“Çözümde yer almayanlar problemin bir parçası olurlar.” Goethe
Türkiye Cumhuriyeti devleti sözde açılımları çerçevesinde öyle bir muhatap arama çabası içerisine girmiş ki, sıradan bir vatandaş çıkıp kendisine ben Kürtlerin temsilcisiyim dese, sorunların çözümsüzlüğüne onunla devam edecek. Kürt sorununun çözümü konusunda yetersiz irade beyanı sergilemiş olan bu hükümet, kendi noksanlıklarını seçtiği muhataplar ile göstermektedir.
Gelinen aşamada çözümü engellemeye yönelik girişimler ve bazı tıkanmalar karmaşık ve sağlıksız bir ortamdan başka hiçbir şey oluşturmamasına rağmen, sorunun muhatabı tüm güçler (Pentagon) Kürt sorununa çözümsüzlüğü çözüm olarak dayatmaya devam ediyor.
Hükümet ise bu duruma karşı, Kürt tarafında muhatap yok havası yaratarak, asimilasyon ve kirli inkar-imha politikalarına devam ediyor, bir nevi mecburiyetlerini yerine getiriyor.
Kürdistan’da yaşatılan bu kirli şavaşın, şu ana kadarki sonuçları bile bir katliam niteliğinde iken, hala savaş konusunda ısrarlı olunması, bize ortada bir zihniyet sorunu olduğunu gösteriyor. Böylece, yanlış şekillenmiş bir refleksin tüm yaşamsal damarları ele geçirdiğini ve çözümsüzlüğün asıl sebebinin de bu zihniyet yapısından kaynaklandığını ortaya çıkıyor. Yani öncelikle demokratik zihniyet yapısına geçişin sağlanması gerekiyor.
Ancak her olay gibi demokratik zihniyete sahip olmakta, isteğe bağlı olarak gerçekleşiyor, yani onu önce istemek, onun iradi duruşunu ve samimiyetini sergilemek gerekiyor.
Fakat Kürt sorunu konusunda suni çözüm reçeteleri ile olayı zamana yayıp, çürütme ve asimilasyon politikaları ile sonuç elde edebileceğine inanıp, Kürt halkının kazanımlarını tanımama ve terörize etme konusu ile meşgul olanların, çözüm zihniyetine sahip olmak istemedikleri açık bir şekilde ortada.
Beş haftadır Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan ile görüşmelerin yapılamaması, bir anda Murat Karayılan’ın yakalandığı yönündeki asılsız haberler ile psikolojik savaş yöntemlerinin devreye sokulması, toplu mezarlar konusunda Türkiye Cumhuriyeti devletinin yaklaşımları, mevcut zihniyeti anlamaya yetiyor.
Kürdistan ve Türkiye’de bunlar yaşanırken, Avrupa ise çözümsüzlük konusunda olaya aktif katılım sağlama çabası içerisinde. 15 Ağustos’da Danimarka’da görülmeye başlayan ROJ TV davası, Almanya’da 31 Ağustos da görülecek olan Yeni Özgür Politika davası ve kısa bir süre önce Fransa’da yaşanan gözaltılar vb. Öyle görünüyor ki, Kürt halkının içerisine çekilmek istendiği durum, muhatapsız bırakılarak, herhangi olası bir çözümün gelişmesini engellemek amacı güdüyor.
Dolayısıyla, Kürt sorununun çözümü çerçevesinde bir yandan iyi niyetli olarak düşünüp, sorunun çözümüne inanırken, öte yandan iyi niyetleri kötüye kullanan tarafların olduğu gerçeğini gözden kaçırmamalıyız.
Bütün bu yaklaşım ve tutumlar çerçevesinde Kürtlerin, 15 Ağustos dirilişinin ruhuna ve duruşuna daha yüksek bir sesle, birçok alanda, bulunulan ülkeden bağımsız olarak, sahip çıkmaları gerekiyor demektir. Her bireyin bu bağlamda otuz yılı aşkın bir süredir verilen mücadelenin yarattığı değerlere sahip çıkarak, sorunun muhatabı olması gerekiyor, demektir.
Sonuç itibariyle hükümet sahte açılımları ile sorunun kendi istediği şekilde çözülmesi kapsamında yurtdışındaki yandaşlarını harekete geçirmektedir. Ancak unutmamalıyız ki, bir konuda yandaş bulmak, öncesinde bu konuda birlikte hareket etmiş olmayı gerektirir. Gerçek muhataplarımız sahneye çıkmakta.
gulistan_utkun@hotmail.de
Muhatap sorunu