Ferhat Tunç 30’uncu sanat yılını, İzmir Fuar Açık Tiyatrosunda bugün konser vererek kutlayacak. Sırrı Süreyya Önder’in sunumuyla gerçekleşecek olan bu konserde, metnini Fadıl Öztürk‘ün yazıp, gazeteci Can Dündar‘ın seslendirdiği “Tarih Bize İyi Davranmadı” isimli belgeselin de ilk gösterimi yapılacak.


Niye aynı ‘insanlığı’ yaşamıyoruz?

“Tarih bize iyi davranmadı” diyen Tunç, “Aynı tanrının çocuklarıysak, aynı göğün altında ve aynı toprağın üstünde yaşıyor ve aynı havayı soluyorsak niye aynı ‘insanlığı’ yaşamıyoruz?” diye soruyor. Gazeteci Metin Göktepe’nin katledilişinden, çocukları devlet tarafından gözaltında kaybedilen Cumartesi Anneleri’nin çığlığına, Kürt ve Alevilerin maruz kaldığı zulümden, yok sayılan tüm kesimlerin feryatlarını ezgilerine taşıyan Tunç, sadece  yaptığı sanatla  değil yaşamın her alanında haksızlığa karşı muhalif duruşu ve politik alanda verdiği mücadeleyle de biliniyor. Tunç hala devam eden onlarca soruşturma ve davanın kıskacında yaşamını sürdürüyor.  Sanat alanında yürüttüğü çalışmalarının yanı sıra özgür, demokratik ve kardeşçe yaşanılır bir Türkiye için mücadelesini devam ettiriyor. Tunç felsefesini şöyle özetliyor: “Aynı tanrının çocuklarıysak, aynı göğün altında ve aynı toprağın üstünde yaşıyor ve aynı havayı soluyorsak; niye aynı ‘insanlığı’ yaşamıyoruz?”

Belgesel Türkiye’nin fotoğrafı

Ferhat Tunç , sanatının 30 yılını doldurması vesilesiyle  bugün  İzmir Fuar Açık Tiyatrosu’nda yapacağı konserde aynı zamanda  yönetmenliğini Gökmen Turnalı’nın yaptığı, metnini Fazıl Öztürk’ün yazdığı ve Gazeteci Can Dündar’ın seslendirdiği  kendi hayatından kesitlerinin yer aldığı, “Tarih bize iyi davranmadı” isimli belgeselin ilk kez gösterileceğini  duyurdu. Tunç,  belgeselde bu ülkede sırf kimliğinden ve inancından dolayı öteki gibi davranılan ve potansiyel bir düşman gibi görülen bir sanatçının uğradığı haksızlıklar, baskıları aktarmaktan ziyade  son 30 yıllık Türkiye’nin de fotoğrafının yansıtıldığını belirtti.

Memleketinde tanklarla toplarla karşılanmak
Doğup büyüdüğü Dêrsim’e girerken tanklarla, toplarla karşılanmanın ne olduğunu çok iyi bildiğini belirten Tunç, “Tarih bize iyi davranmadı” sözlerine şöyle açıklık getirdi: “Yıllarca memleketime sokulmadım. Kürt olduğumuz için, Alevi olduğumuz için, sosyalist olduğumuz için hak etmediğimiz baskılarla ve uygulamalarla karşı karşıya kaldık. Sürgüne gitmek zorunda bırakıldım. Bu baskı sadece 30 yılı kapsamıyor, 60 yıl Yılmaz Güneylere kadar uzanan kötü bir anlayışın baskıladığı bir hayat söz konusu. Bu tarih bizim tarihimiz olmaktan uzaktır. Bu tarihi onlar yaptılar ve biz sadece bunun bedelini ödemekle karşı karşıya bırakıldık. Bugün hala özgür değiliz. Kürtler hala kendi dilini talep etme noktasında. Aleviler hala kendi inançlarını özgürce yaşayamıyor. Hala bu ülkede Cemevleri ibadethane olarak sayılmıyor. Son dönemlerde  yapılan açıklamayla bütün toplumsal kesimlerin talepleri terörize edildi. Ötekileştiren ve ayrıştıran politikalar ne yazık ki günceliğini koruyor. Bu anlamda tarih bize iyi davranmadı.”

Karadeniz halkıyla kucaklaşacağım

Konseri İzmir ile sınırlı tutmayacağını tüm Kürdistan, Ege ve  Karadeniz’i gezip bugün sistemin kendilerine kapattığı İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda noktalayacağını söyleyen Tunç, “Aslında ben 1985 yılında Almanya’dan döndüğümde ilk albümüm “Vurgunum Hasretine” konserini Emek sinemasında gerçekleştirmiştim. O nedenle 30 yılımın vesilesiyle İstanbul  konserimi Emek sinemasında yapmak isterdim ama maalesef  bu artık imkansız” diye konuştu.
Konserlerini özellikle Karadeniz’de yapmak istediğini de vurgulayan Tunç, ‘’Orada senelerce bizi yanlış tanıtanlara karşı bölge halkıyla kucaklaşmak istiyorum. Barış ve kardeşlik mesajları vereceğim’’ dedi.


ZEYNEP KURAY/ANF/İSTANBUL