Min go Özgür Politika...

Toplum/Yaşam Haberleri —

9 Mayıs 2022 Pazartesi - 20:00

  • Sevgili dostlar, gazetemizle dayanışan güzel insanlar, bu zor dönemde iyi ki geldiniz, gazete olarak size teşekkürü bir borç biliriz. “Te go çi?” “Min go Özgür Politika!”…

ROJBİN KURT/MAINZ-Fotoğraflar: Şahin BOZLAR-Deniz BABİR

Günlerdir hazırılığı yapılan Özgür Politika ile Dayanışma Gecesi önceki gün Almanya’nın Mainz kentinde yapıldı. Gece dediğime bakmayın, baya baya gündüzdü. Programın akışıyla, şarkılarla gün geceye evrildi. Hem neden bu tür programlara gece denildiğini de hiç anlamıyorum. Öğlenden sonra üçte başlayan programın gecesi mi olur? Neyse çok karıştırmayayım. Biri bir şey söyleyince herkesin fikri geliyor, sonra havada uçuşan fikirleri toparlayamıyor insan. Sadede geleyim, sağolsunlar gazetemizin istihbarat servisi Arzu ile Pervin arkadaş, yeteneğim olduğunu varsayarak gecenin izlenimini bana bıraktı. Onları unutmayacağım?!? Ben de, “Ser çawa” dedim, görev görevdir diyerek işe sarıldım.

Gazetedeki hesap geceye uymadı

Geçmişte yapılan Özgür Politika ile Dayanışma Geceleri’nin çok iyi ve güzel geçtiğini duyduğumdan içim rahat. Böyle bir gecenin izlenimini yazmak beni sevindirdi. O yüzden geceye erken gidebilmek için bir gün önceden çalışmaya başladım. Amacım ‘geceye’ erken gitmek, mümkünse kapıda misafirleri karşılamak, ortamı görmek. Yani kimse gelmeden mekanı tanımak istedim. Ne de olsa yazılacak izlenim için görülmesi ve izlenmesi gereken bir program ve izleyicinin profili lazım. Şart yani. İzleyici profilini bilmiyor, davranışlarını gözlemleyemiyorsan hema bir şey yazma. Zaten herkes sanatçıları tanıyor, onların profili belli. Peki ya geceye katılanlar, izleyenler, destek verenler… Yavaş yavaş oraya geleceğim. Nerede kalmıştık? Gece diyordum; evet geceye erken gitmek için bir gün sonra kadın sayfasında yayınlanacak olan Samira’nın hikayesi üzerine çalıştım. Tamam dedim, yarına hazırım. Ertesi gün gündemde eksiklikler tespit edilence yeni baştan çalıştım. Ayrıntılarına girmeyeceğim ama geceye geç kaldım. ‘Geceye’ giriş planlarımı yel aldı. 

Yıllara meydan okuyan nameler

Neyse ilk işini bitiren kadın grubu olarak yola çıktık. Yolda gecenin başladığını ve sanatçı Farqîn’in sahne aldığını öğrendik. Az biraz gerildim ve tabi insan gerilince yanındakini de germeden edemiyor, hayat işte!?! Sağolsun Fehim hoca (Fehim Işık) salondan çekim yapıp internete atmış. Sayesinde yol boyunca Farqîn’i dinledik. Dilinden dökülen “Xerîb im ez xerîb im” namesi yıllara meydan okuyor. Eskimeyen bir namedir. Her dinlediğinde seni yüreğinden bir farklı vurur. 

Bir an arkadaşlar dönüp, “Eeee Farqîn Azad sahne aldıysa, Ferda Çetin kesin konuşmuştur. Şimdi ne olacak?” Arzu hemen cevap veriyor, “O iş Berdan’da, sen rahat ol.” 

Ve sonunda salondayız

Ve sonunda salonun önüne varıyoruz. Çiğdem arkadaş hemen araba sayısına bakarak, “katılım az” diyor. Ben buna bir bakışta durumu anlamak ya da özetlemek derim. İnsanın bakış açısı bu kadar mı keskin olur. Keşke yanılsaydı. Ama nııç! İnsan bazen haklı çıkmaz istemez ya işte bu an o anlardan biriydi. Derin bir nefes alıp, salonun kapısına varıyoruz. Yan tarafta açılan yemek standı tuhafı ma gidiyor. Acaba diyorum, içeri de olsaydı daha iyi olmaz mıydı? Yağmur da yağıyor, nasıl dışarıda yemek yiyecekler? (Burayı unutmayın. Tekrar döneceğim.)

İçeri girer girmez, merdivenlerden inip-çıkan insanları görüyorum. Şaşırıyorum. Program başlamış ama insanlar gelip gidiyor. Bu nasıl iştir diye düşünüyorum. Özgür Politika’nın gecelerinde böyle şeyler olmaz genelde. En azından ben öyle biliyorum. Genelde izleyici, sahne programını takip eden ve gerçekten müziğe, okumaya değer veren bir kitle gelir geceye. Bu gecenin temel özelliği budur. Bendeki durum, hani bu her sıkıştıklarında, “Her işte bir hayır vardır” deyinlerin durumu.