100 bini aşkın nüfusa sahip olan Peyas Mahallesi giderek büyüyor ancak betonların arasındaki büyüme kadınları rahatsız ediyor. Mahallenin bir bölümünde kolektif, bahçeli evlerdeki ekolojik yaşam kısmen de olsa devam ederken, bir bölümü de sitelerle dolu. Liceli olan 77 yaşındaki Hayriye Sarı çocukluğundaki yaşamına dönmek istediğini söylüyor.

Eski dayanışma ve yardımlaşmayı çok özlediğini belirten  Hayriye ana, apartmanlarda yaşayan insanların birbirlerini bile sormadığını söylüyor. 


‘Yarısını komşuya yollardık’

Köyde yaşadığı süreçlerde ne kadar mutlu olduğu konuşurken tebessümle yüzüne yansıyan Hayriye ana, bir yandan çayını içerken bir yandan anlatıyor: “Köydeyken her sabah erkenden uyanırdık, bahçeye gider ekimlerimize bakardık. Hayvanlarımızdan süt alırdık; o sütle peynir, yoğurt, çökelek elde ederdik. Kendi sebze ve meyvemizi kendimiz ekip biçiyorduk. Akşamları komşularımızla otururduk sohbet ederdik. Evimizde bir tabak çorba pişse yarısını yan komşuya yollardık. Kokusunu almış, canı çekmiştir diye düşünürdük.” 




‘İnsanları hastalık hastası yaptılar’


“Köyle birisi hastalandığında bütün köylü geçmiş olsuna giderdi” diyen Hayriye ana konuşmasını şöyle sürdürüyor: “Ya şimdi? Ne komşuluk ne dayanışma ne huzur ne de doğal yaşam var. Her şeyi sömürdüler, yok ettiler. Yok şuraya apartman, yok şu model telefon derken insanları hastalık hastası yaptılar. Torunum eve geliyor yüzünü görmüyorum, kafası telefondan kalkmıyor. Telefon yoksa da bilgisayardan kalkmıyor. Kim ölmüş kim kalmış haberi olmuyor.” 




‘Burada nefes alıyorum’


Hayriye ana, evinin yan tarafına yaptığı küçük bir bahçede geçiriyor tüm gününü. Gün boyu beslediği tavuk ve kazlarla, ektiği domates ve biberlerle uğraşıyor. Apartman dairelerinde, şehir merkezinde yaşayamayacağını söyleyen Hayriye ana,  “Ben burada nefes alıyorum, köyümde gibi oluyorum. Bazen elektrik kesilince torunlarıma hikayeler anlatıyorum. Tarihlerini, eski Kürt hikayelerini bilsinler istiyorum” diyor. 




‘İnsanlar birbirine yabancılaştı’


“Nefesim yetene kadar çocuklarıma doğal yaşamı öğreteceğim” diyen Hayriye ana son olarak şöyle diyor: “Ne zaman ki teknoloji gelişti, duvarlar örüldü o hastalıklar çoğaldı, insanlar birbirine yabancılaştı. Daha ne kadar bizi yok edeceksiniz. Biberi marketten değil, kendi bahçemizden yemek istiyoruz. İnsanlar komşularıyla, arkadaşlarıyla dayanışma ve yardımlaşma içinde olsunlar.”




BERİTAN CANSÖZER/JINHA/AMED