
Aynı zamanda Federal Parlamento'da İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü olan Groth'a Irak, Suriye'deki savaş, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ve bu ülkelerdeki savaş mağduru mültecilere dair düşüncelerini sorduk. Bölgedeki gelişmelerin istikrarsızlığı artırdığına vurgu yapan Groth, Batılı ülkeleri de eleştirdi ve sorumlu davranmaya çağırdı.
Sözlerine IŞİD'in bölgede uyguladığı katliam politikasına değinerek başlayan Groth, bölgedeki vahşete ilişkin şunları anlattı: "İnanılmaz bir hızla gelen, durdurulamayan IŞİD, Irak'ta ve Suriye'de birçok bölgeyi kontrolü altına aldı. Yüzbinlerce insan korkudan ve insan hakları ideolojisinden uzak bu teröristler yüzünden yerlerini yurtlarını terk etti. Bu terörist grubun, inanılmaz metotlarla insanları nasıl katlettiğini fotoğraflardan ve yayınladıkları videolardan gördük. İnsanları vahşice öldürüyor, kadınlara emirler vererek, evlerini yalnız mecbur kaldıklarında terk etmelerini söylüyor. Hırsızlık yapanların elini kesmek gibi cezalar uyguluyor. IŞİD ayrıca, hakimiyeti altına aldığı yerlerde, devletin bankalarını soyuyor, paralarına el koyuyor."
IŞİD'in bölgede ilerlemesinin istikrarsızlığa neden olduğunu belirten Groth, "İmkanları zaten kısıtlı olan bölgeye, milyonlarca Suriyeli mülteci sığınmaya çalışıyordu. Yaşam şartlarının zaten iyi olmadığı bölgede, bu saldırılardan dolayı daha büyük insani felaketler yaşanıyor" dedi.
Tüm bölgede sosyal ve mezhepsel gerginliklerin gittikçe arttığına dikkat çeken Groth, "Özellikle Lübnan'da geçmiştekine benzer, kan dökülmesine neden olabilecek, mezhepsel iç savaş tehdidi tırmandırılıyor. Bu küçük ülkede her dört kişiden biri Suriyeli sığınmacı. Birçok yerde, okula giden Suriyeli çocukların sayısı Lübnanlı çocuklardan fazla. Suriye'nin komşu ülkelerinde uzun süredir içme suyu sıkıntısı yaşanmakta. Sığınmacıların barındığı yerler hiçbir şekilde ihtiyaçları karşılayamıyor" diye kaydetti.
'Batılı ülkeler de sorumlu'
Groth, Irak'ta yaşanan bu krizin yeni bir mülteci sorunu doğuracağına değinerek Avrupa ve Almanya'nın Ortadoğu politikasını eleştirdi: "Irak'ta şu anda yaşananlar ve senelerden beri Suriye'deki olanlardan batılı ülkeler ve de Almanya sorumludur. Suriye'deki muhaliflerin senelerden beri çocuk askerler kullandığı konusu hiç önemsenmedi. Suriye'de çoğunluğun fikri de aynı şekilde göz ardı ediliyor."
'Brahimi de havlu attı'
Suriye'de yaşanan iç savaşın taraflarının birbirleriyle diyalog kurmasını sağlamak için Avrupa'nın hiçbir girişimde bulunmamasını eleştiren Groth, Birleşmiş Milletler ve Arap Ligi Suriye Özel Temsilcisi Lakhdar Brahimi'nin de Kofi Annan gibi "havlu attığını" belirtti.
Suriye'de muhaliflerin kontrol ettiği bölgelere Avrupa'dan yapılan yardımların radikal grupların eline geçtiğini, Avrupa ülkelerinin ise bu duruma ilişkin hiçbir rahatsızlık dile getirmediğini hatırlatan Groth, ekledi: "Alman devleti, bu durumu teyit etmek zorunda kaldı; fakat her zaman yorum yapmamayı tercih etti. Bazı ülkeler de Almanya ve diğer Batı ülkelerinden aldıkları silahları IŞİD ve El Nusra gruplarına verdiklerini itiraf etti."
'Türkiye'nin IŞİD'le ilişkisi kanıtlandı'
Türkiye'nin IŞİD çeteleriyle ilişkisine de dikkat çeken Groth, "NATO üyesi Türkiye'nin senelerce IŞİD'i Suriye rejimine karşı koruduğu, hibelerde bulunduğu, şu anda AB'ye ulaşan dosya ile kanıtlanmış bulunuyor" dedi.
Batı'nın Ortadoğu'da eskisinden de fazla sorumluluğa sahip olduğunu öne süren Groth, yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı: "Ama bu sorumluluk, ABD Dışişleri Bakanı Kerry'nin yaptığı gibi, Irak'a nasıl davranması, yönetiminin nasıl olması veya kimin istifa etmesi gerektiğini söylemek şeklinde olmamalı. Iraklıların veya Suriyelilerin kendi kaderlerini tayin etmesinin desteklenmesi şeklinde olmalı. Mültecilere derhal insani yardım sağlanmalı. Bu yardım, siyasi görüşlerden veya inançlardan bağımsız olmalı. Bunun dışında, Almanya ve diğer Batı ülkelerine gelen sığınmacıların iltica işlemlerinin hissedilir şekilde kolaylaştırılması gerekir. Şimdiye kadar uygulanan mülteci kontenjanları gülünç. Avrupa 'kale' olmak yerine daha da genişlemeli ki, şimdiye kadar olduğu gibi binlerce insan hayatını yollarda kaybetmesin. Avrupa Birliği ve en zengin ülkelerden biri olan Almanya'nın bu konuda artık üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor."
GÜL GÜZEL/STUTTGART