
Etkinliğe 50 ya da 60 civarında kadın beklenirken 160 izleyici salonu doldurdu. Önceki akşam düzenlenen etkinlik, AK Migrantinnen adına açılış konuşması ve iltica etmek üzere göç yollarına düşüp, yollarda hayatlarını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.
Kurum sözcüsü, “Bugünkü programımızda şehrimizde her gün sayıları artan mülteci kadınlar konuşacak. Buraya nasıl gelebildiler? Kaçmak nasıl bir şey ifade ediyor? Bu kadınlar küçük çocuklarıyla neden ülkelerini, ailelerini neden terkedip, güvencede yaşamak için buraya geliyorlar? Burada nasıl bir günlük yaşamları var? Bu kadınların nasıl arzu ve istekleri var? Bu akşamki programımızda tüm bu sorulara cevaplar arayacağız” dedi.
Bu açıklamanın ardından Stuttgart Stuttgart Sosyal Dairesi Temsilcisi Stefan Spatz konuştu. Spatz, “Avrupa’ya gelebilen mültecilerin yüzde 75’i erkektir. Çünkü kadınlar çocuklarıya engelleri aşıp, Avrupa’ya yetişemiyor. Ekim 2014 itibariyle Stuttgart’ın 16 ilçesinde 67 mülteci yurdunda 2250 kişi yaşıyor. Bunların 700’ü 18 yaş altı çocuklardır. 105’i çocuklarını yetiştiren annelerdir. Stuttgart kentinde kadınların ve çocukların iyi dil öğrenebilmesi için 3 yaşından itibaren çocuk eğitim yerlerine yerleştirmek ve iyi bir eğitim sağlamak istiyoruz” dedi.
Aniden dilsiz oldum
Afganistan’dan gelen bir mülteci kadın gözyaşları içinde “Ben ülkemden kaçmak zorunda kaldım. Ailemin beni hiç tanımadığım biri ile evlendirmek istemesi, kaçmama neden oldu. Çeşitli zorluk ve tehlikelerden sonra Almanya’ya geldim. Ancak birden bire sağır ve dilsiz oldum. Ben mimardım ama hiç bir şey anlayamaz, okuyamaz oldum. Biz kadınlar ailemiz için mecburen herşeyimizi feda etmek zorundayız. Bu ülkeye gelebilen mültecilerin sadece yüzde 1’i kadın. Buraya kaçmak zorunda oldukları için bütün dilek ve isteklerini arkalarında bırakıyorlar.”
Ayak parmaklarım koptu
İran’dan Türkiye ve Yunanistan üzerinden Almanya’ya gelmek zorunda kalan bir mülteci kadın da, “Biz günlerce dağlardan insan kaçakçıları tarafından gezdirildik. Açlık, yorgunluk ve uykusuzluktan bedenim adeta uyuşmuştu. Ayaklarımdaki ayakkabıların yırtıldığını bile hissedememiştim. Birden ayaklarımdaki kanı gördüm. Baktığımda ayak parmaklarımın koptuğunu gördüm” dedi.
İdamı durdurmak için çalıştım
Yine İran’dan kaçmak zorunda kalan diğer mülteci kadın da “Ben sokak çocukları ve kadınları için programlar düzenliyor ve onlara hayatı biraz da olsa yaşanır kılmak istiyordum. Bu çalışmalarımdan dolayı devlet sürekli baskı uyguluyordu. Her ay gidip kendilerine çalışmalarım hakkında bilgi vermem zorunlu kılınıyordu. Ama esas neden bir Kürt siyasetçinin asılacağını duyduğum zaman bu asılma olayını engellemek için yaptığım çalışmalardan dolayı kaçmak zorunda kaldım. Çünkü polis her gün evimizi basıp, beni arıyordu. Yakalansaydım ne olacağını pek bilmesem de belki ben de asılabilirdim” şeklinde hikayesini anlattı.
Programın son kısmında gecenin sunuculuğunu yapan SWR Enternasyonal’den Susanne Babila, Nurtingen mültecilerin yaşadığı ‘Kontena Şehri’ dokumental filmden kısa bölümü göstererek, mültecilerin yaşamlarından kesitler sundu.
Şengal ve Kobanê unutulmadı
Programın diğer ilgi alanı Şengal ve Kobanêli mülteci kadınlardı. Bu kadınlara dair hazırlanan fotoğrafların sergilendiği ve bu kadınların neden kaçarak mülteci zorunda kaldıkları ve hangi şartlar altında yaşadıklarına dair yazılan metinler asıldığı yerde yapılan konuşmalar da son derece ilginçti. Yapılan sohbet ve anlatımlardan sonra program, 3,5 saat sonra sona erdi.
GÜL GÜZEL/STUTTGART