
Ankara'daki katliamın faillerinin devletin takip listesinde yer alan DAİŞ'li Emer Alagöz ve Ömer Deniz Dündar olduğu ortaya çıktı. İki ismin resmileşmesinin ardından soruşturmada gizlilik kararı alındı.
Türk Başakan Ahmet Davutoğlu'nun "elimizde liste var ama eylem yapmadan harekete geçemeyiz" dediği aranan canlı bombalar listesinde yer alan Yunus Emer Alagöz ve Ömer Deniz Dündar'ın Ankara Katliamı'nın tetikçileri olduğu nihayet açıklandı. Amed, Suruç ve Ankara'daki saldırılarda izler DAİŞ'in Dokumacılar Grubu'na işaret ederken, 21 üyesi bulunan bu grubun 18'inin Adıyamanlı, 3'ünün ise bu kişilerle evlilik yapan yabancı kadınlar olduğu, çete üyelerinin bir kısmının Türkiye'ye geçerek "uyuyan hücre" olarak adlandırılan evlerde kaldığı saptanmıştı. Grup üyelerinden 19'u fotoğraflarıyla MİT'in takip listesinde yer alıyor. Bu listenin varlığından da devlet içindeki Fethullahçılar tarafından sızdırılınca haberdar olundu.
DNA sonuçları uyuşuyor
Listede yer alan Yunus Emre Alagöz'ün fotoğraflarıyla patlamada parçalanan kafatası ve yüz dokularının eşleştiği belirtilirken, MOBESA kameralarında tespit edilen Ömer Deniz Dündar'ın ailesinden alınan DNA örneğinin ise parçalanan cenaze ile uyuştuğu öğrenildi.
Birlikte Ankara'ya geldiler
MİT'in kontrolündeki DAİŞ üyeleri Ömer Deniz Dündar ile Yunus Emre Alagöz'ün Antep'ten Ford Focus ve Citroen marka iki ayrı araçla Ankara'ya geldikleri belirlendi. Canlı bombaların saldırı öncesi Y.Ş. isimli bir kişiyle bölgede keşif yaptıkları tespit edilirken; Y.Ş. ile araç sahiplerinin dün Antep'te gözaltına alınarak Ankara'ya getirildiği kaydedildi.
Suruç bombacısının ağabeyi
Katliamı gerçekleştiren canlı bombalardan Yunus Emre Alagöz, Suruç'ta 33 kişiyi katleden canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz'ün ağabeyi. Alagöz kardeşlerinin DAİŞ'le ilişkisi, ailelerinin emniyete yaptıkları başvurular daha öncede kamuoyuna yansımıştı. Alagöz’ün adı ve fotoğrafı Adıyaman Emniyet Müdürlüğü’nce geçen Temmuz’da hazırlanan listede yeralmıştı.
Babası: Cezaevine atın dedim
Canlı bombalardan Ömer Deniz Dündar'ın da DAİŞ'e katıldığı biliniyordu. 2013 yılında Suriye'ye giden 2014 yılında Türkiye'ye dönen Dündar, Türkiye'de 8 ay kaldıktan sonra tekrar Suriye'ye geçmiş. Babası Mehmet Dündar ise oğlu için defalarca emniyete başvuru yapmış: "Oğlumu Suriye'den geri getirmek için defalarca emniyete gittim. Oğlum 2014 yılında Adıyaman'a geldi. 8 ay yanımda kaldı. Ben oğlumu Emniyet'e şikayet ettim. Emniyet'e, 'bunu alın cezaevine atın' dedim. İfadesi alındıktan sonra oğlum serbest bırakıldı. 8 ay sonra Suriye'ye gitti. Evli ve bir çocuğu vardı. 8 aydır hiç konuşmuyorduk."
İki kardeş de listede
Ömer Deniz Dündar'ın ikiz kardeşi Mahmut Gazi Dündar da canlı bomba listesinde yer alıyor. Dündar ailesi de Alagöz ailesi gibi çocuklarının yakalanması için emniyete yaptıkları başvurudan sonuç alamamış. Yaklaşık 2 yıl önce kaybolan ikiz çocuklarının ardından 5 ay sonra çocuklarının peşinden Halep'e giden babanın çete liderlerinin tehdidi nedeniyle geri dönmek zorunda kalmış.
Polis: Reşit bir şey yapamayız
Dündar ailesinin polisten yardım talebi ise "reşit oldukları için bir şey yapamayız" cevabıyla geri çevrilmiş. DAİŞ çete üyesi ikizlerin babası 6 Haziran 2015'te bir gazeteye çocuklarıyla ilgili şunları anlatmıştı: "Geçen sene çocuklarım üniversite sınavına hazırlanırken geceleri ders çalışma bahanesiyle evden çıkıyorlardı. Zaman geçtikçe hareketleri değişmeye başladı. Önce sakal bıraktılar, daha sonra kız kardeşlerine kapanmalarını söylediler. Suriye'deki iç savaşı tartışırken bana, 'Anlamadığınız şeyler var, İslamiyet'i anlamıyorsunuz. Bu, bir cihat ve herkes bu cihat uğruna savaşmalı' diyerek kızıyorlardı. Bir gün takip ettim. Mahallede bulunan 'Kasap Hacı' adında birisinin evine gittiklerini gördüm. Geri geldiklerinde neden oraya gittiklerini sordum. Din hakkında sohbet etmek için 'Redd-i Cuma' adında 5-6 kişilik bir grupla buluştuklarını, Müslümanlarla ilgili videolar izlediklerini söylediler. Bir daha gitmemeleri için tembihledim. Çocuklar bir yandan sürekli namaz kılıp dua ederken, diğer yandan hiç camiye gitmiyorlardı. Mesela Cuma namazını kılmıyorlardı, reddediyorlardı. Bu adamlar çocuklarıma şiddet içerikli videolar izletip onları kandırdılar. Bir gün çocuklarım evi arayıp Suriye'de olduklarını ve savaştıklarını söyledi. Cihat için gittiklerini ve peşlerine düşmememi söylediler. Emniyete başvurup durumu anlattım. Ancak emniyet çocukların reşit olduğunu belirterek karışmadı. Çocukları geri getirmek için rehberle Halep'e gidip 4 gün boyunca 6 tane kamp gezdim. Kamplarda Adıyamanlı, Bitlisli ve Bingöllü gençler vardı. Halep'te bir kampta ikisini de buldum. Çete liderlerine çocuklarımı almaya geldiğimi söyleyince bana,'Bu çocuklar burada cihat için savaşıyorlar. Sen kafir misin onları cihattan alıkoyuyorsun? Bir daha buraya gelirsen seni vurup buraya gömeriz' dedi."
Soruşturmaya yayın yasağı
Tetikçilerin kimlikleriyle ilgili haberlerin basına yansıdığı saatlerde Ankara Katliamı soruşturmasıyla ilgili yayın yasağı getirdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine alınan "geçici yayın yasağı"nın canlı bombayla irtibatlı şüphelilerin yakalanmasının ardından kaldırılacağı savunuldu. Katliamdan bir gün sonra da soruşturmada "kısıtlama" kararı alınmıştı.
Bakan korundu
Katliamla ilgili sorumluluğunu örtme çabasını sürdüren hükümet ise istifa çağrılarının hedefi olan İçişleri Bakanlığı'nı koruyarak yükselen tepkiler karşısında Ankara İl Emniyet Müdürü, İstihbarat Şube Müdürü ve Güvenlik Şube Müdürü'nü önceki gece açığa aldı.
Bulandırmaya devam
Görevden alınmaları dün yaptığı açıklamayla doğrulayan Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu, kimliklerinin tespit edildiği belirtilen DAİŞ'liler ilgili ise bir açıklama yapmadı. "Saldırganların ötesinde örgüt bağlantılarını da araştırıyoruz. Çalışmalarımızı ona göre sürdüreceğiz. Saldırganların DNA testleri konusunda önemli bulgulara ulaşıldı” diyen Davutoğlu, DAİŞ'in yanısıra katliamdan PKK'yi sorumlu gösterme çabalarını sürdürdü: “Bu saldırının soruşturmasını derinleştirdikçe, özellikle Twitter hesapları ve IP adreslerinden ulaştığımız sonuçlara göre saldırılarda hem DAEŞ hem PKK’nın etkin rol oynama ihtimali yüksek."
Twitter kullanıcılarına gözaltı
Öte yandan katliam öncesi sosyal medyada "Ankara'da bomba patlayacak" yönünde paylaşımda bulunan "@DrBereday" rumuzlu hesapla ilgili dün 2 kişi gözaltına alındı. Sözkonusu hesap MİT elemanı İlhami Işıkla irtibatlı olup PKK'ye küfrettiği halde, HDP'li diye lanse edildi.
HABER MERKEZİ