Mücadeleden vazgeçmek gibi bir lüks yok

22 Haziran 2022 Çarşamba - 20:45

.

.

  • Danıştay’da görülen İstanbul Sözleşmesi davası öncesi değerlendirmelerde bulunan Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği’nden Prof. Dr. Ece Göztepe, “Hakkını savunmadan alan bir mücadele alanı yok” dedi.

ZEMO AĞGÖZ / MA-ANKARA

İstanbul Sözleşmesi’ni 11 Mayıs 2011 yılında imzalayan ve 24 Kasım 2011’de parlamentonun onayından geçiren Türkiye, sözleşmeyi 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe koydu. Yasal olarak hiçbir zaman uygulanmayan İstanbul Sözleşmesini Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan 20 Mart 2021 tarihinde gece yarısı feshetti. 

Fesih kararına karşı harekete geçen kadınlar, Danıştay’a dava açtı. 200’e yakın açılan davanın dördüncü grup duruşması öncesi değerlendirmelerde bulunan Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği’nden Prof. Dr. Ece Göztepe, kararın hem usul hem de esas yönünden Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtti.

Çekilme usule göre olmalı

Uluslararası antlaşmalara taraf olma sürecini anlatan Göztepe,  “İlk başta temel yürütme iradesi var. Sonra Meclis’te onaylanmanın uygun bulunması hakkında kanun çıkarılıyor ve son yetki tekrar yürütme organında. Yürütme organı, böyle bir kanunun varlığı halinde dahi ne zaman bu antlaşmaya taraf olma konusunda bir kararname çıkartacağına (eskiden Bakanlar Kurulu kararname çıkartıyordu şimdi Cumhurbaşkanı kararıyla oluyor) karar vermekte serbest. Yani son irade yine yürütmede ama özellikle İstanbul Sözleşmesi bakımından yasama organının yürütmenin çekilme iradesini ancak çekilmenin uygun bulunması hakkında bir kanunla yapması gerekirdi. Başta nasıl bir usul izlendiyse çekilirken de aynı usulün izlemesi gerekiyor.”

Milletler arası antlaşma hükümlerine  de dikkat çeken Ece Göztepe, “Yaşam ve vücut bütünlüğü hakkını koruyan uluslararası sözleşmelerden sadece usulü koşullarını yerine getirerek, çekilemeyeceğimiz çok açık” dedi.

Göztepe, Türk Anayasasının 90’ıncı maddesinin 5’inci fıkrasına göre çekilmenin mümkün olmadığını ifade etti.

.
Ece Göztepe

Bıçak sırtında yaşayacağız

Danıştay’ın sözleşmeden çekilme kararını uygun bulması yönünde bir karar vermesi durumunda, herkesin bıçak sırtında yaşayacağını dile getiren Göztepe, “Bir sabah uyandığımızda, başta 195 yıldan beri taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi, BM Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nden de çekilme kararı alındığı haberiyle karşılaşabiliriz” ifadelerini kullandı. 

Bireysel başvuru üzerine düşünmeliyiz

Görülen duruşmalara dair kararın ne zaman açıklanacağına ilişkin ise Göztepe, Danıştay’ın son başvurucuyu dinleyene kadar duruşma açma yetkisine sahip olduğunu ifade etti. Göztepe, “Buna usulen bir engel yok. Ancak bizim şimdiden Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru üzerine düşünmemiz lazım. Orada huninin ağzı biraz daha daralıyor. Çünkü artık salt kadın olmaktan kaynaklı bir taraf olma statüsü mümkün olmayacak. Orada güncel ve kişisel bir menfaatin ihlal edildiğinin ispatlanması gerekiyor, AYM tüzelkişi başvurularını kabul etmeyebilir. Bir de AİHM yolu da tüketilmesi gereken bir yol elbette” dedi.

Taraf ülkeler itiraz etmedi

“Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi”ne göre Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme yönünde Avrupa Konseyi’ne bildirimde bulunduğunda sözleşmeye taraf ülkelerden biri itiraz edebilirdi” diyen Göztepe, bu durumda siyasal düzlemde yeniden taraf olunması için masaya oturulması ve pazarlık yapılabileceğini kaydederek, “Ama ne yazık ki hiçbir ülke bunu yapmaya cesaret edemedi” diye belirtti. 

Hakkını savunmadan alan bir mücadele alanı yok

Danıştay’da görülen duruşmalara yapılan kitlesel katılıma da değinen Göztepe, şöyle dedi: “Duruşmalara sadece kadın meslektaşlarımızın değil, erkek baro üyeleri ve başkanlarının da katılması çok önemli. Bu dava kadın örgütleri ya da bireysel başvurucular lehine sonuçlanmasa bile temel hak ve özgürlüklerin hayata geçirilmesini kendisine şiar edinmiş çok önemli bir sivil toplumun ve meslek erbabının olduğunu göstermesi bakımından çok önemli. Dava aynı zamanda birbirinden öğrenme süreci oldu. Çünkü hem bireysel hem de kurumsal başvurucular, kendi argümanlarını geliştirdi ama her dava dilekçesi ve yapılan savunma aslında birbirimizin argümanlarından da öğrenme süreci olarak karşımıza çıktı. Tüm dünyada insanlık tarihindeki hak mücadeleleri böyle ilerliyor. Hakkını savunmadan alan bir mücadele alanı yok. Mücadele edenlerin yenileneceğini bilse bile mücadele etmekten vazgeçme gibi bir lüksü de yok. Bu nedenle sürecin çok önemli olduğunu, kadın örgütlenmesinin gücünün tekrar gösterilmesi bakımından da çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.” 

‘Argümanlarımızın dikkate alınmasını umut ediyoruz’

Göztepe, 23 Haziran’da görülecek duruşmaya ilişkin de hazırlıklarının sürdüğünü belirterek, “Herkes yazdığı dava dilekçeleri üzerinden kendilerine verilen cevaplara binaen argümanlara karşı argümanlar geliştirmeye çalışıyor. Biz de Anayasa Hukuk Araştırmaları Derneği’nin kadın üyeleri olarak 23 Mart 2021’de yazdığımız metnin üzerinden tekrar geçip bunu Danıştay’a sunulmak üzere vereceğiz. Danıştay’ın bu argümanlarımızı dikkate almasını ve kararlarına esas teşkil etmesini umut ediyoruz” dedi. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.