İşçi ve emekçiler yeni bir 1 Mayıs coşkusu yaşıyor. İşçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü her alanda kutlanıyor. Zaten Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayanların yüzde doksanı işçi ve emekçi. Kürtler tümüyle emekçi bir toplum. Dolayısıyla onbinler meydanları dolduruyor. Toplum çok büyük oranda aç ve işsiz. Meydanlarda ekmek ve iş talebini haykırıyor. Zindanlar siyasi tutsaklarla dolu ve her gün çatışma haberleri geliyor. Halk barış, özgürlük ve demokrasi istiyor. Çözülemeyen ve ezilemeyen Kürt sorunu Türkiye toplumunu yaralamaya devam ediyor.
Son birkaç yıldır AKP hükümeti 1 Mayıs’ta biraz farklı bir siyaset izliyor. İşçi ve emekçilerle karşı karşıya gelmemek ve çatışmaya girmemek için 1 Mayıs’ta toleranslı davranıyor. Başta Taksim olmak üzere bazı meydanları işçilere açıyor. Bu durum bazı kesimler açısından yanıltıcı oluyor. Bazı çevreler bu duruma bakarak “AKP’nin demokrasi getirdiğini” sanıyor. Halbuki AKP’nin yaptığı basit bir siyasal oyun. Kürtlerle çatışırken işçi ve emekçilerle karşı karşıya gelmemek istiyor.
Bu 1 Mayıs her zamankinden çok daha güçlü bir biçimde Kürt halkının direnişiyle hazırlanmış bulunuyor. Kürt halkının 15 Şubat’tan itibaren uluslararası komployu ve onun somut ifadesi olan İmralı sistemini yok etmek amacıyla “Êdî Bes e! An Azadî, An Azadî” kampanyasını başlatmış olduğu biliniyor. “Önder Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürdistan’a statü” amacıyla yürütülen bu kampanyanın Mart ayı boyunca güçlü halk serhildanları ile geliştirildiği açıktır. Kürt kadınının güçlü 8 Mart kutlamaları, Newroz ve Kahramanlık Haftası kutlamalarında doruğa ulaşmıştır.
Bu yılın hem 8 Mart’ı, hem de Newrozu çok güçlü bir direniş temelinde yaşanmıştır. Özgür Kadın Hareketi 8 Mart’ı “Direniş günü” ilan ederken, bu yılın Newrozu tüm zamanların en direnişçi Newrozlarından biri olmuştur. Başta Amed ve İstanbul olmak üzere Kürdistan’ın tüm kent ve kasabalarında halk AKP faşizmine karşı direnmiştir. Newroz direniş ve özgürlük bayramının zalimlerce engellenemeyeceği ve yasaklanamayacağı herkese gösterilmiştir.
Şimdi 1 Mayıs’ın da aynı ruh ve tutumla tam bir direniş günü olarak yaşanması gereği vardır. Nasılki bu yılın 8 Mart ve Newrozu tam bir direniş günü olarak ele alınıp yaşanmışsa, 1 Mayıs’ın da tam bir direniş günü olarak değerlendirilmesi gerekir. 2012 yıl gerçeği bunu gerektirmektedir. 15 Şubat’tan beri gelişen halk serhildanları 1 Mayıs’ı böyle hazırlamıştır. Zaten 1 Mayıs gerçeği de bunu ifade etmektedir. Evet 1 Mayıs işçi ve emekçi bayramıdır, ama bir eğlenme bayramı değil, tersine direniş ve mücadele bayramıdır. Kürt halkının ve tüm Türkiye emekçilerinin 1 Mayıs bayramını bu ruh ve bilinçle karşılayıp yaşayacağı kesindir.
Daha şimdiden tüm işçi ve emekçilerin, sosyalist ve demokratik güçlerin böyle bir ruh ve heyecanla 1 Mayıs’a hazırlandığı gözlenmektedir. Bu ruhun 1 Mayıs günü doruğa çıkarak meydanlarda yiğit emekçi direnişine dönüşeceği ve bu temelde tüm işçi ve emekçilerce de AKP faşizmine dur deneceği, çok yüksek bir sesle iş, emek, barış, özgürlük ve demokrasi isteneceği açıktır. Bu temelde 1 Mayıs işçi günü de 2012 yılının direniş ruhuna uygun yaşanacaktır.
Bu tutumu her günü direnişle geçen Kürt halkı herkesten çok daha güçlü gösterecektir. Kürt gençleri ve kadınları, tamamına yakını emekçi olan tüm Kürt toplumu bulunduğu her yerde meydanlara akarak, işçi ve emekçi dayanışması içinde 1 Mayıs direnişini geliştirecektir. Kapitalist modernitenin toplum kırım sistemine karşı özgür ve demokratik toplum talebini haykıracaktır. İşçi ve emekçilerin birliği ve halkların kardeşliği şiarını yükseltecektir.
Elbette bununla birlikte kendi durumuna ve mücadelesine de dikkat çekecektir. Kürdistan’ın nasıl bir inkâr ve imha sistemi altına alındığını, Kürt halkı üzerinde nasıl bir kültürel soykırım uygulandığını, bunun en ağır insanlık suçu olduğunu ortaya koyacaktır. Yine bu insanlık suçunu işleyen küresel kapitalizme ve onun bölgesel suç ortağı faşist-sömürgeci devletlere dikkat çekecek, insanlık düşmanı bu güçlerin tüm insanlık tarafından iyi tanınıp karşı durulmasını isteyecektir.
Günümüzde faşist AKP yönetimi tarafından işlenen bu insanlık suçuna dikkati çekerken, aynı zamanda bu zulme karşı kırk yıldır yürüttüğü kahramanca mücadeleyi de tanıtacaktır. Sözkonusu özgürlük mücadelesini nasıl bir Önderlik ve örgütle var ettiğini, hangi zor ve eşitsiz koşullarda ve ne kadar şehit vererek bu mücadeleyi günümüze nasıl getirdiğini ortaya koyacaktır. Kırk yıllık bu mücadelenin tamamen 1 Mayıs ruhu ile ve 1 Mayıs çizgisinde gerçekleştiğini herkese gösterecektir.
Özellikle de son bir yılda AKP faşizmine karşı Önderlik, halk, demokratik siyaset ve gerilla olarak nasıl büyük bir direniş içinde olduğunu ortaya koyacaktır. Çünkü dokuz aydır İmralı’da eşi bulunmaz bir direniş örneği verilmektedir. Herhalde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan baskı ve zulmün bir başka örneği yoktur. Ondört yıldır süren İmralı zulmüne karşı direnmek ve yaşamak herhalde bu dünyanın en zor işidir. Buna son dokuz yıldır bir de tecrit içinde tecrit ve baskı içinde baskı eklenmiştir. Fakat tüm bu baskı ve zulüm düzenine karşı Önder Abdullah Öcalan insanüstü bir direniş gerçeği gösterdiği gibi, bir de insanlığa yol gösteren özgürlük teorisini geliştirmiştir.
Bunu her türlü baskı ve teröre karşı Kürt halkının, gençlerinin ve kadınlarının süren kahramanca direnişi izlemektedir. AKP polisinin her türlü faşist saldırısı bu direniş tarafından boşa çıkarılmıştır. “Önder Apo’ya Özgürlük ve Kürdistan’a Statü” şiarıyla meydanlara dökülen kitleler, açlık grevinden gösteriye kadar geliştirdikleri zengin direniş yöntemleriyle faşizmi yenilgiye uğratırken, demokratik insanlık için de büyü bir coşku ve heyecan kaynağı olmuştur.
Bunlara Kürt demokratik siyasetinin geliştirdiği kararlı direnişi de eklemek gerekir. Binlercesi tutuklanıp zindanlara doldurulmuş olmasına rağmen bir milim bile geriletilememiştir. Zindanlar son üç yıldır yeni bir direniş dalgasının yaşatıldığı alanlar haline getirilmiştir. Kürtçe anadil savunmasındaki ısrar, AKP faşizminin kültürel soykırımcı yüzünü teşhir ettiği gibi, AKP’yi siyasal yenilgiye uğratan bir direniş kararlılığı örneği de olmuştur. “Demokratik siyaset örgütlülüğünü dağıtıp tasfiye ederim” amacıyla AKP’nin geliştirdiği bu baskı ve zulüm uygulaması, Kürt demokratik siyasetinden bir tek kişi bile sökememiştir.
Bir de dağda süren direniş var. Her türlü yasak silah da dahil elindeki tüm silahları kullanarak Türk Ordusunun yürüttüğü saldırılar, gerillanın cesaret ve kararlılığını zayıflatmak bir yana, kin ve öfkesini büyütmekten öte bir sonuç vermemiştir. Her türlü faşist saldırı karşısında kahramanca direnen Kürt gerillası, Kürt halkının olduğu kadar Ortadoğu halklarının da özgürlük umudu olduğunu netçe kanıtlamıştır. Bu duruşuyla tarihi gerilla komutanlarının izinde kararlılıkla yürüyen Önder Abdullah Öcalan’ın sağlam militan gücü olduğunu ortaya koymuştur.
Kürt halkı bu 1 Mayıs’ı işte bu direniş değerlerine sahip çıkarak ve direnişi daha da yükselterek yaşamaktadır. Hem bu değerlere layık bir direniş içinde olacak, hem de olduğu her yerde herkese bu direniş gerçeğini anlatacaktır. Bu temelde tüm işçi ve emekçileri faşizme ve sömürgeciliğe karşı ortak direnişe çağıracaktır. Bir yandan direnişlere önderlik ederken, diğer yandan da 1 Mayıs’ın özüne uygun bir mücadele günü olarak yaşanmasını sağlayacaktır.
Bu temelde 1 Mayıslarla yaşatılan özgürlük direnişlerini selamlarken, tüm 1 Mayıs şehitlerini saygıyla anıyor ve 1 Mayıs kutlu olsun diyoruz!..