
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, katıldığı bir TV programında AKP ve Gülen Cemaati arasındaki çatışma, Paris Katliamı ve katliamla ilgili ortaya çıkan ses kaydı, MİT belgesi, Roboskî Katliamı'na dair verilen 'takipsizlik' kararı hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.
Yargı 12 yıllık AKP ürünü
AKP ve Gülen cemaati arasındaki çatışmanın yaşandığı 17 Aralık operasyonunun tümüyle AKP'ye dönük operasyonlar olduğunu söylemenin imkansız olduğunu belirten Demirtaş, sızdırılan belgeler, bilgilerle birlikte iddiaların gerçek olduğuna dair toplumda ciddi bir kanaatin oluştuğunu ifade etti. Bu kanaattin ortadan kalkması için adil bir soruşturma ve yargılamanın gerekli olduğunu dile getiren Demirtaş, "Bağımsız tarafsız bir yargı mekanizmasına ihtiyaç var. Bağımsız, tarafsız bir yargı mı yürütüyor diye baktığımızda o kısmında da içimiz rahat değil. Çünkü bu yargı mekanizması tam 12 yıldır AKP eliyle Cemaat ortaklığıyla oluşturulmuş paralel yargı mekanizmasıdır" dedi.
'Temiz eller' demek saflıktır
Türk Başbakan Erdoğan'ın da itiraf ettiği gibi, Fethullah Gülen Teşkilatı'ndan talimat alan özel yetkili mahkemelerin, şu anda görev yapan yargıç ve savcıları özel olarak AKP tarafından yetkilendirildiğine işaret eden Demirtaş, bu yargı mekanizmasının güvenilir olmaktan, adalet dağıtmaktan uzaklaştığını söyledi. "Dershanelerle birlikte başlayan Cemaat-AKP geriliminin bir başka sahnesini izliyoruz. Ortaya dökülen bilgiler, belgeler, yürütülen operasyon tek başına temiz eller operasyonudur, hırsızlığı, rüşveti ortaya çıkarmak adına yapılan operasyonlardır demek için saf olmak gerekiyor" diyen Demirtaş, BDP olarak meselenin her iki tarafını da görmek ve göstermek istediklerinin altını çizdi.
'Çözüm süreci seçimden sonraya'
Demirtaş, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 17 Aralık operasyonlarını nasıl değerlendirdiğine dair soruya ise, şöyle yanıt verdi: "Çözüm süreci beklemeye alındı, gerileme veya ilerleme söz konusu değil. Ama seçimlerin hemen arkasından artık bu meseleleri tarafların masaya yatıracağı ciddi bir aşamaya geçilecek. Bu açıklamada kendisi, darbe anlayışını desteklemeyeceğini ve yangına körükle, benzinle gitmeyeceğini ifade ederek aslında bu süreçten bir darbe planlayan kesimlere net bir mesaj vermiş oldu. Darbe planları olanlara, PKK'nin alet olmayacağını, PKK'nin silahları yeniden devreye sokarak Türkiye'de kaosun derinleşmesine hizmet etmeyeceğini bu anlayış ile ortaya koymuş oldu."
'Paris'in cevabı verilsin'
Demirtaş, Paris Katliamı'na ilişkin ortaya çıkan ses kaydı ve MİT'e ait olduğu belirtilen belgeler hakkında ise "Ses kayıtlarının gerçek olduğunu bizler teyit ettik. İsmi geçen şahsın sesini yakından tanılayanlar ‘sesini teyit ediyoruz’ dediler. Yayınlanan belge ile ilgili MİT belgesi olduğuna dair de çok ciddi şüpheler var. Bizler bu konuyla ilgili soru önergeleriyle gereğinin araştırılmasını istiyoruz. Arkadaşlarımız MİT'e ve Başbakanlığa başvurarak bu belgenin cevabının verilmesini istiyoruz" dedi.
'MİT açıklaması tatmin etmedi'
Ortaya çıkan belgeye ilişin MİT'in yaptığı açıklamalara ilişkin ise Demirtaş şunları söyledi: "MİT'in yaptığı resmi açıklama bizi tatmin etmedi. Tam tersine yeni şaibelerin ortaya çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Belgenin düzmece olduğuna dair bir açıklama yok. Bu konunun peşini bırakmayacağız."
'Başbakan'ın açıklamalarıyla uyuşuyor'
Paris Katliamı'nın hemen sonrasında Türk Başbakan Recep T. Erdoğan tarafından yapılan bazı açıklamalar ve kullanılan ifadelere de dikkat çeken Demirtaş, söz konusu ses kaydı ve belgenin Erdoğan'ın Kasım 2012'de yaptığı açıklamalar ile uyuştuğunun altını çizdi. Demirtaş, şöyle konuştu: "Başbakan o dönemde yaptığı açıklamada, Fransa'dan üst düzey bir PKK'linin iadesini istediği Fransa'nın buna cevap vermediğini belirtiyordu. Ses kaydında ve belgelerde de Ekim ve Kasım ayında Sakine Cansız'ın Fransa'ya geldiğinin tespit edildiği ve bu konuda operasyonel girişimlere başlandığı ifade ediliyor. Başbakanın resmi olarak kendi ağızından 'biz o dönemde girişimde bulunduk' dediği zamanlara denk düşen beyanlar ve belgeler yayınlanmış durumda. Bunlar tümüyle şüpheleri MİT üzerine yoğunlaştırıyor. MİT'in yaptığı açıklamalar bizler açısından tatmin edici değil. Başbakanlığın sessiz kalması da kabul edilebilir değil. Fransız savcısı ve soruşturmayı yürütenler Türkiye'den yeterli bilgi belge alamadıklarını, Türkiye'deki savcı da Fransa'dan yeterli bilgi belge alamadığını ifade ediyor. Görünen o ki, ülkeler arası çıkar pazarlıkları konusunda üç Kürt kadın siyasetçinin canı, hayatı pazarlık konusu yapılıyor. Ortada çirkin bir tezgah var. Türkiye'nin, Fransa'nın bir yönüyle Almanya'nın da bu kirli oyuna bulaştığı anlaşılıyor."
'Roboskî dosyası kapanmayacak'
'Roboskî dosyası kapandı mı?' şeklindeki bir soruya ise Demirtaş şu şekilde yanıt verdi: "Askeri savcılık yaptığı soruşturmada aslında bütün çıplaklığı ile suçu tanımlanmış ama verdiği kararda bu yapılan suç değil demiş. Bırakın 34 kişinin savaş uçağı ile parçalanmasını kaldırımda yürürken bir bisikletin çarpması ile yaralansanız, kazdan dolayı suç duyurusunda bulunsanız, bisikleti kullanan bu ülkedeki kanunlara göre cezalandırılır. 34 çocuk bana göre Kürt oldukları için, ordu ile Kürt halkı arasındaki problem henüz çözülmediği için, askeri savcılık ordunun elini ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin elini Kürtlere karşı zayıflatmamak için bu katliamın üstünü örtmüştür. Ama tarih ve vicdanlar bu dosyayı kapatmayacaktır."
HABER MERKEZİ