Yönetmenliğini Sylvie Collier ve Cathy Maxwell’in yaptığı ‘Geleceği Tatmak -Tasting My Future’ belgeseli, aralarında Kürt kadınlarının da bulunduğu çatışma ülkelerinden göç edip İngiltere’nin Brighton & Hove kentine yerleşmiş kadınların, kendi kültürel mutfaklarına yönelerek, kendilerini rehabilite edişlerini anlatıyor. 14 Ağustos tarihinde Chichester Uluslararası Film Festivali kapsamında gösterilen belgesel filmin yönetmeni Sylvie Collier başarılı bir İngiliz film yapımcısı, Cathy Maxwell ise yıllardır etnik azınlık toplulukları ile eğitim alanında çalışmış bağımsız bir belgesel film yapımcısı. 

Gazetemize konuşan yönetmenler, filmi izleyenlerin bu mülteci kadınların hikayelerine tanıklık ederek onlar ile empati kurmayı amaçladıklarını ve bu insanlara hoşgeldin elinin uzaltılmasını umut ettiklerini söyledi.


Mutfaklarla anlatılanlar

Filmin konusunun ve film fikrinin nasıl geliştiğini sorduğumuz Cathy Maxwell “Fikir, kültürel mutfaklarını aracı yaparak Brighton & Hove’daki çok kültürlü bir kadın grubunun çeşitli hikayelerinin filmini yapma planıyla başladı. Bu bir süre sonra zulüm, savaş veya çatışmadan kaçan ve bilhassa anlattıkları sıradışı hikayelerini dinledikten sonra seslerinin  duyurulması gerektiğini hissettiğimiz mülteci kadınlar üzerinde odaklanmaya dönüştü. Biz bir fark yaratmak istiyorduk. Film çatışma, savaş veya zulüm neticesinde vatanlarını terk etmek zorunda kalmış ve Brighton & Hove’a yerleşmiş etrafına ilham veren bir grup kadın hakkındadır. Korku, kaçış, hayatta kalma ve daha güvenli yeni bir yaşam umudunun hikayelerini anlatıyorlar.  Paylaştıkları tek şey yemek pişirmenin hazzı; kendi ülkelerinden getirdikleri yemekler ve yemek tarifleri... Birlikte yemek yaptıkları için geleneksel olanı yeni fikirlerle harmanlıyorlar ve sevinçli bir bayram havasında tamamlıyorlar pişirme işini… dedi.”

 

Farklılıkların ortaklığı

Belgesel ile vermek istedikleri mesajı sorduğumuz yönetmenlerden Sylvie Collier ise; “Irak, Suriye, Etiyopya, Sudan, Mısır ve Kürdistan (Türkiye ve Irak) gibi bir bir çok ülkeden kimi Hristiyan, kimi Müslüman kadınlar… Farklı yollar aracılığıyla gelen bu kadınlar, bir çok kökenden. Kimisi oldukça eğitimli, yine kimisi mülteci kamplarında oldukça sıkıntılı bir hayat yaşıyor. Filmin pozitif bir diyaloğu teşvik etmeye vesile olmasını istiyoruz” dedi. Sorunlu bölgeleri terk edip İngiltere’ye sığınan mültecilerin negatif şekilde klişeleştirildiklerini aktaran Collier devamla “Filmimizdeki kadınların hikayeleri aşırı zorluklar karşısında, insan ruhunun gücünü anlatıyor. Filmi izleyenlerin bu kadınların hikayelerine tanıklık ederek onlar ile empati kurmalarını umuyoruz. Herhangi birimiz kendimizi böylesi bir konumda bulabilirdik. Köylerini kasabalarını terk etmek zorunda kalıp, içinde bulundukları topluma en üst düzeyde katkıda bulunabilecek bu insanlara hoşgeldin elinin uzaltılmasını umut ediyoruz” dedi.

 

Kürtçe müzik 

Kürtçe müzik de kullanılan film çok sayıda övgü aldı. Brighton milletvekili Caroline Lucas “Kendi ülkelerindeki savaş, zulüm ve tehlike kaçan ve kentimize sığınan, muazzam derecede cesur kadınların inanılmaz hikayelerini anlatan ‘Geleceği Tatmak’ filmini izleme ayrıcalığını yaşadık. Geniş çapta izleyiciye ulaşmalıdır” dedi. Brighton Belediye Konseyi Başkanı Warren Morgan ise “Eğer bu filmi izleme şansınız olursa, mutlaka izleyin. ‘’Mülteci’’ kelimesi hakkında ne düşünüyorsanız, bu sonsuza dek değiştirecektir” dedi.


SUNA ALAN/LONDRA