Özgür Ülke gazetesinin bombalanmasının 25. yılında düzenlenen anmada konuşan gazeteciler, “Özgür basının mirasçıları olarak bu yolculukta yine hakikatin izlerini cesaretle sürdürmeye devam edeceğimizi vurguluyoruz” dedi.

Gazeteciler, Özgür Ülke gazetesinin bombalanmasının 25. yılında anma gerçekleştirdi. İstanbul Kadırga’da bulunan eski gazete binasının önünde gerçekleştirilen anmada “Özgür Basın Susturulamaz” pankartı ve “Bu ateş sizi de yakar” dövizleri ile 3 Aralık 1994’te gerçekleştirilen bombalı saldırıda şehit düşen Ersin Yıldız’ın fotoğrafları taşındı. Anmaya Halkların Demokratik Kongresi Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Eşbaşkanları Elif Bulut Özgür Gazeteciler İnisiyatifi Eşsözcüsü Hakkı Boltan Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu Sözcüsü Ayşe Güney, İnsan Hakların Derneği (İHD) Eşbaşkanı Eren Keskin ile çok sayıda gazeteci katıldı.

 Anmada ilk olarak konuşan gazeteci Hüseyin Aykol o gün yaşananları ve tanıklıklarını anlattı.

İHD Eşbaşkanı Eren Keskin ise Özgür Ülke’nin, Kürdistan’da yaşanan ağır hak ihlallerini yazdığı için bombalandığına işaret etti. “9 yaşındaki dağıtımcısından 74 yaşındaki yazarı Musa Anter’e kadar bir çok çalışanı katledildi. Hiçbirinin katilleri ortaya çıkarılmadı” diyen Eren, “İnsan hakları savunucuları olarak gazetenin her zaman yanında yer almaya çalıştık. Ben gazetenin ilk çıktığı günden bu yana o dönem sevgili arkadaşım Ferda Çetin ile birlikte gazetenin avukatlığını yapmaya başladık. O günden bu yana bu gazetenin benim hayatımda çok büyük bir önemi var. Çünkü ben bu gazeteyi düşündüğümde insan hakları mücadelesine devam etmenin bir zorunluluk olduğunu hatırlıyorum. Çünkü bizim ölülerimize karşı borcumuz var. Bizim Musa Amca’ya karşı borcumuz var. Ferhat Tepe’ye borcumuz var. Hafız Akdemir’e karşı borcumuz var. Bu nedenle bu gazeteye sahip çıkmaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

 İktidar yaşananların failidir

 ÖGİ Eşsözcüsü Hakkı Boltan da anma programına geldikleri sırada ETHA Muhabiri Serdal Işık’ın polislerce gözaltına alındığını ve şu an gözaltında tutulan gazetecileri anımsatarak şöyle konuştu: “O gün gazeteler bombalanıyordu, bugün bombalama farklı şekillerde devam ediyor. Bizler her ay açıkladığımız raporlarda gözaltındaki gazetecileri aktarıyoruz. Türkiye artık gazetecilere ceza veren bir ülke konumunda. Türkiye gazetecilere cezaevi olmuş bir ülke olarak anılıyor. İktidarlar ise yaşananların failleridir. ÖGİ’nin bu ayki raporuna göre 139 gazeteci şu an cezaevinde. Dünyada gözaltında olan gazetecilerin sayısı dahi bu denli fazla değildir. Böylesi bir ülkede yaşamak büyük sorumluluk dayatıyor. Bu sorumlulukların en önemlisi ise basın özgürlüğü için ne gerekiyorsa yapmaktır. Basın özgürlüğü için tüm çabanızı katın. Basını özgürleştirdiğimiz taktirde iktidarları da ehlileştirmiş olacağız.”

 Cesaretle devam edeceğiz

 MKGP Sözcüsü Ayşe Güney ise 5 yıllık basın yolculuğunun yeni katılımcılarla devam ettiğini vurgularken, 25 yıllık serüvenin büyük miras bıraktığını kaydetti. Güney, şunları söyledi: “Bize geçmişten miras kalan en önemli şey cesaretti. Biz yeni gazeteciler için en temel aldığımız yol cesaret yoluydu. Bu 25 yıllık süreç içerisinde bombalamalar oldu, faili meçhul cinayetler işlendi, tutuklamalar ve gözaltılar yaşandı. Bugün katledilmiyoruz ama onlarca arkadaşımız cezaevinde tutuklu. Onlarca arkadaşımız dışarıda olmasına rağmen mesleğini yapamıyor. Çünkü adli kontrol şartıyla şehirler açık cezaevleri haline getirilmiş durumda. Gazetecinin seyahat ve ulaşım gibi bir hakkının olması gerekirken, bizler bugün bu haklarımızı da kullanamıyoruz. Biz özgür basının mirasçıları gazeteciler olarak bu yolculukta bundan sonrasında da yine hakikatin izlerini cesaretle sürdürmeye devam edeceğimizi vurguluyoruz.”

Anma gazetecilerin bombalanan binanın önüne karanfiller bırakması ile son buldu.

 

İSTANBUL

 
 

139 gazeteci tutsak

 

Türkiye’de 139 gazetecinin tutuklu olduğunu belirten ÖGİ, Kasım’da 12 gazetecinin gözaltına alındığı, dört gazetecinin tutuklandığı, 5 gazetecinin saldırıya uğradığı ve 12 gazeteciye 45 yıl hapis cezası verildiğini açıkladı.

Özgür Gazeteciler İnisiyatifi (ÖGİ), gazetecilere yönelik hak ihlallerini içeren Kasım ayı raporunu açıkladı. Raporda, 3 Aralık 1994’de Özgür Ülke gazetesine yönelik yapılan bombalı saldırı hatırlatılarak, “Gazetecileri hedef alanlara tıpkı 25 yıl önce olduğu gibi tekrar sesleniyoruz; ‘bu ateş sizi de yakar!’” denildi.

Basın emekçilerinin Kasım boyunca sayısız sorunla boğuştuğu kaydedilen raporda, “Ev baskınları, gözaltılar, tutuklamalar, cezalar, saldırılar, baskılar ve daha birçok sindirme yönteminin” gazetecilere karşı uygulandığı vurgulandı. Raporda, gazetecilerin Kasım ayında da basın özgürlüğü dışında her şeyi gördüklerini ifade edildi.

Basın özgürlüğü yok

 Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) her yıl yayımladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye’nin, 180 ülke arasında 157. sırada yer aldığı hatırlatılan raporda, “Bu sıralama da gösteriyor ki, Türkiye’de basın özgürlüğünden bahsetmek imkansız bir hale gelmiştir” denildi.

 

Gerçeğe tahammülsüzler

 AKP-MHP ittifakının gazeteciliği tekleştirdiği belirtilen raporda, şu ifadelere yer verildi: “Gazetelerde sadece kendi haberlerini, ajanslarda sadece kendi fotoğraflarını, radyolarda sadece kendi seslerini, televizyonlarda da sadece kendi görüntülerini görmek isteyen hükümet, basını AKP’lileştirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. İktidarın yanlış politikalarını haberleştiren ve ötekilerin sesine kulak veren gazeteciler, farklı yöntemlerle susturulmak isteniyor. Sahada çalışan basın emekçilerinin haber yapmaması için de her türlü yol deneniyor. Bu durum o kadar abartılmış durumda ki Valilik veya Kaymakamlıklardan izin alınmadığı gerekçesiyle en sıradan çekimler bile polis engeline takılıyor. Bu yaşananlar AKP-MHP ittifakının gerçeğe olan tahammülsüzlüğünün izdüşümüdür.”

Meslektaşlarımızı bırakın

 Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Berivan Altan, Sadiye Eser ve Sadık Topaloğlu’nun gözaltında ve tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya kaldığı belirtilen raporda, yaptıkları haberlerden dolayı onlarca gazetecinin cezaevinde tutulduğu, şimdiye kadar birçok gazeteciye hükümetin hoşuna gitmeyen haberler yaptığı için hapis cezaları verildiği vurgulandı. Raporda, basın özgürlüğü konusunda dünyada son sıralarda yer alan Türkiye’nin, tutuklu gazeteciler konusunda ise birinci sırada olduğu bilgisine yer verildi. Raporda, hem hükümete hem de yargıya “Gazeteciler iktidarın değil, toplumun sesidir. Bu yüzden tutuklu tüm meslektaşlarımızın biran önce serbest bırakılmasını istiyoruz” çağrısı yapıldı.

Türkiye’nin gazeteciler için bir cezaevine dönüştüğü ifade edilen raporda, doğru habercilik yapan her gazetecinin her an gözaltına alınma ya da tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya kaldığı belirtildi. Raporda, ayrıca gazetecilerin basın kartlarının iptal edilmesi de eleştirildi.

Türkiye’de 139 gazetecinin tutuklu olduğu hatırlatılan raporda, Kasım ayında 12 gazetecinin gözaltına alındığı, 8 gazetecinin evine baskın düzenlendiği, dört gazetecinin tutuklandığı, 5 gazetecinin saldırıya uğradığı, bir gazeteci hakkında soruşturma açıldığı, iki gazeteci hakkında dava açıldığı, 51 gazetecinin yargılanmasının devam ettiği, 12 gazeteciye toplam 45 yıl 15 gün hapis, bir gazeteciye ise para cezası verildiği açıklandı.

 

AMED