Selay Ghaffar: Emperyalizmin dünyayı fethetmek istediği böylesi bir dönemde devrimci hareketlerin özgürlük sesleri halkımıza umut veriyor. Her gün idam edilmelerine, katledilmelerine rağmen direnen Kürtlerden direnişi öğrenmeliyiz. Onlarla dayanışmak bizim de işimiz ve halkımızın da ilgisini buna çekmeye çalışıyoruz. Birbirimizden öğrenerek mücadeleyi paralel yürütmeliyiz.

     

HAZIRLAYAN: REWŞANDENİZ

Afganistan Dayanışma Partisi (Hambastagi), 2004 yılında, bir grup Afgan devrimci, aydın ve genç tarafından kuruldu. Rus işgalinden beri devam eden ağır sorunlar ve CIA destekli Afgan kukla rejimine, İran dini rejimi tarafından desteklenen radikal İslamcılara karşı, 30 binden fazla üyesi bulunan partinin yüzde 30’unu kadınlar oluşturuyor. Parti, varlığını tarihte yasaklı Devrimci Afgan Kadınları’na (RAWA) bağlıyor. Ve “RAWA olmasaydı, biz de olmazdık!” diyor.

Afganistan’da yasal olarak olarak faaliyet gösteren tek sol parti olan Hambastagi Partisi’nin sözcüsü Selay Ghaffar ile, uzun yıllardır emperyalistlerin ‘meydan savaşı alanı’ haline gelen Afganistan’a dair son durumu ve kadın mücadelesini konuştuk.

Emperyalist güçler 2001’de Afganistan müdahalesini kadınlar üzerinden meşru göstermeye çalıştı. Aradan geçen 17 yılda Afgan kadınının durumu -olumlu ya da olumsuz- nasıl değişti?

ABD öncülüğündeki ittifak güçleri, ‘insan hakları’, kadın özgürlüğü, demokrasi için teröre karşı savaş’ adı altında Afganistan’a müdahale ettiğinde dürüst olmak gerekirse ülkeyi halk, özellikle de kadın mezarlığına çevirdi. O zamanlar sadece Taliban vardı, şimdi DAİŞ, El Qaide gibi bütün terörist gruplar var. Bunlar İslam şiddetini yeniden egemen bir siyasi güç haline getirdi.

Afgan kadınlar günlük olarak katlediliyor, kaçırılıyor, tecavüze ve hakarete uğruyorlar. Kadınlara karşı şiddet ve ayrımcılık yapılıyor. Yeni yayınlanan raporların da gösterdiği gibi Afganistan, dünyada kadınlar için en tehlikeli ülke durumundadır. Kadın sağlığı açısından da yeryüzündeki en kötü ülkedir.

Afganistan Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu, her ay yaklaşık 3 bin Afgan’ın -ki çoğunluğu kadındır- intihar etmeye çalıştığını söylüyor.

Bir Ferhunde örneği var, genç kadınlar vahşice linç edildi, arabayla ezildi, bedenleri ateşe verildi. Roşan, biriyle ilişkisi olduğu gerekçesiyle recmedildi. Meryem, bir çete grubunun tecavüzüne uğradı ama yargı, adalet yok. Bunlar günlük karşılaştığımız örnekler. Diğer taraftan DAİŞ’in bomba yollu intihar saldırıları var. Taliban, diğer gruplar, ABD ve NATO Afganistan köylerini bombalıyor. Afganistan’ın dört karargahında üstlenen NATO, bununla yeni silahlarını test ediyor. Belki duymuşsunuzdur, bütün bombaların anası, nükleer bombaların en büyüğü Afganistan’da test edildi; güya bir DAİŞ karargahına saldırı amaçlı. Gerçek şu ki ve ABD ile bütün batılı güçler bilmeli ki askeri karargahlarla, ‘bombaların anası’ ile insan katletmekle demokrasiyi, refah ve barışı Afganistan’a getiremezler.

Afganistan’daki hükümetlerin hükmü var mı? Hangi çerçevededir?

Maalesef derin bir yaraya daha parmak basmak zorundayım. Afganistan 2001’den beri yerel ve uluslararası güçlerin meydan savaşına ev sahipliği yapıyor. Bir tarafta ABD ve taraftarları diğer tarafta ise Çin ve Rusya. Anlayacağınız Afganistan bu güçler için tam bir savaş meydanına dönüştü. Her ne kadar bir hükümet varsa da çok zayıf ve rüşvetçidir. Ve elbette diğer güçlerin kuklasıdır. Gani ve Karzai hükümetlerinin ikisi de ABD’nin kuklalarıdır.

İnsan kuklalaşmış ve rüşvete batmış böylesi hükümetlerden ne umabilir ki? Hükümet ve makamlarında çalışan kim varsa sırf kendi şahsi çıkarları ve destekçileri uluslararasi güçler için çalışıyor. O destekçiler de ABD, Pakistan ve İran’dır. Belirtmek zorundayım ki var olan hükümet dibine kadar rüşvet batağında. Öyle ki Afganistan Yeniden İnşa Genel Müfettişi (SIGAR) John F. Sopko bile 2001’den beri Afganistan“a verilen paraların istikrar ve barış için harcanması yerine savaş tüccarının ve suçluların daha da güçlenip zenginleşmesi icin heba edilmiş.

Bu ifadeler de Amerika’nın barışı sağlama ve demokrasi getirme iddiasında çuvalladığını gösteriyor. O dönemdeki işgalin sırf askeri üsler kurma ve bunlarla Rusya ve Çin gibi ülkeleri tehdit etme amaçlı olduğu Afganistan’da yaşayan herkes için açık ve net. Artık Afganistan’daki herkes o dönemdeki işgalin sırf Afganistan’da karakollar kurma ve bunlarla Rusya ve Çin’i tehdit etmeye dönük olduğu noktasında mutabık. Bu konuda başarılı da oldular.

Afganistan Dayanışma Partisi olarak başlıca hangi siyasi konularda mücadele ediyorsunuz?

Partimiz bir grup aydın ve devrimci öncülüğünde 2004’te kuruldu. Barış ve özellikle kadın özgürlüğü için onlarca yıl çalıştı. Amacımız, halkı büyük bir örgütlenme ile organize edip ülkedeki işgal ve şiddete karşı durmak. Aynı zamanda dünyadaki bütün ilerici, devrimci ve barış isteyen güçlerin desteğinin de gerekli olduğunu düşünüyoruz. Bizler özgür, bağımsız ve birliğini oluşturmuş bir Afganistan için mücadele ediyoruz.

Partiniz için koşullar nasıl? Birçok bölgesinde sıcak savaşın faal olduğu bir ülkede özgür bir şekilde örgütlenebiliyor musunuz?

İşgalcilere ve onların yerli işbirlikçilerine karşı direnen ve ülkesinin özgürlüğü için çalışan bir parti için koşullar elbette çok zor. Çünkü bize karşı her taraftan saldırılar geliyor. Özgürlük istemeyen güçler, devrimci ve ilerici tüm hareketleri etkisizleştirmek istiyorlar.

Afganistan halkı biliyor ki, Amerika dincileri desteklemeden ve onları güçlendirmeden önce bu ülke aydın ve ilerici insanlarla doluydu. Zaten onlar Afganistan hapishanelerini devrimcilerle özellikle de Maoistlerle doldurmuşlardı. Bu bugün bile devam ediyor. Aynı siyaset başarılı bir şekilde bize karşı uygulanıyor. Bu yüzden hareketimizi geliştirip bu kukla hükümeti devirecek ve başta Amerika olmak üzere uluslararası destekçilerini başımızdan defedecek bir harekete dönüşmemiz zahmetli. Fakat onurla söyleyebilirim ki direniş hareketi canlı. Umut var, adaletsizliğe karşı ve özgürlük için sesler var.

Konuyla alakalı, Dayanışma Partisi sokaklarda adalet ve suçluların yargılanması için protestolar düzenlediğinde saldırılar yapıldı. Üyelerimiz gözaltına alınıp, işkence edildi ve partimizin çalışma yürütmesi yasaklandı. Ben ve birçok arkadaşım tehdit ediliyoruz. Yine de bütün baskı ve engellemelere rağmen partimiz ülkemizin özgürlüğü için çalışıyor ve başarana kadar da çalışmaya devam edecek.

Adınızdan da anlaşılacağı üzere dayanışma sizin için belirleyici. Kobanê Direnişi için de birçok kentte gösteriler organize etmiştiniz. Kürdistan’daki özgürlük mücadelesi Afganistan’da nasıl yankı buluyor?

Amaçlarımızdan biri de uluslararası ilerici güçlerle dayanışmadır. Birbirimize sahip çıkmalıyız. Birbirimizin sesi olmayı ve birbirimizi korumayı öğrenmeliyiz. Emperyalizmin, özellikle de Amerika’nın dünyayı fethetmek istediği böylesi bir dönemde devrimci hareketlerin özgürlük sesleri, özellikle de Kürdistan’daki direniş ilham kaynağıdır. Halkımıza umut veriyor. Kobanê’deki kadınların destansı direnişini ve Meksikalı Zapatistaların direnişini öğrenmemiz gerektiğini bize gösterdi. Her gün idam edilmelerine, katledilmelerine rağmen İran rejimine karşı direnen Kürtlerden direnişi öğrenmeliyiz. Hindistan ormanlarında özgürlükleri için direnen savaşçılardan da öğrenmeliyiz. Aynı şekilde Plaza de Mayo ve Cumartesi Annelerinden de. Onlar bizim ilham kaynağımız.

Onlarla dayanışmanın bizim de işimiz olduğuna inanıyoruz ve halkımızın da ilgisini onlara çekmeye çalışıyoruz. Böylelikle halkımıza emperyalizme ve haksızlığa karşı siyasi hareketlerin, direnişin canlı olduğunu gösterebiliriz. Birbirimizden öğrenerek mücadeleyi paralel yürütmeliyiz.

Afganistan’daki mevcut hükümet, Erdoğan rejimiyle olan ilişkilerinden ötürü Kürt özgürlük savaşçıların Afganistan’da tanınmasını istemiyor. Onlar sürekli Afgan halkına yanlış mesajlar verip Kürt özgürlük savaşçılarını terörist olarak tanıtmaya çalışıyorlar. Fakat bizim amacımız halkımıza Kürt hareketinin gerçekten de direniş hareketi olduğunu anlatmaktır. Onlardan öğrenmeliyiz. Çünkü başka bir ülke bize özgürlük getirmeyecek, başka bir ülke Afgan kadınını özgürleştirmeyecek. Ayağa kalkıp özgürlüğümüz ve haklarımız için mücadele edecek olan bizleriz.

 
 

Selay Ghaffar kimdir?

 

Afgan siyasetçi ve kadın hakları savunucusu. Kariyerine, Afgan çocuklarına ve mülteci kamplarındaki kadınlara yardım etmek için sosyal bir aktivist olarak başladığı sırada 13 yaşındaydı. Ulusal ve uluslararası birçok insan hakları kuruluşunda çalıştı. 1999 yılında kurulan Afganistanlı Kadınlar ve Çocuklar İçin İnsani Yardım (HAWCA) örgütünün sorumluluğunu yürüttü. Taliban egemenliği döneminde bir grup üyesi olarak kadın ve çocuklara okuma yazma, eğitim seferberliği örgütledi. Şu anda ise Afganistan’daki sol görüşlü tek yasal parti Hambastagi partisinin sözcülüğü görevini yürütüyor. ABD-NATO işgaline ve savaş ağalarına karşı açık sözlü olduğu için tehditler alıyor.