
Afganistan’taki kıtlık, açlık ve savaştan dolayı göç etmek zorunda kalan Afgan mülteciler, İran-Türkiye sınır hattındaki Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde insan tacirleri tarafından bir bir ölüme sürükleniyor.
Sınır hattına yalnızca 4 kilometre uzaklıktaki ilçeye bağlı Hêlane (Alan) köyü ve Katûne (Kayalar) ile İran’ın Heft Kanîye bölgesi arasında, insan tacirleri tarafından batı ülkelerine götürülme umuduyla alınan mültecilerin çoğu için yolculuk sınır hattında ölümle sonuçlanırken, ilçe sınırlarından sonra ise çoğunun parasına el konuluyor.
Sınır ticareti yapan “kaçakçıların” kullandığı yollar üzerinden ilçe merkezine ardından da Yüksekova’ya getirilen mültecilerden alınması gereken 100 lira yerine, insan tacirleri tarafından yüklü miktarda paralar alınıyor. Binlerce kilometre geldikten sonra sınır hattına varan mültecilerden hasta, yaşlı, hamile ve çocuk olanları, dağlık-kayalık alanlarda 4-5 saat boyunca yürümekte zorluk çektikleri için insan tacirlerinin tehdit, hakaretlerine maruz kalırken, geçtiğimiz günlerde Hêlane köyünün sınır hattında kilosundan dolayı yürüyemez durumda olan bir Afgan mültecinin uçurumdan yuvarlanarak hayatını kaybetti.
Son bir yıl içerisinde çok sayıda mülteci sessiz sedasız ölürken, ölümlerin çoğunun kamuoyuna hiç yansımadığı ve insan tacirleri tarafından dağlık alanlara saklandığı söyleniyor. Yolda cenazeleri fark edilen mülteciler için yetkililerin sessizliği bir de “açlıktan veya soğukta öldü” gibi açıklamalar ile geçiştiriliyor. Her ölüm sonrası cansız bedenler Kimsesizler Mezarlığı‘na defnediliyor. Çıktıkları zorlu yolculukta insan tacirlerinin pençelerinden kurtulan mültecilerden hamile bir kadın ise sınır hattındaki yolda düşük yaptı. Zorlu yollara dayanamayıp düşük yapan kadının bebeğini alanda toprağa vererek, yolculuğuna devam etti.
Çıktıkları “Umut Yolculuğu” boyunca çeşitli baskı ve zorluklara maruz kalan Afgan mültecilerden 20’li yaşlarında 2 genç kadının 1 ay önce insan tacirlerinin tecavüzüne uğradı. Dağlık alanda kadınlara saldıran insan tacirleri, grubun içindeki erkekleri bağladıktan sonra 2 genç kadına tecavüz etti. Söz konusu tecavüz skandalının sınır hattındaki Alan Karakolu askerlerince de fark edilmesine rağmen askerlerin hiçbir müdahalede bulunmadı.
Afgan mültecilerinin çoğu yaşları veya fiziksel durumlarından dolayı veya paraları için insan tacirleri tarafından katledilirken, kimi zaman da İran ve Türk askerleri tarafından vuruluyor. Ölümlü yolculukta can verenlerin kimilerinin İran askerleri tarafından götürülürken, çoğu ölüm de dağlık alanlarda “sır” olarak kalıyor.
Haziran ayından bu yana biri askerin açtığı ateş sonucu 9 Afgan mülteci ilçede ölü bulundu. 10 Kasım: İran sınırından Türkiye’ye geçen biri 11 yaşındaki kız çocuğu 4 Afgan mültecinin cenazesi Alan köyü yakınlarında donmuş halde bulundu. 9 Ekim: Alan köyü kırsalında Afgan uyruklu 1 erkek cenazesi bulundu. 7 Eylül: İlçe girişinde bulunan Şapatan Karakolu’na bağlı askerler, yoldan geçen sivil bir minibüsü taradı. Ağır yaralanan Afganistan vatandaşı 10 yaşındaki Minlal Kerimi yaşamını yitirdi, çok sayıda mülteci de yaralandı. 3 Temmuz: Yüksekova’ya bağlı Manis (Dilektaş) köyü yolunda 1 erkek cenazesi bulundu. 14 Haziran: Yüksekova-Şemdinli yolundaki Darê (Beşbulak) köyünde Afgan mültecilere ait 2 cenaze bulundu.