor. Bu ilginin Mîhrîcan alanına yansımasını bekliyoruz. Kültür bir halkın tarih akışıdır. Dolayısıyla halkın coşkusu en büyük moral ve güç kaynağımızdır. Onun için de elimizden gelen en güzeli halkımızla paylaşmak biz kültür çalışanlarının görevidir.

Katılımın olacağı ülkeler ve programın içeriğini aktarabilir misiniz?

Katılımın büyük bir bölümünün Almanya'dan olmasını bekliyoruz. Sırasıyla Fransa, İsviçre, Belçika ve diğer Avrupa ülkelerinden olacak. İçeriği Kürt kültür otantizmini yeniden gün ışığına çıkarmak, bunu sunabilmek. Bilindiği gibi bugün Kürtlerin şarkılarıyla, halaylarında, ninnilerinde de bilinçli ya da bilinçsiz bir yozlaştırma, kimliksizleştirme söz konusu. Sadece bir eğlence kültürü olarak sunuş empoze ediliyor. Biz bu tür kültürel etkinliklerle, Mîhrîcan'la sanatsal incelik, toplumsal gerçeklik ve rengi en doğru biçimde Kürt kimliğiyle buluşturmak istiyoruz. İki günlük Mîhrîcan'da, ilk gün saat 10:00'da Place de l'Urugay 16 e arrondissement 75116 adresinde açılış yürüyüşüyle başlayacak. Daha sonra katılımcılarla Mîhrîcan alanına gideceğiz. Yürüyüş katılımcıları kültür, sanat çalışanlarıyla birlikte yöresel ve ulusal kıyafetler giyecek. Yürüyüş sonrası Mîhrîcan'ın gerçekleşeceği S'alle des Fétes Brel 5 rue du commandant Maurice Fourneau 95500 Gonesse'teki salonda olacağız. İlk gün müzikal sunumlar olacak. İkinci gün, yine aynı salonda halk dansları sunumları olacak. Sunumların bitiminde tüm performansların sanatsal ve kültürel kritiği müzik ve halk dansları jürilerinin yapacağı değerlendirmelerin ardından 27. Mîhrîcan'ı sonlandıracağız.
 
Kürt kültüründe bu çalışmanın yeri nedir?

Kürt kültürü açısından önemi oldukça büyük. Mîhrîcan bize toplumsal olarak köklerimizle bağımızı, yeniden buluşmamızı, yaşamsal değerlerimiz ve kültürel kimliğimizin aynası olma rolü durumundadır. Özellikle genç kuşakların sistemsel olarak, kültürel soykırımdan geçtiği şu zamanlarda, bu tür etkinliklerin gerçekleşiyor olması büyük bir hazinedir. Kültür toplumsal kimliğin aynasıdır. Bir şarkıda, bir tarih yatar. Bir halk oyununda bin yılların gerçeğiyle yüzleşiriz. Ve orası bizim gerçekte nefes alabildiğimiz damarımızdır. Kültür ve sanat bir toplumun kalbidir. Bir kolunuz olmadan, bacağınız olmadan, gözünüz olmadan yaşayabilirsiniz ama kalbiniz olmadan yaşayamazsınız. Onun için de bu Mîhrîcan Kürt kültürü açısından hayati önemdedir. Dünden bugüne, bugünden yarına taşınması zorunlu, olmazsa olmazlarından bir parçadır. Son olarak şunu belirtmek istiyorum: Annelerimiz, babalarımız kültürel, sanatsal birikimlerini çocuklarıyla paylaşsın. Sizler paylaşmadığınız sürece biz çocuklarınız eksik, yarım, kültürel, sanatsal değerlerinden kopuk, toplumsal kimliksizlik, köklerinden habersiz bilinci yetersiz olarak solup gidecek. Bunun olmasını istemiyorsanız, "Çocuklarımız geleceğimiz" diyorsanız, bizi kültürel kimliğimizle büyütün.
 


SELMA AKKAYA/PARİS