Rojhack, Amed’de görevli Remzi Damar adını kullanan MİT personelinin bilgisayarına yönelik gerçekleştirdiği operasyonla MİT’in 2007 yılında PKK’ye karşı “Terör Örgütüne Karşı Alınması Gereken Tedbirler” başlıklı 6 sayfalık raporunu ele geçirmişti. Rojhack, lekolin.org sitesine e-posta yoluyla yaptığı açıklamada, 6 ay boyunca sürdürülen takip sonunda MİT personelinin bilgisayarını ele geçirdiğini belirterek, 4 GB’lık veriyi paylaşmıştı. Bu veriler arasında MİT’in 03/02/2007 tarihli Ek: İlgi yazısı eki girişli Dağıtım: Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genel Kurmay Başkanlığı Makamına “Terör Örgütüne Karşı Alınması Gereken Tedbirler”  başlıklı MİT’in özel yazım filigramıyla hazırlanmış rapor, lekolin. org tarafından 31 Ocak’ta paylaşılmıştı.

MİT raporunun, bir süredir Amed’de tertiplenerek kışkırtılmış aileler üzerinde yürütülen ve yaygınlaşması için çaba sarfedilen eylem gibi faaliyetlerin planlanmasını öngören bölümünü tekrar hatırlatıyoruz.
Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncülük ettiği özgürlük mücadelesine karşı ‘somut öneriler’ şeklinde sıralananların bir kısmı şöyle:
*  Başta öldürülen PKK’lıların aileleri olmak üzere yakın çevrelerine yönelik olarak kapsamlı rehabilitasyon çalışmaları başlatılmalıdır.  Bu insanlar düşman oldukları halde, düşman olarak görülmemeli kendilerine öyle davranılmamalıdır. Terör ile mücadelede terör sürecinin yaşandığı coğrafyanın insanlarının büyük çoğunluğu potansiyel suçlu olmakla birlikte, bunların potansiyel suçlu olarak görülmesi ve bunun onlara yansıtılması tepkilere yol açabilir. Özellikle PKK’lı gençlerin anneleri ve babaları kazanılmalı, çocuklarını PKK’dan geri almak üzere yönlendirilmelidirler. Bu çerçevede özellikle “ Cumartesi anneleri” gibi örgütün politikleştirerek istismar ettiği gruplar tahlil edilerek terör örgütünden koparılmalıdır.
*  Devletin bir karşı strateji geliştirmesi mücadeleyi kazanmak için şarttır. Bu süreçte değerlendirilecek en önemli sivil toplum örgütlerinin başında şehit aileleri yardımlaşma dernekleri ile İslami kesimlerin kurduğu dernekler gelmektedir.
* Devlet görevlileri aileleri ziyaret ederek, çocuklarının kaybına devletin değil, örgütün insanları istismarının yol açtığını anlatılmalıdır. 
* Bölge halkı ile güvenlik güçleri arasında güçlü bir organik bağ oluşturmak için yapılması gerekenlerden birisi de dini bağın vurgulanmasıdır. Bir askeri birliğin bir köye girdiği zaman camide namaz kılması, Ramazan ayında komutanların iftar vermesi, Cuma namazlarına subayların katılması bu alanda olumlu bir örnek teşkil edecektir.
* Diyanet İşleri Başkanlığı’nın devletin ilgili kurumları ile daha etkili bir dayanışma içinde olunması gerekmektedir. Özel olarak yetiştirilmiş imamların bölgeye gönderilmesi ve bu imamların örgütün anti-propagandasını yapacak şekilde donatılması,  bölgedeki istihbarat güçlerimizle birlikte çalışmaları gerekmektedir.
* Özellikle Silahlı Kuvvetler veya emniyet teşkilatının örgütlediği toplu sünnet düğünleri, gençlik şölenleri, toplu nikah şahitlikleri, Mehmetçik dershaneleri, okul inşa projelerine katkılar, spor karşılaşmaları sistemli hale getirmelidir. Toplu olarak düzenlenen bu törenlere devletle işbirliği yapmış olan, bölge ileri gelenlerinin davet edilmesi ikna etmede daha belirleyici bir rol oynayacaktır.
* Yıllardır göz önünde kutsal görevlerini yerine getiren özellikle istihbarat güçlerimiz devlet kurumlarında ve camilerde istihdam edilmelidirler. Böylece bölge halkının tepkisini de çekmeden görevlerini daha rahat bir şekilde yerine getirmeleri sağlanır.