Şimdi de Adeviyye Meydanı’nda darbeye direnen insanlar tuhaf bir durumla yüz yüze. Bu defa onların “devrimini” Mısır’da “cepleyecek” kimseler yok. Komşularda da yok. Ama öyle birisi var ki, “Adeviyye Meydanına” ta Akdeniz’in kuzeylerinden “el” atıyor. Mısırlının cebinde ne var ne yoksa, bu el, kan pahasına elde edilen bütün “manevi” kazançları kendi cebine doldurmaya çalışıyor.
Sanırsınız ki, darbe “ona karşı” yapılmış. Ve “darbeyi yapanlar” da sanırsınız ki Gezi direnişçileri.
Öyle bir duruşları var ki, sanırsınız Adeviyye Meydanı’nda bunlar can veriyor.
Bu, büyük bir demagojidir. Kimileri “saygı” duysa da, bunun saygı duyulacak hiçbir yanı yoktur.
Çünkü şu anda Mısır’da darbeciler, Türkiye’de 28 Şubat darbesiyle “Erbakancılıktan Erdoğancılık” yaratma yönteminin özünde aynısını uyguluyorlar. Arada iki fark var: Birincisi Erbakan ve kadrosu 28 Şubat darbecilerine karşı direnmedi, Mısırlı “Erbakancılar” direniyor. İkincisi, Türkiye’nin “Erbakancılıktan Erdoğancılığa yumuşak geçişi”, elbette onun uzun süredir parlamenter bir rejimle yönetiliyor oluşundan dolayı.
Ama işler birbirinin tıpkısı. “Erdoğancılık” bir 28 Şubat ürünü. 28 Şubatçılık ise, tıpkı şimdi nasıl Sisi bir Amerikan ürünüyse, tam öyle, tastamam bir Amerikan ürünü…Böyle olduğu içindir ki, “Erdoğancılık” 28 Şubat darbeciliği adına CHP başı Baykal’dan büyük destek görmüş, Erdoğan’ın Başbakan olması için, Baykal Erdoğan’ın seçilme “yasağını” kaldırma konusunda büyük katkı yapmıştı. ABD ise, henüz seçilmeden Erdoğan’ı Washington’da geleceğin Başbakan’ı olarak misafir etmiş ve Erdoğan’ın “döktüğü” dillerden hareketle, “milli görüş gömleğini” geçici olarak çıkardığına “ikna” olmuştu.
Özellikle ABD, bilindiği gibi, önce 28 Şubat’ı desteklemişti. Böylece “El Kaidecilik” için elverişli “zemin” sayılan, devletçi ve millici “Erbakancılık” tasfiye edilmiş, yerine “liberal-muhafazakar” “Erdoğancılık” getirilmişti. Hemen bunun ardından sıra “darbecilere” gelmişti. “Ümraniye baskını” ile başlayan “darbecileri tasfiye” süreci böyle başlamıştı.
Ama bu kadar değil. Sinema perdesinde henüz “son” yazmadı. Film devam ediyor. Çünkü bu bir “süreç” meselesi. Dünya kapitalist pazarlarıyla bütünleşmeyi önleyen “bürokratik ulusalcılığın” tasfiyesinden sonra başlayan İslam’ı “ılımlılaştırarak” bölgede İsrail’in ve dünyada ABD’nin ve AB’nin, elbette yerli “laik ve yeşil” sermayenin çıkarlarını “koruma” süreci devam ediyor.
Ben defalarca yazdım. “Erbakancılığın” tasfiyesinde AKP ve Erdoğan, başlangıçta sadece bir “geçiş“ modeli ve öznesi olarak düşünüldü. Çünkü Erdoğan’ın “milli görüş gömleğini” çıkarmasının iktidara gelmek için bir “gardrop” değişikliği olduğunu herkes biliyordu. Erdoğancıların oylarını da aşağı yukarı hesaplıyor ve bunun yüzde 30’lar civarında olduğunu kestiriyordu. Ama bir “kaza” oldu. Genç Parti adındaki bir ucube AKP ve CHP dışında herkesi baraj sularında boğdu. AKP yüzde otuzluk oy karşılığında Meclis’in yüzde 60’ına sahip oldu. Böylece bu “kazanın” sonucunda “geçici” diye planlanan “model” “kalıcılaştı”. Batı’ya göre “hastalık”, AKP Hükümeti’nin ilk döneminden sonra yeniden “nüksetti” ve Gezi direnişi esnasında “kronikleşti”. Daha beteri El Kaide uzantısı El Nusra çeteleriyle işbirliği “hararetin 41 dereceye” fırladığını gösterdi.
Ama “kronikleşse de” her hastalık gibi, bunun da “tedavisini” sağlayacak “ilaç” Washington “eczanesinde” ve “nakledilecek organ” Çankaya “buzhanesinde” hazırda bekliyor:
11 maddelik Cemaat “andıçı” asıl “alternatifin” ayak sesidir. Erdoğancılık artık işlevini doldurdu.
Yani süreç devam ediyor. Ve şu anda Mısır’da benzer süreç, Türkiye’de yaşanan “Erbakancılıktan Erdoğancılığa darbe ile geçiş” aşamasını yaşıyor. Yakında Mursi’nin yerine bir “Erdoğan” gelecektir. Öz aynı, biçim “kanlı“.
Ve 11 yıllık iktidarını Sisi’nin benzerlerinin yaptığı “darbeye” borçlu olan Erdoğan, şimdi Mısır’ın 28 Şubat’ına ağlıyor ve Adeviyye Meydanı’ndaki haklı direnişi “çalmaya” çalışıyor.
Türkiye’de Film’in “sonuna” geliyoruz; Mısır’da ise film henüz yeni başladı…
Eğer AKP bu filmi seyretmek istemiyorsa, “çözüm sürecini” bir “komik film” haline getirmekten vazgeçmelidir. Çözüm çökerse, o anda perdede “Son” yazacak.
Mısır’ın kanlı 28 Şubat’ı: ‘Mursicilikten Erdoğancılığa’
Mısır’da “devrim hırsızlığı”, amansız bir iç savaşa doğru evriliyor. Önce Mursi, Tahrir Meydanı’ndaki devrimi “çaldı”. Hükümeti kurdu. Ardından Sisi Tahrir’i dolandırdı. “Tahrir adına” darbe yaptı.