PKK ve PAJK’lı tutsakların cezaevlerinde başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 55. gününde de devam ediyor. Tutsakların açlık grevine dışarıdan büyük bir destek gelirken, tutsakların anneleri ise Ankara’daki temaslarını tamamladı. Açlık grevinde olan Erman Ergin’in annesi Döndü Ergin, dünyanın hiçbir yerinde bu denli barış talebinin dillendirilmediğini belirterek, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan her konuşmasında 'Cennet anaların ayağının altındadır' diyor. Bu anaların çığlığını artık duyması gerekiyor" derken, bir başka açlık grevinde olan tutsağın annesi Hacire Şen ise, "Bizi de hapse atsınlar çocuklarımız gitti biz de gidelim" dedi. Anne Sultan Bozkurt da "Tabutlar içeriden çıktığı zaman kimse bu anaları durduramaz" diyerek kararlılıklarını belirtti.

Destek artıyor

PKK ve PAJK’lı tutsakların, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının yaratılması ile anadilde savunma ve eğitimi önündeki engellerin kaldırılması amacıyla başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 55. gününde de devam ediyor. Tutsakların direnişlerine destekler ise, artarak devam ediyor. Açlık grevinde olan tutsakların anneleri ve yakınları ile Barış Anneleri İnisiyatifi aktivisti anneler ise 30 Ekim günü geldikleri Ankara’da 4 gün boyunca önemli temaslarda bulundu. AB Türkiye Temsilciliği, CHP, BDP, TTB, KESK, SES, MAZLUMDER ve İHD ile temaslarda bulunan aileler, hem açlık grevlerine karşı duyarlılık hem de taleplerin karşılanması için kamuoyu oluşturulması çağrısında bulundu. Temaslara katılan ve bir dizi eyleme imza atan anneler açlık grevlerini, hükümetin tutumunu ve temaslarını DİHA’ya değerlendirdi.

Çocuklarımızın istekleri makul

Bakırköy L Tipi Cezaevi’nde bir haftadan fazla bir süredir açlık grevinde olan Erman Ergin’in annesi Döndü Ergin, açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla İstanbul'dan Ankara'ya geldiğini belirtti. Çocuklarının isteklerinin makul olduğunu söyleyen anne Ergin, "30 yıldan bu yana dökülen kanın durması ve Öcalan ile müzakerelerin yeniden başlatılmasını istiyorlar. Anadilde eğitim, eşit özgür bir yaşam, çok makul istekler bunlar, ana olarak bizde destekliyoruz onları" dedi. Türk Başbakan Erdoğan’ı izlediğinde çok rahatsız olduğunu da dile getiren Ergin, 'Cezaevlerine müdahale edebiliriz' sözlerini kınayarak, "Asla buna izin vermeyeceğiz, eğer Müslüman ise eğer Türkiye'nin başkanı ise herkesi idare etmeye mecburdur" dedi. "Dünyanın hiçbir yerinde bu denli barış dillendirilmemiştir" diyen Ergin, Tayyip Erdoğan'ın her konuşmasında 'Cennet anaların ayağının altındadır' dediğini hatırlatarak, "Bu anaların çığlığını artık duyması gerekiyor" şeklinde konuştu.

Barışın anahtarı İmralı’da

Oğlu Übeyt Şen’in Dicle Üniversitesi'nde okurken sivil polisler tarafından zorla gözaltına alındığını ve ardından mahkeme tarafından 13 yıl cezaya çarptırıldığını söyleyen anne Hacire Şen, oğlunun 3 Ekim'den bu yana açlık grevinde olduğunu kaydetti. İstanbul’dan Ankara’ya geldiğini belirten anne Şen, cezaevinden tabutların çıkmaması için Ankara’da temaslarda bulunduklarını söyledi. "Barışın anahtarı İmralı’da" diyen Şen, Kürt Halk Önderi Abullah Öcalan ile görüşülmesi durumunda barışın gelmesinin imkanlarının doğacağını kaydetti. Oğlu açlık grevinde olmasına rağmen 'Müdahale edin' demeyeceğini belirten Şen, 'Çünkü müdahale olursa çocuklarımız daha fazla zarar görürler. Belki ölebilirler. Bizi de hapse atsınlar çocuklarımız gitti biz de gidelim. Biz ne için yaşıyoruz" diye feryat etti. Şen, "Bizler hiçbir şeyden korkmuyoruz. İnsan bir kez ölür, ölümse şereflice olur, şerefsizce olmaz" dedi.

Teslim olmayacağız

Sakine Taş ise oğlu Erdal Avcı’nın Silivri Cezaevi’nde 39 gündür açlık grevinde olduğunu vurgulayarak, kendisinin de İstanbul’dan geldiğini kaydetti. Çocuklarının ölümünün kendilerinin de ölümü olduğunu belirten anne Taş, "Çocuklarımıza B1 vitamini verilmiyor. Buradan Başbakana soruyorum; Oğlunun cenazesi çıksa bu durumu kabullenir misin? Ne Türk devletine ne de Erdoğan’a teslim olmayacağız" dedi. Wan’dan Ankara’ya gelen Rukiye Aslan ise "Üç çocuğum gerilla olarak saflara katıldı. Birisi 1991 yılında diğeri ise 1992 yılında şehit düştü. Diğer çocuğumdan ise haber alamıyoruz. Çocuklarımız dağda ve işkencede öldürülüyor. Bazıları ise açlık grevindeler. Kürtlerin ve anaların üzerinde büyük bir zulüm var" diye konuştu.

Gözyaşlarının rengi yok

Kızı Nevroz Bozkurt’un öğrenciyken İstanbul’da gözaltına alınarak tutuklandığını ve Gebze Cezaevi’nde 23 gündür açlık grevinde olduğunu söyleyen anne Sultan Bozkurt, "Tabutlar içeriden çıktığı zaman kimse bu anaları durduramaz. Asker annesi de ağlıyor gerilla annesi de ağlıyor. Biz diyoruz ki annelerin göz yaşlarının rengi yoktur. Bizler evimizde ne yatabiliyoruz ne de yemek yiyebiliyoruz. Hangi anne evladı açken kendisi yemek yiyebilir" dedi. Bozkurt, "Müdahaleyi akıllarından çıkarsınlar. Eğer müdahale olacaksa önce bizi öldürsünler. Biz asla çocuklarımızı onların ellerine vermeyeceğiz" şeklinde konuştu.

'Özgürlük Başkan Apo ile mümkün'

Hayriye Yazbaşı ise, kardeşi Kutbettin Yazbaşı’nın 16 yıl cezaevinde yattıktan sonra 'KCK' adı altında yapılan operasyonla yeniden tutuklandığı ve 1,5 yıldır Silivri Cezaevi’nde bulunduğunu belirterek, "23 gündür açlık grevinde. Eğer bir çözüm olabilseydi ve kan dursaydı benim kardeşim içeri girmeyecekti. Kardeşim başka bir yaşam sürdürebilirdi" dedi. Çözüm için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın özgürleşmesi gerektiğini ve Öcalan'sız bir özgürlüğün Kürt halkının hapisliği anlamına geldiğini belirten, Yazbaşı, "Özgürlük Başkan Apo ile mümkündür" dedi.

DİHA/ANKARA