Suriye iç savaşı 7 yılın sonunda çözümsüzlük girdabında debelenmeye devam ediyor. Bu çözümsüzlük neticesinde BM Suriye özel temsilcisi Steffan de Mistura görevini bırakmak istiyor.
Kuşkusuz Suriye'deki çözümsüzlüğün ve yaşanan insani dramın başlıca aktörü, her türlü çete grubunu donatıp destekleyen Türk devletidir.
Kürt karşıtlığına oturttuğu Suriye politikası iflas eden TC, bu nedenle Kürtlere ve kazanımlarına büyük öfke duyuyor. Bundan hareketle de Kürtlere zarar verebilecek her türlü kirli planı geliştirmekten geri durmuyor.
Rusya'nın onayı ve desteğiyle gerçekleşen Efrîn işgali sonrası TC, Suriye'de tamamen Rusya'ya angaje oldu. Bu durum ABD ve NATO ile arasını hayli açtı.
İdlib'de kısmi rahatlama sağlayan TC, Rusya'nın verdiği gazla şimdi de Minbic'i gündemleştirip Fırat'ın doğusunu hedef almaya, tehdit etmeye başladı.
Minbic'de ABD'yi karşısına almayı göze alamayan TC, rahip Brunson örneğinde olduğu gibi tükürdüğünü yalamak zorunda kaldı.
Çünkü ABD Irak'tan farklı olarak bölgede ve Suriye’de varlığını, etkinliğini kalıcı kılma arayışında. Bu yönlü tartışmalar geliştiriyor ve Kürtleri "büyük ortak" olarak nitelendiriyor. Hem TC ile, hem Kürtler ve TC güdümündeki sözde ılımlı islamcılara göz kırpıyor, elindeki seçenekleri artırmaya çalışıyor.
Bazı kesimlere rahatsızlık verse de Kürtlerle ittifak ABD için en verimli seçenek olarak görünüyor.
Şimdiye kadar Kürtlerle ilişkiyi sadece askeri açıdan ele alan ve Kürtlerin siyasi gücünü görmemeyi yeğleyen ABD, bir süre önce Kürtleri "büyük ortak" olarak tanımlayıp siyasi çözümde masada olmaları gerektiğini söyledi. Bunun bir ittifak mı yoksa TC'ye gözdağı mı olduğu henüz belirginleşmedi, ama bir koz olarak bu söylemi sahaya sürdü.
Buna ilk tepki, beklenenin aksine TC'den değil, Rusya'dan geldi. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, "ABD Kürtlerle birlikte Fırat'ın doğusunda ayrı devlet kuruyor" dedi ve TC dahil tüm dış güçlerin Suriye'yi terk etmesi gerektiği mesajını verdi.
ABD'ye yönelik bu mesajın üzerine atlayan TC, Fırat'ın doğusu ve Minbic'i hedef gösterdi.
TC'nin Suriye politikasından rahatsız olan ABD, rahip Brunson olayı ile simgesel olarak Türk devletinin kuyruğunu kıstırdı. Dolar 7.45'i buldu, Türkiye derin bir krizin içine girdi. Sadece basit kur oyunu ile ABD, TC'ye neler olabileceğini gösterdi.
Brunson olayında şantaj siyaseti sökmeyen ve geri adım atan TC'nin anlaşması ona kısmi nefes aldırdı. Ancak TC, artık ABD'siz Suriye ve Ortadoğu'da yol alamayacağını gördü. Eskinin kabadayı dili yerine bu defa sitemkar, şikayetçi, sürekli mız-mız eden bir dil gelişti.
İran'a yaptırımların gündeme geleceği Kasım ayında Türk devletinin daha derin bir çıkmaza gireceği bekleniyor. Ya İran'a karşı ABD'nin yanında yer alacak veya ABD'yi karşısına alma pahasına İran'la ticari ilişkilerini sürdürecek. Rusya ile S-400 anlaşması da cabası; ABD ile Rusya arasında tercihe zorlanacak.
İçerde faşizme tavan yaptıran Türk devleti ve Erdoğan, ABD'ya yönelik tüm öfke, kırgınlık ve kızgınlığını, Kürtleri hedef tahtasına oturtarak dillendiriyor. Fırat'ın doğusuna yönelik işgal tehditleri bu anlamda ele alınıyor. ABD'ye "Kürtleri alma, beni al!" demeye getiriyor.
Daha reel bir dille ABD'nin restine Rusya destekli yanıt olmaya çalışırken TC, "Kürtleri siyasi aktör haline getirirsen ortalığı karıştırır, bölge planlarına çomak sokarım; en iyisi Kürtlerle değil benimle hareket et" demek istiyor.
ABD ise Fırat'ın doğusundan ziyade, batısında bazı tavizler vererek TC'yi Rusya'dan koparmaya çalışıyor. Çünkü bölgeyi yeniden dizayn etmek isteyen ABD'nin önceliği TC'yi yeniden ABD politikaları ile uyumlu bir çizgiye getirmektir. Bu amaçla TC ile "ortak devriye" gündeme geldi.
Kürtler ve bölge halkları, bölgesel ve uluslararası güçlerin planlarını dikkatle takip ediyor, kendini her ihtimale karşı hazırlıklı hale getiriyor.
Suriye krizi giderek kanlı bir kördüğüme dönüşürken DAİŞ'ın "Hilafet başkenti"ni özgürleştirmenin birinci yılında Kürtler, bölgedeki diğer halklarla birlikte daha dikkatli adımlarla geleceklerini bugünden örüp kendi sistemlerini inşa etmeye, kendi çözümünü yaşamsal kılmaya, daha güçlü bir alternatif haline getirmeye devam ediyor.