Barış Anneleri İnisiyatifi, 2000 yılında bir araya gelerek çalışmalarına başladı. Yapılan her etkinliğe katılan çoğu yaşlı olan anneler, yerlerde sürüklendi, hakarete uğradı, ilerleyen yaşlarına rağmen tutuklanarak cezaevine konuldu.Tüm bu baskı ve şiddetlere rağmen mücadelelerinden vazgeçmediler. Yüzlerce anneden sadece birisi Perihan Altoğ...
1955 yılında Mêrdîn’in Nisêbîn İlçesi’nde dünyaya gelen Perihan Ana, 10-11 yaşlarındayken evlendirilir ve 14 yaşında da anne olur. 11 çocuk dünyaya getiren Perihan Ana, Kürdistan’daki savaşta iki çocuğu, eşi, yeğeni ve yengesini kaybeder.

Köyü gizlice terkettiler
Yaşadıklarını anlatan Perihan Ana, “12 Eylül darbesine şahit oldum.  Adeta kıyamet kopmuştu sanki. Öldürülenlerin, infaz edilenlerin, kayıp edilenlerin, tutuklananların ve işkence çektirilenlerin haddi hesabı yoktu” diyor.
2 oğlu ve bir yeğeninin dağa çıkarak, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’ne katıldığını belirten Perihan Ana, üçünün de operasyonlar sırasında yaşamını yitirdiğini ve sadece birinin cenazesine ulaştıklarını vurguluyor. Perihan Ana, devamla şunları anlatıyor: “Sonrasında eşime kırk gün işkence yapıldı. Bu işkencelerden dolayı iki yıl kadar hastanede tedavi gördü. Ama kurtarılamadı. Onu da kaybettim. Şehit düşen yeğenimin annesi Mêrdîn’in Nisêbîn ilçesinde polisin üzerine sürdüğü panzerle ezilerek katledildi, babası da ömrünün çoğunu zindanda geçirdi. Tüm bu acılar 4-5 yıl içerisinde yaşattırıldı. Ailemden 4 yıl içerisinde 5 canı katletti bu devlet. Bu olanlardan sonra sık sık köyümüz Çalê’ye baskın yapılırdı. Beşikteki çocuktan tutun en yaşlımıza kadar gözümüzün önünde işkence yaparlardı. Bu baskılardan sonra köyümüzü bir gece alel acele terk etmek zorunda kaldık.”

6 ay çöpten yiyecek topladı
Daha sonra evlerinin bombalandığını ve devletin köylerini boşalttığını ifade ediyor. Zorla göçün beraberinde çok büyük sorunları da getirdiğini belirten Perihan Ana “İzmir’deki ağabeyimin yanına taşındık. Ev bize küçük geldiğinden, tek odası olan bir bodrum katına taşındık. O tek oda bizim mutfağımız, banyomuz ve yattığımız yerdi aynı zamanda. Komşuların getirdiği ve benim çöplerden topladığım yiyeceklerle geçindik altı ay boyunca. Kaldığımız bu oda rutubetliydi ve zamanla sağlık sorunlarımız oluşmaya başladı. Büyük şehre alışmamız ve geçim sıkıntımız epey uzun bir dönem sürdü” diye konuştu.

Türk Başbakan’a çağrıda bulundu
Perihan Ana, Barış Anneleri İnisiyatifi’nde ilk ve en aktif çalışanlardan biri olduğunu, yine Habitat’ın düzenlendiği bir konferansta konuştuğu için 5 ay tutuklu kaldığını ifade ediyor. Acı çeken annelerin, barış için mücadele etmeye devam edeceğini dile getiren Parihan Ana’nın ayrıca Türk Başbakanı Erdoğan’a da çağrısı var: “Halen nice annelerin evlatları katlediliyor ve yuvaları parçalanıyor. Halen nice anne devletin şiddetiyle karşı karşıya ve cezaevlerinde tutuklu bulunuyor. Bu şiddetler, bu kıyımlar, bu tutuklanmalar AKP tarafından halen daha vahim bir şekilde devam ettiriliyor. Tayyip Erdoğan tarafından takdire şayan görülüyor. Nasıl bir vicdana sahip acaba?  Kürtler dün de vardı, şimdi de var, yarın da var olacaklar. Tarih boyunca krallıklar yıkılmış, yok olmuştur, halklar kazanmış ve var olmuştur. Erdoğan aklını başına toplasın, bu yaptıkları deliliktir, akıl yitirmişliktir, insanlıktan çıkmışlıktır. Bu böyle nereye kadar gider sanıyor? Sebep olduğu bunca ölüm, kıyım, şiddet ve hileler onunu kabusu olacaktır.”

Perihan Ana’nın şiiri



Ez im Xanê, ez im Perî
Min winda kirine sê merî
Cotek kurê guhar zêrî
Bavê wan jî Seyît Elî

Guhar zêrêm herdû ciwan
Şoreşê re bûn qehreman
Navê herdû kirin Bedran
Bûne şehîdên navgiran

Seyît Elî Omerî bû
Bi eslê xwe Berzencî bu
Li doza xwe tim xwedî bu
Ji bo wilo bihuştî bu

Berya xanê deyne perî
Navek der tê bi hûnerî
Bi eslê xweyî Omerî
Ji şoreşêr dibû serî
Ji şoreşêr wekir derî 


YAŞAR AKSU / MÊRDÎN