Lucas-Smith Kuzey Fransa’nın olumsuz koşulları ile meşhur Calais Mülteci Kampı’nda mülteciler ile dayanışmak amacıyla; müzisyen arkadaşlarıyla zaman zaman ziyaretler gerçekleştirip ‘Calais Oturumları Projesi’ adını verdikleri müzikal projeleri yürütüyor. Calais Oturumları Projesi’ne Eylül 2015 yılında başlayan ekip, savaş ve zulüm nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan insanları müzikle buluşturuyor. Projenin yürütücülerinden biri olan Lucas-Smith “İnsanlar şarkı söylerken, müzik aleti çalarken, prova alırken ve yaptıkları şeye -müziğe- odaklanırken canlanıyorlar. Böylesi zorlu koşullarda bir çıkışın olması önemlidir. Müzik insani bir ihtiyaçtır ve herkesin müzik yapma hakkı olmalıdır” diyor.


Aylan Kurdi’den etkilendik

Lucas-Smith ve arkadaşlarını oraya götüren şeyse, neredeyse mülteci sorunuyla özdeşleşen bir görüntü; üç yaşındaki Aylan Kurdi’nin Bodrum sahiline vuran cansız bedeni... Sanatçı, bu tablonun kendilerini de çok etkilediğini ve bir müzisyen olarak dayanışmaya ‘müzik yoluyla’ dâhil olmak için bu projeyi hayata geçirdiklerini söylüyor.

“Kampa ayak bastığımız ilk bir saat içinde Suriye’den olağanüstü bir şarkıcı bulduk ve o profesyoneldi. Daha sonra onun gibi birçok Suriyelinin, üniversite eğitimi almış olduğunu gördük” diyen sanatçıya göre oradaki insanlar, müziğin etkisiyle kendilerini yeniden normal hissediyor.


Korkunç koşullar

Kampta koşulların korkunç olduğunu; çamur, derme çatma barınaklar ve çadırların bulunduğunu belirten Vanessa Lucas-Smith, orada ‘Jungle akciğeri’ dedikleri çok kötü bir öksürük de dâhil birçok hastalığın olduğundan bahsediyor.

Sanatçı, kampta kendilerini etkileyen birçok hikâye olduğunu da şu sözlerle anlatıyor: “Kampta yaşayan Afganistanlı İsmail adlı bir kişiyle tanıştık. Hikâyesi gerçekten içimizi burktu. Zira bu asla unutabileceğim bir şey değil. İsmail, evinde müzik yaptığı sırada Taliban üyeleri baskın yapmış. Sadece müzik yaptığı için müzik aleti çaldığı kolunu kaynar suya batırmış ve vücudunun bir tarafına silahla ateş etmişler. Kurşun ise o an odada olan kızının bacağına saplanmış…”


Hem albüm hem belgesel

İngiltere’den gelen müzisyenlerle birlikte kamptaki müzisyenleri kapsayan enformel müzik dinletisi oturumlarından, yeni başlayanlara gitarda birkaç akor öğretimine ve yine kampta bulunan profesyonel bir müzisyenin sesini kaydetmek için derme çatma bir kayıt stüdyosu kurmaya kadar birçok çalışma yapan ekip; yakın zamanda çok sayıda yeteneğin sesini kaydettikleri bir albüm çıkarmaya hazırlanıyor. Albümün tüm gelirini ise kampta seslerini kaydettikleri mülteciler ve yine orada daha fazla müzikal çalışmalar yapabilmek için değerlendirecekler. Çoğunluğu Kürt mültecilerin seslerinden oluşan bu albümün yanısıra kısa bir belgesel çalışması yapmayı da planlıyorlar.


SUNA ALAN/LONDRA