Toplumsal muhalefetin yeri ve yurdu sokaklardır, meydanlardır ama yetmez. Uzun zamandan beri boş verdiğimiz kapı vurma, zil seslerini unuttuk. Yeniden bunlara dönmek gerekiyor.
HDK Eş Sözcüsü ve Barış Akademisyeni Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Türkiye’nin Efrin’e yönelik işgal operasyonuna karşı yapılan basın toplantısı sonrası 9 Şubat’ta gözaltına alındı. 17 Şubat’ta çıkarıldıkları mahkemede Prof. Hamzaoğlu ve ESP Genel Başkan Yardımcısı Fadime Çelebi hakkında tutuklama kararı verildi. "Halkı kin ve düşmanlığa alanen tahrik etme” ve “Örgüt propagandası yapmak" suçlamaları yöneltilen Hamzaoğlu ve Çelebi, 5 ay süren tutukluluklarının ardından 19 Temmuz’da görülen davanın ilk duruşmasında tahliye edildi.
Mücadeleye devam etme kararlılığıyla cezaevi çıkışı sonrası soluğu Taksim’de bulunan HDK merkezinde alan Hamzaoğlu'nun Mezopotamya Ajansı'ndan Necla Demir ve Muhammet Doğru'ya verdiği söyleşisinde öne çıkan konular şöyle:
Bir hesaplaşma
* 20 Ocak’ta Efrin operasyonu gündeme geldi. 11 Şubat’ta da "savaştayız". Mart ayında ise Diyarbakır AKP kongresinde ‘Efrin’in fethi yakın’ diye gündeme geldi. En son da "Efrin sayesinde partinin bir kısım metal yorgunluğunu aşabildik" diye gündeme geldi. İşte böyle bir dönemde TTB "Savaş bir halk sağlığı sorunudur" demiştir. Benim de içinde olduğum 170 kişilik bir grup, "Efrin’e operasyon yanlıştır. Yanlışın sebebi de eğer barış ortadan kaldırılırsa ölümler ve sakatlanmalar olacak ve oradaki insanlar yeniden sorun yaşayacaklar" dedik. 12 kişi için yakalama kararı çıkarmışlardı. O sabah 8 kişi gözaltına alındı. O bakımdan devletin daha önceki durumlarda hesaplaşamadıklarının da hesaba kattığını görmek gerekir.
HDK harçtır, yok edilemez
* HDK’nin de pek çok siyaset alanı gibi doğrudan doğruya sisteme entegre olmayacağı konusunda emin oldukları için bu yapılanmaları dışlamak, kamuoyunda itibarsızlaştırmak istiyorlar. Şunu herkes biliyor ki kişilere kayan bir faaliyetten bahsetmiyoruz, Türkiye halklarından bahsediyoruz. Bu halklar içinde sadece Kürtler veya Türkler yok. Herkes var. Hem emeğin hem de dışlanmış, ötekileştirilmiş herkesin Kürtlerden LGBTİ bireylere kadar var olduğu ve bir arada olduğu bir yapılanmadan bahsediyoruz.
* HDK bu anlamıyla bir harçtır. Bu topraklarda ortaya çıkmış bu doku yok edilemez. Adı değişse bile yok edilemez. Dolayısıyla temsilcilerine yapılacak girişimler geriletmez bu süreci.
Kapasitemizi yansıtan bir sonuç değil
* Uyarının az olduğu bir yerde çok daha yalın, tozu alınmış ortamlarda zihin daha farklı işliyor. O bakımdan günlük hayatta hala daha tozlanmadı zihnim. Ama şunu söyleyeyim. 1,5 milyondan az bir oy farkıyla sistemin değişmesine müsaade etmiş olduk. Ben bunu kabul edilebilir bulmuyorum. Kapasitemizi yansıtan bir sonuç değildi bu. O bakımdan kendime yönelik de öfkem fazla.
* Ortaya çıkan tabloyu "değiştirebiliriz, vazgeçmiyoruz" üzerinden görmek gerekir. İşte bu değiştirebiliyoruzu güçlendirmemiz ve hayata geçirdiğimizi göstermemiz lazım. Yoksa bunun arkası bundan bir adım sonrası doğru adım atılmazsa ciddi bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk olacak. Türkiye halklarının hala umudunu koruduğunu ve bunun büyük bir coşkuyu da beraberinde getirdiğini görmemiz gerektiğinin altını çizmek isterim. Bu olmayanı söylemek değil, bunu gördük. Ama yeterince ciddiye almadık.
Devrimci olan iradedir
* Bu sürece hak ettiği değeri ve emeği veremedik. Koşullara rağmen bunu gerçekleştirmek konusunda biraz el ve ayak tutulmuş oldu, ben de dahil. Bundan sonrası için sokaklar, meydanlar kaldığı yerden devam ettirilebilmelidir. Bu dönemde bir araya gelebilmiş kurumlar bundan sonrası için de bir araya gelmeli. Seçim sürecinde oldu artık bitti demek biraz önce söylediğim gibi bu umudu çökertmek demektir.
* Toplumsal muhalefetin yeri ve yurdu, seçim sürecinde çıkılan yerlerin her bir yeridir. Bu sokaklardır, meydanlardır ama yetmez. Uzun zamandan beri boş verdiğimiz kapı vurma, zil seslerini unuttuk. Kapalı kapıların zilini çalmayı, ‘kimse var mı biz geldik, biz buyuz şunun için geldik’ demeyi unuttuk. Yeniden bunlara dönmek gerekiyor. Eğer bunu yapabilirsek gelecek dönemin ‘değiştirebiliriz’ini gerçekleşme şansını hala koruyoruz demektir.
* Yapmanın olanakları var. İrade, irade, irade gerekiyor. Çünkü devrimci olan iradedir, nesnellik değildir. Nesnelliğe mahkûm olursunuz. Bizler irademizle var olmak zorundayız. Bundan önce olduğu gibi. Devrimciyiz çünkü.
Kaldığımız yerden devam edeceğiz
* HDK 8’inci Genel Kurulu’nda esasında biz pek çok şeyi öngörmüştük ve demiştik ki önce HDK kurumsallaşacak. Eksiğimiz büyük. Merkezi anlamda organlarımız, yapılarımız işleyecek. Birincisi buydu. İkincisi de yerellerdeki varlığımızla ilgili sorunlarımızı çözmek. Orada daha nitelikli var olmak meselesiyle ilgili adımlar atmaktı ve seçilmiş bazı illerde, bürolarla bu işi başlatabilmekti. Ben bunları yapmaya devam etmemizin önemli olduğunu düşünüyorum.
* Dolayısıyla HDK için değişmiş hiçbir şey yok. Seçim dönemi geldiğinde ara verebiliriz bu işe, çünkü biz toplumsal alanız, siyasal alan değiliz. Ve bileşenlerimizin var olduğu siyasal alanlarla ilgili her bir birey ya da kurum çalışmasını devam edebilir. Ama biz şimdi kaldığımız yerden yaz ayının sıcaklığı, rehavetidir demeden hem kurumsallaşmak adına hem de yerellerdeki varlığımızı pekiştirmek ve bürolar üzerinden çalışmalarımızı kalıcılaştırmak adına kaldığımız yerden devam edeceğiz.
HABER MERKEZİ