
ABD hala yarısını dahi ödemedi
Ancak Suriye'ye askeri müdahale seçeneğini sürekli gündeme getiren ABD, Fransa ve İngiltere hala vaat ettikleri yardımların yarısını bile ödemedi. Savaş ve doğal felaketlerde bir mülteci akını yaşandığı zaman, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), düzenli olarak insani yardımda bulunmak için ne kadar mali kaynak gerektiğini hesaplıyor. Komiserlik bu bilgiyi, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD) Kalkınmaya Yardım Komitesi’ne bildiriyor. Yardım miktarı, o ülkenin gayri safi milli hasılasına göre hesaplanıyor. Ancak yardım örgütü Oxfam’ın yetkilileri Fransa, ABD, İngiltere ve Avustralya gibi komite üyesi bazı ülkelerin şimdiye dek beklenen yardımın yarısından da az ödeme yaptığını açıkladı.
En cömert Suudiler
Bununla birlikte komite üyesi olmayan ama refah düzeyi yüksek ülkelere de yardım için başvuruluyor. Komite üyesi olmayıp da yardımda bulunan ülkeler arasında Suudi Arabistan en cömert ülkelerden biri sayılıyor. Krallık, 373 milyon Dolar yardımda bulunurken, Suudileri 324 milyon Dolar yardımla Kuveyt takip ediyor. Buna karşın Suriyeli muhalifleri destekleyen Katar ise 2 milyon 700 bin Dolar insani yardımda bulundu.
Yardımların yarısı toplandı
Ancak BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden Dan McNorton, toplamda şimdiye dek beklenenin altında ödeme yapıldığını belirtiyor. McNorton, "Halihazırda gereken yardımların yüzde 50’sini topladık. Suriye’nin komşularını desteklemek için ise paramız eksik. Haziran ayında üye ülkelerden 4 milyar 400 milyon Dolar yardım talep ettik. Bunun 3 milyarı insani yardım ve çabalarını desteklemek amacıyla doğrudan Suriye’nin komşu ülkeleri için öngörülmüştü" dedi.
Ekim'de yardım zirvesi yapılacak
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, mültecilerin ihtiyaçlarını karşılayacak masraflarını toplayabilmek için Ekim ayının ilk haftasında bir toplantı daha yapmayı planlıyor. Dan McNorton, yardım için bu kez üye ülkelerin yanı sıra çeşitli enstitü ve finans kurumlarına da başvurduklarını belirtti.
Aş, su ve sığınacak çatıları yok
Savaştan kaçarak başka ülkelere sığınan mültecilerin durumu da içler acısı. Uluslararası yardım örgütü Oxfam’dan Claire Seaward, mülteci kamplarındaki durumun çok kritik olduğunu söyledi. Seaward, birçok mültecinin durumunun sürekli kötüye gittiğini ifade etti ve ekledi: "Lübnan’da mültecilerin çoğu kamplarda yaşıyor. Buldukları plastik malzemelerle kendi çadırlarını kendileri kurmak zorundalar. Yine gıda teminini kendileri halletmek durumundalar. Sürekli yiyecek arıyorlar. İnsanların en temel ihtiyaç malzemelerinden başka bir şeyleri yok. Temiz su, yiyecek ve altına sığınacakları bir çatı, hepsi bu kadar. Yardıma ihtiyaç duyanların sayısı artıyor."
Cinsel istismara uğruyorlar
Gelişmeleri Ürdün’den takip eden İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden (Human Rights Watch) Lama Fakih, mülteci kamplarında zorlu bir yaşam mücadelesi olduğunu söylüyor. Fakih, "Bu kamplarda yaşayan insanların güvende oldukları söylenemez" diyor. Zira mülteci kamplarında kadın ve kız çocuklarının cinsel istismara uğradığı insan hakları örgütlerinin raporlarına yansımıştı. Birleşmiş Milletler heyetlerinin raporunda kamplarda kadınların tacize ve tecavüze uğradıkları belirtilmişti. Ayrıca kamplardaki Suriyeli kadınların fuhuşa zorlandığına dair haberlerde basında yer almıştı. Kadınların saatlik dini nikahlarla erkeklere pazarlandığı ifade edilmişti.
Mülteciler ucuz işgücü görülüyor
Ancak Suriye’den kaçan insanların sayısı giderek artıyor. Kimi komşu ülkeler de Suriye'den gelen yoğun mülteci akını karşısında kısmen sınırlarını kapatıyor. Lama Fakih, birçok mültecinin, komşu ülkelerin yetkili kurumlarının keyfi uygulamalarından şikayet ettiğini anlatıyor. Türkiye, Ürdün, Lübnan ve Irak gibi ülkelerin sığınmacılara yasal bir statü vermeye yanaşmadıklarına dikkat çeken Fakih ve bu sayede mültecilerin ucuz iş gücü olarak suistimal edildiğini ifade ediyor. Türkiye'nin bir çok kentine dağılan Suriyeli mülteciler arasında dilenenler de çok cuzi fiyatlara inşaat ve tarlalarda da çalışanların sayısı da oldukça yüksek.
HABER MERKEZİ
Taraflar uzlaşmaya vardı
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Perşembe akşamı Suriye'nin kimyasal silah stokunun imha edilmesine ilişkin taslak metni görüştü. Alınan bilgiye göre görüşmede, ABD ile Rusya taslak metin üzerindeki görüş ayrılıklarını giderdi. Taraflardan da haberlere doğrulama geldi. ABD’nin BM Büyükelçisi Samantha Power, anlaşmaya varıldığına dair bir Tweet attı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da bir anlaşmaya varıldığını doğruladı.
BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin'in üzerinde uzlaşma sağladığı taslak metinde Ağustos ayında Şam'da kimyasal silah kullanılmasını kınanırken, Esad rejimi ya da muhaliflere doğrudan bir suçlamada bulunulmadı. Metinde Suriye'nin taleplere uymaması halinde askeri güç kullanılabileceği yolunda bir ifade de yer almıyor. Her ne kadar taslak metin BM sözleşmesinin 7. maddesinden bahsetse de bir askeri müdahalenin yapılabilmesi için buna izin veren ikinci bir karar gerekecek. Ancak uzmanlar böyle bir durumda bu kararın Rusya tarafından veto edileceğini belirtiyor. Taslak metinde ayrıca Suriye’de kimyasal silahların kullanımından yana olanların hesap vermekle yükümlü olacakları belirtiliyor. Bununla birlikte bunların Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaları gerektiğine dair bir ibare taslakta bulunmuyor. Öte yandan Suriye'nin kimyasal silahlarının denetimini yapacak olan Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'nün (OPCW) önümüzdeki hafta çalışmalarına başlayabileceği belirtildi. Esad rejimi geçtiğimiz hafta Örgüte kimyasal silah stokuna ilişkin verileri sunmuştu.
NEW YORK