
"Bu denklem içinde Türkiye, Srilanka modelini de örnek alarak Kürt hareketini boğmayı ve yok etmeyi denedi. Paralı askerlik süreci, İsrail ve ABD ile yapılan yüksek teknoloji anlaşmaları hep bunun içindi. 2012'de Kürdistan'da çok şiddetli çatışmalar yaşandı. Aynı süreçte asker intiharlarında da artış oldu. PKK hem güçlü bir savaş gösterdi, hem Avrupa, Kürdistan ve Türkiye'de atılım içinde oldu ve hem de Türkiye devrimci hareketiyle buluştu. Mücadele cezaevlerine kadar direnişi yükseltti. Rojava'da önemli kazanımlar elde edildi. Özetle Kürt hareketini yok edemediler, aksine güçlendiğini kabul ettiler. Biz bu süreçte Kürt Özgürlük Hareketi'yle dayanışma içinde olmayı tercih ettik ve Türkiye Devrimci Hareketi adına önemli kazanımlar elde ettik. Yeni süreç bu gelişmelerden sonra başladı ve TC'nin sıkışmışlığının bir sonucu olarak şekillendi. Elbette süreç önemli riskler de taşımaktadır. Ama PKK hareketi Ortadoğu gibi dengelerin çabuk değiştiği bir alanda hiçbir gücün etkisine girmeden bağımsız çizgisini koruyabilen bir harekettir."
Panel sürece ilişkin kaygıların dile getirildiği görüşler ve çeşitli sorularla sürdü.
ALİ ÖZŞERİK/ZÜRİCH